Yeni bir hayat için umutlanmak

0
18
REKLAM    

Önder ELALDI

Son dönemde edebiyat dünyasından beyaz perdeye aktarılan eserler arasında çok sayıda roman yer alıyor. Charles Dickens’ın başyapıtı ‘Büyük Umutlar’ da bunlardan biri. Filmin yönetmenliğini bir çok başarılı filme imza atan Mike Newell yapıyor. Yönetmenin çektiği filmler arasında bir başka edebiyat uyarlaması olan Gabriel Garcia Marquez’in ‘Kolera Günlerinde Aşk’ dışında ‘Köstebek’, ‘Mona Lisa Gülüşü’ ile ‘Harry Potter ve Ateş Kadehi’ de bulunuyor. Romanın içeriğine ve diline sadık kalarak çekilen film, zengin kadrosuyla dikkat çekiyor. ‘Büyük Umutlar’, Sanayi Devrimi’ni yaşayan İngiltere’de yok olmaya yüz tutan aristokrasinin yerini dolduracak burjuvazinin yeni oluşmaya başlayan yaşam ilişkilerine mercek tutuyor. Kent – kır arasındaki ayrımı kimi etik değerler üzerinden anlatan film, merkezine Joe ile Pip’in bozulan dostluklarını yer veriyor.


Dayanışmacı bir ruh var

Küçük bir çocuk olan Pip, Joe ile yakın dosttur. Ablasının eşi olan Joe, demircilik yaparak hayatını kazanır ve Pip’de onun çırağı olarak yaşamını sürdürmek ister. Pip ile Joe aralarında büyük bir yaş farkı olmasına rağmen küçük bir köyde sade bir hayat sürerler. Küçük bir yerleşim yerinde kendi kendine yeten ekonomik faaliyetler içinde yaşamlarını sürdüren insanlar arasında dayanışmacı bir ruh vardır. Rekabete dayanmayan bir yaşam insanların birbiriyle olan ilişkilerine de yansır. Pip ile Joe arasındaki ilişki de bu ruhun tezahürü olarak gelişir. Toplumsal bir varlık olan insanın sosyal çevresiyle değişerek gelişmesini Pip üzerinden görürüz. Pip’in yaşadığı değişim ve Joe ile olan dostluğunun izleyeceği seyir filmin ana anlatısı olarak izleniyor.

Sistem eleştirisi yapıyor

Evin yakınında bulunan kasvetli malikaneye çağrılması ona farklı bir yaşamın var olduğunu hissettirecek bir değişimin öncülüğünü yapacaktır. Malikanenin şatafatının üzerini karanlık bir örtü kaplamış güneşin bile girmediği evin her tarafını fareler kemirir. Dickens burada bir sistem eleştirisi yapar. Aristokrasinin yaşam biçimini ve geliştikleri ilişkilerinin pespayeliğini ev ve hanımı üzerinden anlatır. Zaman olgusunu pek hissettirmese de gemilerin çarkından yola çıkarak sanayileşme çağında olduğumuzu anlarız. Malikanede kalan küçük kız Estella ise gelişmekte olan burjuva toplumunun yaratacağı ilişki biçiminin de habercisidir. Duygusuz yetiştirilen küçük kız hem Pip’in işçi ailede yaşamasıyla dalga geçer hem de çıkara dayalı ilişkilerinde bugünün toplumunun nüvelerini yansıtır.

Kapitalizmin kanlı yönü

Pip, gençlik çağına geldiğinde kendisine miras kalır ve Londra’ya gider. Zenginliğin ve şatafatın hakim olduğu kent aynı zamanda da yoksuluğun ve açlığın hüküm sürdüğü bir yerdir. Ticaret şehrin zenginliğini sağlayan başat bir ekonomik faaliyettir. Yönetmen romanın ruhunu filme yansıtma konusunda gayet başarılı. Bunu yaparken de önemli göstergelere başvuruyor. Bu sahnelerden bir tanesi de Pip’in Londra sokaklarında ilk indiğinde karşılaştığı parçalanan et sahnesi. Aristokratik ilişkileri terk edilmiş ev üzerinden anlatılan film, et ticareti üzerinden de gelişen kapitalizmin kanlı yönünü gösterir. Hafızamıza yerleşen bu sahne daha sonra karşılaşılacak zenginliğin nasıl var olduğunun kanıtı olarak izleyicinin imgelemeninde yerini alır.

Şehir hayatının trajedisi

Her geçen gün kentin kültürüne uyum sağlayan Pip, geçmişini hayatından silmeye başlamıştır. Joe, onu ziyaretine geldiğinde ondan utanır. Joe de ondan uzaklaşır ama yine de ondan yardımlarını esirgemez. Joe’den kopuşun yarattığı duygusal boşluğun yerine Estalla’ya olan aşkını koyan Pip, Estalla’nın duygusuz ve çıkar üzerine kurduğu yaşamını eleştirir. Ama son kertede aşkı öncelleyen yazar, değişen Pip ile Estella’yı buluşturarak şehirde çıkar üzerine kurulmuş hayatların trajedisini hissettirir.

 

Yeniden umutlanmak

Şehirdeki yaşamların trajedisi üzerinden umudun varlığını tekrar düşündüren film, umudun insanların yaşamındaki merkezi rolüne gönderme de yapar. Joe ile Pip’in erdemler üzerine kurulu yaşamını Estella ile olan ilişkisine tercih ettirerek umudu öldürür. Ortaya koyduğu bu trajedi aynı zamanda ‘Büyük Umutlar’ olarak adlandırılan yaşayışın hiçliği ve hüznünü seyirciye düşündürür. Film, bununla birlikte dogmatik olarak kodlanan umutları, düşünce ve iradenin yeniden var edeceği umutlar ekseninde bir kez daha ele alıyor.
KÜNYE
Yönetmen: Mike Newell
Oyuncular: Jeremy Irvine, Ralph Fiennes, Helena Bonham Carter
Ülke: İngiltere
Süre: 128 dk
Reklam

ŞIROVE BIKE

Ji kerema xwe re şîrove bike!
Ji kerema xwe navê xwe binivîse