Sinemanın Doğuşu

0
31
REKLAM    

İnsanların ilk sinemayla tanışmaları nasıl oldu? Öyle ya,insanlar hiç bilmedikleri bir dünya ile tanışıyorlar ve bu dünyanın nimetlerinden yararlanmak için belli miktarda para ödüyorlar… Örneğin; ilk filmin hasılatı ne kadardı?

İlk gösterilişte hasılat 35 franktı. Bugün dünyada sinemaların günlük hasılatı yüz elli milyon franktır.

28 Aralık 1895’te Kapüsin Bulvarı’ndan geçen Parisliler ‘’Gran Kafe’’ nin önünde bir afişle karşılaştılar. Noel telaşı ve yılbaşı hazırlıkları neticesinde bütün şehir sokaklara dökülmüştü.afişin önündeki iki kelimelik yazı dikkatini çekmişti Parislilerin ‘Sinematograf Lümiyer’. Bunu gören Parisliler, sebebi anlaşılmaz bir muamma karşısında bulunduklarım anlamış olacaklardı ki şöyle bir göz attıktan sonra hemen yürüyüp geçemediler. Afişin önünde biriken kalabalık, bir an oldu ki tıpkı afişte resmedilmiş olanlar gibi oradaki daracık kapıdan içeri girebilmek için birbirlerini itmeye koyuldular…

Sonra on beş, yirmi basamaktan sonra orta büyüklükte bir bodruma girdiler. Burası Gran Kafe’nin Hint Salonu denilen kısmı idi. Duvarlar koyu renkli kumaş ve halılarla kaplanmış, Sıra sıra koltuklar var. Tam karşıya gelen duvara, aşağı yukarı bir yatak çarşafı kadar beyaz bir bez gerilmişti.peki ama neden o beyaz perde duvardaydı? Kenardaki piyanoda birisi ihmalkar bil tarzda çaldığı beylik parçaların nağmelerini loşluğa boşaltıyor. Bir süre bu can sıkan gürültüden başka bir hadise yoktu.

Birden loş salon zifiri karanlığa büründü. Birtakım gıcırtılar duyuluyor. Bir delikten fışkıran ışık bir şerit halini alarak ekrana varıyor ve kapıdaki mahut afişte okuduğumuz tabiri tekrar gözlerimize suluyor: “Sinematograf Lümiyer” ve hemen peşinden şu kelimeler okunuyor: ‘’Liyonda ki Lümiyer’’ tezgahları mamulatı. Biz bir oyuna kurban gittik, bizleri aldattılar. Bu, basbayağı bir projeksiyon oyunu; hem de en adisinden. Hem bakın, yazılar nasıl da titriyor ve büyüyüp küçülüyor. Bütün herkes bu düşünceleri aklından geçirirken yazıların silinmesiyle bir fabrikanın kapısı, olduğu gibi perdeye giriveriyor. Bu kapıdan çıkan kadınlar salondakilerin üzerlerine doğru ilerliyorlar. Yaklaştıkça büyüyorlar ve gittikçe merak artıyor fark edilen yüzlerinde, Sanki bu insanlar canlı. Hayatın aynını perdeye getirmişler,meraklı seyircilerin kısa bir şaşkınlık devresinden sonra duydukları memnuniyetle vardıkları bu müspet kanaat “Sinematograf Lümiyer” yani sinemanın ilk zaferidir. 35 frank, ilk günün muhasebesi şöyle çıkıyor, 35 seyirci ve 35 frank…

Bugün dünyanın dört bucağındaki sinemaların günlük hasılatının en az 150 milyon frank, yani aşağı yukarı bir milyon beş yüz bin lira olduğunu söylersek, 28 aralık 1895 teki günlük hasılata bakarak gülmek mi lazımdır, yoksa şu son 55 yılda sinema endüstrisinin ilerleme hızına hayretle bakakalmak mı? Bir ışık oyununun fotoğraf sanatından faydalanması demek olan sinema, bugün kısa zamanda sanatı, ilmi, propagandaya varıncaya kadar birçok beşer faaliyetini içine alarak kah zevk, kah hizmet yolunda dünyayı fethetmiş bulunuyor.o büyülü dünya ile tanışan bir daha vazgeçemiyor.

Birsen Algül

Reklam

ŞIROVE BIKE

Ji kerema xwe re şîrove bike!
Ji kerema xwe navê xwe binivîse