Zülfiye Akkulak Röportajı

0
31
REKLAM    

Avrupa’da tek Kürt kadın yapımcı Zülfiye Akkulak, “Aslında Kürt sinemasının kendisi de bir film. Sinema alanında yaşadığımız bütün bu zorluklara rağmen ben çok umutluyum. Son yıllarda çok başarılı filmler yapıldı. Ve o hep dillendirdiğimiz Kürt Sineması’nın emekleme dönemi bence artık bir basamak daha yukarıda” diyor. Zülfiye Akkulak, sinema serüvenine Bochum Üniversitesi’nde “Sinema-Tv Bilimi, Tiyatro Bilimi, Alman Dili ve Edebiyatı” bölümlerinde okuyarak başladı. Daha sonra “medya menajerliği” üzerine eğitimini tamamlayan Akkulak, bu yıl tamamladığı Suriye iç savaşını konu alan filmi ve ayrıca prodüksiyon aşamasında olan üç projesi ile Kürt sinemasında bir hayli iddialı. Kürt film yapımcısı Akkulak ile Kürt sineması, Kürt sinemasında kadın ve Kürt sinemasının yaşadığı zorluklar üzerine görüştük. 

Bir çok insan için kamera önünde olmak daha çekici, siz bir  dönem yönetmenlik de yaptınız. Neden yapımcılıkta karar kıldınız?

Gerek eğitimim boyunca gerekse üniversitede daha sonra ise, sinema ve medya alanında birçok bölümde staj yaptım ve çalıştım. Arka planda durmak aslında filmin bütün evrelerinde yer almak anlamına da geliyor, bu da beni daha fazla heyecanlandırırdı. Sinema alanında yapımcı olarak uzmanlaşmak istedim. Bu alanda özel bir eğitim gördükten sonra 2009 yılında Berlin’de kendi şirketim Newa Film’i kurdum. Şirket bünyesinde belgesel film, kısa film, uzun metraj film ve uluslararası ortak yapım projeleri gerçekleştirilmektedir.

Kadın olarak yapımcılık alanında ne tür zorluklar yaşanıyor?
Bütün mesleklerde olduğu gibi sinema alanında da kadın ayrımcılığa uğruyor. Size Almanya’da yakın zamanda bir üniversite de yapılan bir araştırmanın sonuçlarını anlatayım. Almanya’da 2009-2013 yılları arasında çekilen her beş filmden biri, kadınlar tarafından çekilmiş. Bugüne kadar film teşvik fonlarından en çok erkeklerin projeleri desteklenmiş. Kadın yapımcıların projeleri erkek yapımcıların projelerinden daha az destek görüyor. Bu zorluklara rağmen festivallerde kadın yönetmenlerin çok az bütçe ile çektiği filmler daha fazla ödül alıyor. Yine yapımcı olarak da her on filmden biri kadın yapımcılar tarafından çekiliyor.
Amerika’da da bu değişmiyor. 2014 yılında çekilen başarılı filmlerin sadece yüzde 7’si kadın yönetmenler tarafından yapılmış.
Kürt kadın yapımcı olarak çektiğimiz konuların zorlukları, çekim yaptığımız yerlerde karşılaştığımız sorunlar, ek olarak karşımıza çıkan zorluklardır. Sinema alanında sorumluluk düzeyinde az kadın yer alıyor. Daha çok oyuncu, yada daha arka plandaki meslekleri yapıyorlar. Örneğin makyöz, kostüm tasarlayıcısı gibi…

Şu ana kadar kaç filmin yapımcılığını üstlendiniz?
Şu an bitme aşamasında olan filmlerle beraber 6 film yaptım. Ayrıca iki proje için de kaynak bulmaya çalışıyoruz.


Kürt kadınlarının özgürlük mücadelesini anlatan son filminiz Hêvî (umut) geniş kitlelere ulaştı mı? Sinema eleştirmenleri ve seyirciden nasıl tepkiler aldınız?
Hêvî her açıdan çok özel bir film benim için. Gerek kadın yapımcı olarak Kürt kadınını konu edinen bir filmin yapımcılığını yapmış olmam, gerekse çekim aşamasında Sakine Cansız’ın öldürülmesi benim için aynı zaman da  zor bir filmdi. Böyle özel bir durumu yaşadıktan sonra filmi bitirmek kolay olmadı.
Film bir belgesel olarak Almanya’da çok iyi bir izleyici sayısına ulaştı. Sadece Almanya’da değil, Avrupa’nın da birçok yerinde de gösterildi. Genel olarak aldığımız eleştiriler olumluydu. Alman sinema eleştirmenleri de filme çok olumlu yaklaştılar. Bu yıl Amed’de galası yapıldı. Ama Türkiye de çok talep olmasına rağmen henüz gösterime girmedi.

Kürt sineması tartışılan bir konu. Neredeyse herkesin kendine ait bir Kürt sineması var, Kürt sinemasına ilişkin siz neler söyleyebilirsiniz?
Aslında Kürt sinemasının gelişimi de kendi alanında bir “film”. Sadece ülkede değil, bulunduğumuz ülkelerde de kendi derdimizi anlatmak için yarattığımız sinema o kadar çok zorluklardan geçiyor ki, bir kere seçtiğimiz konulardan dolayı iki kere daha fazla çalışmak ve mücadele etmek durumunda kalıyoruz. Artı Kürt sinemasının bir pazarı olmadığı için de bir kez daha mücadele ediyoruz. Ulusal pazarın olmamasından dolayı da filmler yeterince kendi izleyicisine ulaşamıyor maalesef. Kısacası ulusal pazarın, kendi dağıtım ağının ve daha da önemlisi kendi sinema fonlarının olmamasından dolayı Kürt sineması birçok zorluklar ile karşılaşıyor. Hem çekim öncesi hem de çekim sonrasında. Halen filmlerin çoğu yine akraba, dost, aile yardımıyla, yani daha çok kolektif çalışmalarla ancak tamamlanabiliyor.

Kürt sinemacılar uzun yıllardır sinema alanındalar. İstenilen düzey yakalanmış mı? Bir profesyonelleşmeden söz edilebilir mi?
Son yıllarda sinema açısından Kürt yönetmenlerin çektiği çok önemli, çok cesaretli filmler yapıldı. Daha önceleri sadece konu itibarı ile önde olan Kürt filmleri son yıllarda artık stil olarak, teknik olarak da ön planda yer alıyor. Kürt filmlerinin çoğu biyografik ögeler taşıyor. Yönetmenler kendi senaryolarını kendileri yazıyor ya da yazmak zorunda kalıyorlar, çünkü profesyonel senarist yok. Yapımcı olan kişi ertesi gün hem oyuncu, hem yönetmen, hem de senarist olabiliyor. Bu durum film çekmek isteyen yönetmen için de geçerli. Yetersizliklerden dolayı kendileri bir çok şeyi yapmak zorunda kalıyor, ama bence en büyük neden yönetmen dışında diğer bölümlerin hala meslek olarak görülmemesinden de kaynaklanıyor. Bu da tabii ki profesyonelliği zorlaştırıyor geciktiriyor. Ama bu da artık değişmeye başladı. Sinemadaki diğer mesleklerde de uzmanlaşmaya gidiliyor ki bu çok önemli.
 
Finansman sorununu nasıl çözüyorsunuz?

Yapımcılığını yürüttüğüm filmlerimi Almanya’daki televizyon ve film teşvik fonlarının destekleriyle gerçekleştiriyorum. Filmlerde anlatmak istediğimiz hikayelerin doğası gereği geçen mekanların büyük bir kısmının Almanya dışı olması kaynak bulmada işimizi çok zorlaştırıyor. Kürdistan’da çekmek istediğimiz bir filme destek bulmakta pek kolay değil. Buradaki teşvik fonlarının kendi ekonomilerini geliştirme, kültür alanlarını sübvanse etme (desteklemek) doğrultusunda yönetmelikleri ve zorunlukları var. Ama bütün bu zorluklara rağmen ben çok umutluyum. Son yıllarda çok başarılı filmler yapıldı. Ve o hep dillendirdiğimiz  Kürt Sineması’nın emekleme dönemi bence artık bir basamak daha yukarıda.

 

Dört proje sırada

Şu anda yapımcılığını yaptığım bitme aşamasında olan yönetmenliğini Ekrem Heydo’nun yaptığı Suriye iç savaşı ile ilgili bir belgesel çalışmamız var. Film Kürdistan’dan Ermenistan’a kadar bir çok yerde çekildi. Uzun zamandır, birçok zorlukla karşılaşarak tamamladık filmi. Yönetmenin 20 yıl sonra doğup büyüdüğü kasabası Serêkaniyê’ye dönüp sınıf arkadaşları ile buluşmasını, Suriye’deki iç savaşın insanlarda yarattığı altüst oluşu, bıraktığı izleri anlatan bir film. Filmin çekimleri bitti. Şu an post prodüksiyon aşamasındadır. Önümüzdeki dönemde festivallere gidecek.
Ortak-yapımcılığını yaptığım, yönetmenliğini Kazım Öz’ün yaptığı uzun metrajlı filmimizde bitme aşamasında. Dersim’den New York’a kadar bir çok yerde çekildi. Yine bir diğer projemiz ise üç nesilden beri Berlin-Kreuzberg’te yaşayan Trakya/Keşan kökenli Yönetmen Canan Turan’ın ailesinin göçmenlik serüvenine yaptığı yolculuğu, babasıyla  yaşadığı kişisel çatışma ekseninde gelişen bir film. Proje Gerd Ruge Vakfı tarafından geliştirme desteği aldı. Şu an prodüksiyon aşamasındadır. 
Çayan Demirel ile yapacağımız bir çalışma var. Türkiye’nin en karanlık dönemlerinde, 90’ların başında kurulan ve ülkenin çok kültürlü mirasını müzikal olarak dile getiren “Kardeş Türküler” grubunu anlatan bir film. Bu projeyi yönetmenin son filmi Bakur’un yapımcısı Sürela Film’le ortaklaşa gerçekleştiriyoruz. Şu an geliştirme aşamasında ve ‘Türkiye-Almanya Ortak Fonu’ndan destek aldı.

 

Kürt filmi olma kriterleri

Bu konu bir çok ögeden oluşuyor. Kürt sinemasının oluşumunda sadece dil değil, aynı zamanda filmin çekildiği mekan, filmin dili yani bakış açısı, öykü, karakter, filmin ruhu çok önemli yer tutar. Bu bakış açısı varsa eğer, Avrupa’da yaşayan bir Kürt yönetmen de Kürt filmi yapar, Kürdistan’da yaşayan yönetmen de Kürt filmi yapar. Bu ögeler olmadığı zaman Kürdistan’da çekilen filmde Kürt filmi olmaz Avrupa da çekilen Kürt filmi de “Kürt filmi” olmaz. Yani yönetmenlerin  yaşadığı ya da yaşamak zorunda kaldıkları ülkeler belirleyici değil. Kişisel olarak adlandırmadan çok yukarıdaki ögeler benim için önem teşkil ediyor.

YEKO ARDIL / BERLİN

Reklam

ŞIROVE BIKE

Ji kerema xwe re şîrove bike!
Ji kerema xwe navê xwe binivîse