Yönetmen Husson: Öcalan kadınlara güç veriyor

0
10
REKLAM    

Kürt halkının özellikle Kürt kadınlarının başta Rojava ve Şengal olmak üzere birçok bölgede DAİŞ’e karşı mücadelesinin görkemi kendisinden bahsettirmeye devam ediyor.

Dünyanın başına bela olan bir vahşet çetesine karşı mücadele verip ve bu örgütün sonunun getirilmesinde önemli rol oynayan Kürtler, Türkiye’nin tehditleri karşısında Batı tarafından yalnız bırakılmaya çalışılsa da birçok kesim hala Kürtlerin yanında durarak; ortaya konulan destansı direnişin, kendileri için büyük anlam taşıdığını, dayanışmanın büyütülmesi gerektiğini söylüyor.

Özellikle Kürt kadınlarının DAİŞ’e karşı verdiği mücadele bugüne kadar çeşitli arenalarda büyük bir övgüyle bahsedildi. Bu destansı direniş ve Kürt kadınlarının kurmak istediği yaşamın simgesi haline gelen ‘Jin, Jiyan, Azadî’ sloganın anlattıkları, beyazperdenin gücüyle uluslararası toplumun gündemine bu kadar yakın hale geldi.

Birçok uluslararası ve ulusal film festivaline katılarak büyük beğeni toplayan Şengal özelinde Kürt kadınlarının DAİŞ’e karşı direnişini konu alan Fransız yönetmen Eva Husson’un “Les Filles du Soleil” (Güneşin Kızları) filminin yönetmeni Eva Husson ile konuştuk.

DAHA ÇOK DİRENİŞ ÜZERİNEDİR

Şengal Katliamı ve daha sonrasında Kürt kadınlarının yaşadığı dramı konu alan birçok haber ve makale okuduğunu; aynı dönem içerisinde DAİŞ tarafından esir alınıp ama daha sonra kurtulan birçok kadının silah alarak savaştığına yönelik yazıların kendisini çok etkilediğini belirten Husson, tam da o zaman böyle bir film yapmaya karar verdiğini söyledi.

“Öyle bir film yapmalıydım ki, sadece yaşanan dramı değil, aynı zamanda ortaya konulan direnişi ve mücadeleyi anlatmalıydım” diyen Husson, devamla şunları dile getirdi:

“Ne kadar Kürt kadınlarının mücadelesini anlatmak istediysem bir o kadar da kadınların ortaya koyduğu bu direnişi, dünyanın diğer parçalarında farklı olsa da trajedi yaşayan ama sessiz kalmayı tercih eden kadınlara anlatmaktı. Çünkü bugün hem Doğu’da hem Batı’da hem Avrupa’da hem Asya’da yaşayan kadınların korkuları hep aynı, korkularını yenemiyorlar. Diğer taraftan filmime konu aldığım kadınlar korkmayı, boyun eğmeyi, kurban olarak görülmeyi ve ataerkil zihniyetin kendisine dayattıklarını reddediyordu. İşte ben bu kadınları filmime konu alarak, ataerkil sistemin korumak istediği kadın figürünün kırılabileceğini göstermek istedim.”

KÜRT SORUNUNU DEĞİL, KADINLARI ANLATTIM

Güneşin Kızları’nın Kürt sorununu anlatan bir film olmadığının altını çizen Husson, yapılan bazı eleştirilere de şöyle cevap verdi:

“Kürt sorunu çok büyük bir sorun ve ben bu konuya yeterince hakim değilim. Kürt sorununu anlatan bir film yapmam da doğru olmazdı. Kaldı ki; Kürt sorunu 2 saatte sığdırılacak bir konu değil. Benim amacım kadınları anlatmaktı ve onu yaptım. Biliyorum bazı eleştiriler de geliyor ama ben 2 saat içinde YPG, YPJ, PKK ve pêşmergeyi konu alan ve hepsini anlatan bir film yapsaydım çok karmaşık bir durum olurdu. Böyle bir filmi izleyenler, filmin sonunda ne oldu sorusunu sorarlardı. Zaten bu kadar geniş bir konuya bir filmde yer vermek sinemanın ruhuna aykırı olurdu. Tekrarlıyorum; benim amacım kadınları anlatmaktı.”

‘JIN, JIYAN, AZADÎ’, KADININ GÜCÜDÜR

Filmin merkezine oturan “Jin, Jiyan, Azadî “sloganını hatırlattığımızda ise yönetmen Eva Husson, sloganı Kürtçe tekrarlayıp şöyle konuştu: “Bu slogan Kürt kadın savaşçıların yıllardan beridir verdiği mücadele kültürünün ortaya çıkardığı bir üründür. Bu sloganın orijinin, Öcalan’ın önderlik ettiği PKK’li kadınlardan geldiğini biliyorum. ‘Jin, Jiyan, Azadî’, kadının anlamı, varlığı ve gücünü simgeliyor. En önemlisi bu sloganın artık evrensel bir boyut kazanması. Filmin merkezinde bu slogan var, çünkü ben de kadınların gücünü ve varlığını yansıtmak hissettim. Bu slogan, büyük bir anlam ve gücü simgelemenin yanında kadının tarihine ışık tutuyor.”

ÖCALAN KADINLARA GÜÇ VERİYOR

Filmine konu olan Kürt kadınların, yıllardır mücadele eden ve çok güçlü bir kültüre sahip kadınlar olduğunu vurgulayan Husson, Öcalan’ın kadınlara yönelik tezlerinin ilgisini çektiğini ifade etti. Husson, şunların altını çizdi: “Öcalan sadece erkekleri eğitmiyor veya sadece eşitlikçi ve özgürlükçü bir toplumun paradigmasını ortaya koymuyor, aynı zamanda Öcalan, kadınlara kendi gücüyle her şeyi yapabilme güveni ve gücü veriyor.”

ULUSLARARASI TOPLUMUN UTANCI

Konu Kürtlerin DAİŞ’e karşı verdiği mücadeleye geldiğinde ise Eva Husson, “Kürtler olmadan DAİŞ’in sonunu gelmezdi, bunu herkes iyi biliyor” diyerek, şunları ekledi: “Batı, DAİŞ’in sonuna yaklaşmasından sonra Kürtleri yalnız bıraktı. Bu uluslararası toplum için bir utançtır. Kürtleri yalnız bırakmak, anlaşılır olmadığı gibi anormalliktir. Bu ihaneti çok iyi biliyorum. Benim dedem de İspanya iç savaşında, Franco faşizmine karşı savaştı. Daha sonra dedem Fransa’ya geçerek mücadeleye devam etti. O dönem Avrupa, İspanyolların faşizme karşı mücadelesine destek vermeyerek onları yalnız bıraktı, yani ihanet etti. Şimdi aynısı Kürtlere yapılıyor.”

Reklam

ŞIROVE BIKE

Ji kerema xwe re şîrove bike!
Ji kerema xwe navê xwe binivîse