Tahran sokaklarında kaçak bir sürücü: Cafer Panahi

0
77

Rejim karşıtı olduğu gerekçesiyle 20 yıldır mesleğini icra etmesi yasaklanarak ev hapsinde tutulan İran’lı yönetmen Cafer Panahi, yasaklı olduğu ülkesinde kaçak film yapmaya devam ediyor. Son filmi ‘’Taxi’’ ile, Berlinale’de ‘’!Altın Ayı’’ ödülü için yarışıyor. Film, şimdiye kadar gösterilen filmler arasında en güçlü adaylardan birisi olarak görülüyor.

Cafer Panahi, İran sinemasının en aykırı isimlerinden. Yaptığı filmlerle iktidarı eleştiren Panahi, bundan dolayı kendi ülkesinde, yasaklı. Panahi, ilk önce cezaevi, ardından da 2010 yılında ev hapsi cezasına çarptırıldı. Daha sonra da  İran rejimi tarafından kendisine 20 yıl film yapmama ve ülke dışına çıkma yasağı getirildi. O ise bunu dinlemiyor, her fırsatta kaçak olarak film çekmeye devam ediyor. İki yıl önce çektiği “Perde“ ve bu yıl ise “Taxi“ filmleriyle Panahi, sinemaya olan tutkusunu sürdürerek, İran rejimine teslim olmayışını tüm dünyaya gösteriyor. Kürt sinema seyircisi bu duruma çokta yabancı değil. Bundan 23 yıl önce Yılmaz Güney ilk defa kaçak olarak, “Yol“ filmini çekmiş, illegal yollarla filmini Fransa’ya çıkararak Cannes film festivaline katılmış, orada en iyi film olarak görülerek, “Altın Palmiye“ ödülünü kazanmıştı. Bu tablo Ortadoğu’da yaşayan sinemacı, yazar ve sanatçıların yaşadığı sıkıntı olarak günümüzde de olduğu gibi sürüyor. İran’da ise Bahman Ghobadi ve Cafer Panahi’nin de içerisinde bulunduğu çok sayıda sinemacı yasaklı ve film çekmelerine izin verilmiyor. Ghobadi, bundan 3 yıl önce kaçak olarak İran’ın arka sokaklarında müzik yapan rock sanatçılarının hayatını çekmesinin ardından bir daha İran’a gidemedi. Panahi ise yasaklı olarak Tahran’da yaşıyor. Ülke dışına çıkılmasına izin verilmiyor.

 

Üçüncü kaçak film

 Bütün bu yasaklara rağmen film çekmeye devam eden Cafer Panahi’nin “Taxi“si kaçak olarak çektiği üçüncü filmidir. 2011 yılında çektiği ‘’Bu bir film değildir“ ardından 2013 yılında ise bir evin bütün perdelerini kapatarak, film setine çeviren Panahi, filmin ismini de “Perde“ koyarak, içerisinde bulunduğu duruma göndermede bulunuyor. Bu seferde farklı bir konu ve benzer bir yaratıcılıkla herkesi kendisine hayran bıraktıracak yeni bir film ile dünya sinema seyircisinin karşısına çıkıyor. Film, Tahran sokaklarında ticari bir taksinin içerisinde geçiyor.  Adeta ticari bir taksiyi film stüdyosuna çeviren Panahi, birilerine inat edercesine film çekmeye devam ediyor. Film çekme yasağının üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen bu, Cafer Panahi’nin çektiği üçüncü filmi. Her üçünü de kaçak yollarla çeken Panahi’nin filmleri uluslararası arenada ciddi anlamda ilgi ve destek görüyor. Başta Cannes ve Berlinale olmak üzere  birçok festival, Cafer Panahi’nin filmlerini gösteriyor. “Taxi“de bu yıl 65’nci Berlinale’de ‘’Altın Ayı’’  için yarışan 19 film içerisinde yer alıyor. Dün gösterilen film, eleştirmen ve sinema yazarlarından tam not aldı. Filmin galasına ise, Cafer Panahi’nin ülkesinin dışına çıkışı yasak olduğu için eşi ve yeğeni katıldı. Berlinale’nin direktörü Dieter Kosslick ise, bu durumu sanata uygulanan baskının 21’nci yüzyılın en büyük ayıbı olarak yorumlayarak, sert bir dille eleştirdi.

 

Taksideki film stüdyosu

 Filmde, taksinin ön tarafına yerleştirilen küçük bir kamera aracılığıyla Cafer Panahi ve Tahran’ın karışık sokaklarını görüyoruz. Panahi’nin ticari taksisinin konuklarıysa oldukça ilginç: korsan videocu, kendisi gibi mesleğinden men edilen bir avukat, batıl inançlı yaşlı kadınlar, film çekmesi gereken küçük kız yeğeni. Taksi Tahran sokaklarında yol alırken, yolcuların aralarındaki diyaloglarda yasaklar, sinema, cezalar ve gündelik kaos yer alıyor. Kurmaca ve belgeselin iç içe geçtiği filmin bütün oyuncuları ise, amatör kişilerden seçilmiş. Kendisininde oynadığı filmde, aslında bir anlamda Panahi, ‘’Perde’’ filminde olduğu gibi hayatını anlatıyor. Trajedik durumu kıvrak bir  zeka ile anlatmayı beceren Panahi’nin taksisinde teatral sahnelerin dışında gerilim, komedi ve diyaloglar ard arda öne çıkıyor. Gün boyu Tahran sokaklarındaki yaşananlara tanıklık eden Cafer Panahi’nin taksisinde korsan videocu, ziyarete giden batıl inançlı kadınlar, hastaneye gitmek zorunda olan kaza geçirmişler, mesleğinden men edilmiş bir avukat yolculuk ediyor. Bütün diyalogların merkezinde ise, mağduriyet oturuyor. Panahi’nin son yolcusu ise kız yeğeni Hana’dır. Panahi’nin taksisi okulun bahçesine girer, onu alır. Hana’nın, bir  okul projesi için kısa bir film çekmesi gerekmektedir. Film, taksi içerisinde Hana’nın elinde kamera, Tahran’ın sokaklarında gezerken son buluyor. Yönetmen bununla İran rejimine eleştiri oklarını yönelterek, bir anlamda kendisinden sonra, gelecek kuşakların sinemaya devam edeceğinin mesajını veriyor.

 

“Taxi“ eleştirmenlere göre Berlinale’de gösterilen filmlerin içerisinde, ‘’Altın Ayı’ya en yakın duran filmlerin başında geliyor.


ALİ GÜLER

ŞIROVE BIKE

Ji kerema xwe re şîrove bike!
Ji kerema xwe navê xwe binivîse