Vatansızların filmi: Asfur

0
107
Handan TUFAN / İzmir – Diha

 

 

“Asfur” belgeseli Suriye’deki iç savaştan Türkiye ve Kürdistan şehirlerine göç edenlerin dramını anlatıyor. Yönetmenliğini Eylem Şen’in yaptığı belgesel, Hatay, İstanbul, İzmir olmak üzere birçok kente göç etmek zorunda kalan Kürt, Bedevi, Ermeni ve Êzidî halkların karşı karşıya kaldığı zorluklara değiniyor. Savaşın televizyondan izlendiği gibi olmadığını söyleyen Şen, belgeseli de buna uygun biçimde estetize ettiğine ifade etti.

 

nuce 11052014-111329-1399796009.28


Herkes bilsin, hissetsin

Belgeselin ismini Marcel Khalife’nin yazdığı bir şiirden aldığını anlatan Şen, kafesinden kaçan bir kuşun hikâyesi hakkındaki bu şiirin, kendine ‘kafes’ olan vatanından kanadı kırık ayrılmak zorunda kalan tüm halkları sembolize ettiğini söyledi. Şen, ardından sözlerine şunları ekledi: “Suriyeliler Asfur şiirinde olduğu gibi, bozuk bir kafesten kaçıp sığınmışlar. Ama başka bir kafesin içine saklanmak için kapatılmış gibiler. Bunu ben gördüm, hissettim, başkaları da görsün, izlesin, hissetsin, bilsin istiyorum.”



‘Terörist’ muamelesi

Suriye’den gelen mültecilerin, mülteci statüsünde olmadığını ve misafir tanımı ile geçiştirilen, geçici bir statülerinin olduğunu hatırlatan Şen, her anlamda ‘yok’ sayıldıklarını ve toptancı bir biçimde Suriyeli denilip geçildiğini kaydetti. Oysa gelenlerin Arap, Kürt, Êzidî, Ermeni olduğunu ve kimliklerinin yok sayıldığını aktaran Şen, “Toptancı bir biçimde ‘terörist’ muamelesi görüyorlar. Çok düşük ücrete çalışmak zorunda kalıyorlar ve paralarını dahi alamıyorlar. Bunun gibi birçok sorun var” diye belirtti.


Sendikalar duyarsız

Emek ve özgürlük mücadelesi veren sendikaların gündemine bile gerçek bir biçimde girmediğini söyleyen Şen, “Oysa bu durum ücretlerin düşmesi, emekçiler arasındaki ayrımcılığın derinleşmesi ve ileriye dönük ciddi sorunlar demek. Örneğin yüz binlerce çocuk eğitim imkânlarından yoksun ve bu kimsenin umurunda değil” dedi.
 


Savaş gerçeğini aktarıyorum

Savaştan önce Suriye’de dizi senaristi olarak çalışan bir mültecinin ‘Savaş internetten ya da televizyondan izlediğiniz bir film değil’ dediğini aktaran Şen, “Sinemacı olarak, savaş gerçekliğini görünür kılmak gerekiyor. Çünkü bu bir film değil. O bombalar kentleri, evleri, insanları parçalıyor. Bu bir film değil demek istedim. Belgesel buna uygun biçimsel bir estetik anlatım imkânı sunuyor” diye konuştu.

ŞIROVE BIKE

Ji kerema xwe re şîrove bike!
Ji kerema xwe navê xwe binivîse