Sinema Tadında Psikoterapi

0
46
REKLAM    

Film terapisi, Sinema filmlerinin psikoz bozukluklar haricinde bazı psikolojik sorunların tedavisinde kullanılması yöntemi.

 

 

Tarihçesi

Yöntem, ilk olarak Gary Solomon‘ın 1995 yılında yayınlanan ‘The Motion Picture Prescription: Watch This Movie and Call Me in the Morning: 200 Movies to help You Heal Life’s Problems’ adlı eseriyle öne sürülmüştür. College of Southern Nevada‘da psikoloji profesörü olan Solomon kitabında 200 kadar filmin oyuncu kadrosu, hikâyesi, terapide kullanılacak iyileştirici temaları ve yorumlarıyla birlikte ele almıştır.

Film terapisini terapi seanslarında ilk uygulayanlar ise ABD’li psikiyatrist çift David Cambronne ve Jan Hasley olmuştur.

Kullanımı

Uzman eşliğinde rahatsızlığın türüne göre seçilen film izlendikten sonra uzman, kişiyle film hakkında konuşmakta ve hikâye ve karakterlerin davranışlarıyla kişinin karşı karşıya kaldığı sorunların önce açığa çıkarılması sonra giderilmesi amaçlanmaktadır. Film veya kliplerini, depresyon, huzursuzluk, öfke, sinirlilik ve korku faktörlerinin iyileşiminde yardımcı metot olarak kullanılmaktadır.

Film/sinema terapisinde psikiyatristler, psikologlar, terapistler, akademisyenler, eğitimciler 8-12 kişilik hasta gruplarına onların ihtiyaçlarına göre örneğin ilişkilerindeki sorunları, bağımlılıkları veya yaşadıkları travmalarına yönelik temaları içeren filmleri seyrettirirler. Haftada bir gerçekleştirilen seanslarda katılımcıların gösterdikleri gelişmeler uzman tarafından kayıt altına alınır.

Film terapisi, bilişsel-davranışsal yaklaşımlar için destekleyici, tedaviyi destekleyici, hızlandırıcı bir araç olarak da kullanılmaktadır. Terapide hikâyeler, mitler, espriler ve rüyalara benzer şekilde kullanılabilen metaforlar olan filmler hastanın bilişsel (cognitive) yapısını anlamayı kolaylaştırmakta ve aynı zamanda izlediği filmdeki davranışa öykünerek tedaviye daha açık olmaktadır.

Konu hakkında bir de kitabı bulunan psikiyatrist Fuat Ulus’a göre filmi seyrederken düşünce, his ve inançlarımızın projeksiyon denilen bir yansıtma mekanizmasıyla filmdeki olay ve karakterlere ulaşmakta, karakterlerle özdeşleşerek (identifikasyon) ya algılamakta ya da reddetmekte ve farkında olmadan karakterlerin yerine geçmekte, daha sonra introjeksiyon denilen bir başka bilinç altı akım ile olayları kendi dünyamıza çekmekteyiz. Film bittiğinde ise öğrendiklerimizle öfke, huzursuzluğumuz ve depresyonumuz da hafiflemeye başlamaktadır. Ulus kaliteli bir psikolog elinde filmlerin bir ilaç kadar tesir edebileceğini de öne sürmektedir.

Bazı rahatsızlıklarda kullanılan filmlerden bazı örnekler:

  • Depresyon: Alone In The T-Shirt Zone (1986)- Death In Small Doses (1995) – Eraserhead (1976) – Harold And Maude (1971) – King Of Marvin Gardens (1972) – The Last Picture Show Modern Times (1936) – Natural Enemies (1979) – Ordinary People Repulsion (1965) – The Seventh Veil – The Shrike – Unstrung Heroes (1995) – The Wrong Man
  • İlişkilerdeki çatışmalar:The Accidental Tourist – Groundhog Day – He Said, She Said – Ordinary People – The Story of Us -The War of the Roses -Who’s Afraid of Virginia Woolf?
  • Eş seçimi:Forget Paris – Me, Myself and I – When Harry Met Sally
  • Öz saygı: Billy Elliot(2000) – Children of a Lesser God(1986) – Dead Poets Society (1989) – Erin Brockovich(2000) – Field of Dreams (1989) – The Full Monty (1997) – Gattaca (1997) – Forrest Gump (1994) – My Left Foot(1989) – Rain Man (1988) – The Other Sister (1999) – The Paper (1994) – Parenthood (1989) – Places in the Heart(1984) – Powder(1995) – Shawshank Redemption (1994) – Secrets and Lies(1996) – Shine (1996) – Sliding Doors (1998) – The Turning Point
  • Cesaret: Saving Private Ryan (emotional challenging, 1998) – Serving in Silence – The Shawshank Redemption – The Diary of Anne Frank (1959) – Forrest Gump
  • Yakınların Kaybı/Ölüm: Ghost – The Fisher King – What Dreams May Come – Dying Young – My Life – Flat Liners

Eleştiriler

İtalyan psikiyatr Massimo Fagioli gibi bazı uzmanlar sinemanın gündelik hayattan uzaklaşmayı sağlamakla birlikte depresyon gibi ciddi rahatsızlıkların tedavisinde kullanılamayacağını belirtmektedirler.

Ek Okumalar

Kitaplar

  • Gary Solomon, ‘Motion Picture Prescription: Watch This Movie and Call Me in the Morning, Aslan Publishing, Santa Rosa Claifornia, 1995
  • John ve Jan Hesley, Rent Two Films and Let’s Talk in the Morning: Using Popular Movies in Psycotherapy, New York: John Wiley & Sons, 1998
  • Glen ve Krin Gabbard, Psychiatry and The Cinema, London, England: American Psychiatric Press, 1999
  • Nancy Peske ve Beverly West, Cinematherapy: The Girl’s Guide to Movies for Every Mood, New York: Dell, 1999
  • Glenn Gabbard, Psychoanalysis & Film. London, England: H. Karnac, 2001
  • Fuat Ulus, Movie Therapy, Moving Therapy, Not Avail, 2003
  • Michael A. Kalm, The Healing Movie Book – Precious Images: The Healing Use of Cinema in Psychotherapy. Lulu Press, 2004
  • Danny Wedding ve Mary Ann Boyd, Movies & Mental Illness: Using Films to Understand Psychopathology, Ashland, OH: Hogrefe & Huber, 2005
  • Birgit Wolz, E-Motion Picture Magic: A Movie Lover’s Guide to Healing and Transformation. Centennial, Colorado: Glenbridge, 2005
  • David Robinson, Reel Psychiatry: Movie Portrayals of Psychiatric Conditions . Port Huron, Michigan: Rapid Psychler Press, 2005
  • Faruk Gençöz (editör), Psinema: Sinemada Psikolojik Bozukluklar ve Sinematerapi. Ankara: Hekimler Yayın Birliği, 2007

Makaleler

  • Gençöz, F., Aka, B.T. (2007) Sinema tadında psikoterapi: Sinematerapi. Bilim ve Teknik Dergisi, 40 (473), 58-61.
  • Gençöz, F. (2006) Sinemada psikolojik bozukluklar: Psinema. Bilim ve Teknik Dergisi, 39 (458), 82-86.
  • Aka, B. T. & Gençöz, F.(Baskıda) Sinematerapinin Mükemmeliyetçilik ve Mükemmeliyetçilikle İlgili Şemalar Üzerindeki Etkisi. Türk Psikoloji Dergisi.
  • Gençöz, F. (2008). Sinema Filmlerinde İntihar: Araştırma, Eğitim ve Sinematerapi. Kriz Dergisi, 16(2), 1-9.
  • Gençöz F. (2007). Sinema Filmlerinden Psikolojik Fayda Sağlamak. Güncel Psikoloji ve Psikiyatri Dergisi, 3(Yaz), 52-56.
  • Gençöz, F. (2007). Sinema, Duygular ve Sinematerapi. Popüler Bilim Dergisi, 163, 20-24.
  • Gençöz, F. (2007). Psikoloji, Psikiyatri, Psikoterapi, Sinema: Psinema. Güncel Psikoloji ve Psikiyatri Dergisi, 2(Bahar), 52-55.


Tedavi edici filmler

Gündelik hayatın tüm sıkıntılarından kurtulmak için yeni bir başvuru kaynağınız var, filmler… ‘Altıncı His’ ölüm acısına iyi geliyor, ‘Esaretin Bedeli’ baba oğul ilişkilerine.

Orta yaş krizi mi yaşıyorsunuz? Suçluluk duygusu içinizi yiyip bitiriyor mu? Sağlıklı ilişkiler kuramıyor musunuz? Bu sorunların çözümü evinizde oturup DVD izlemek kadar kolay olabilir. En azından psikoterapist ve film meraklısı Bernie Wooder buna inanıyor. Filmlerin iyileştirme gücüne tüm kalbiyle inanan Wooder, film tedavisi manasına gelen movie therapy kalıbını İngiltere’de yaygınlaştırmak için de ön ayak oluyor ve bu terapinin nasıl işlediğini anlatmak için bir kitap yazdı.

Bu sistem Royal College of Psychiatrists tarafından destek amaçlı bir danışma olarak tanımlanıyor ve kişinin problemine göre uygun bir film seçilerek reçete yazılıyor, ardından da konu üzerine konuşularak durum için çözümler üretiliyor. Wooder terapiyi şöyle açıklıyor: “Film terapisi gerçekten de çok güçlü bir yöntem çünkü duygulara direk erişim sağlıyor ve onları mıknatıs gibi yüzeye çekmeyi başarıyor. Filmler insanlara rol modeller sunar, ilişkilerdeki sorunları açığa çıkarır, problemleri ve çözümlerini saptar, insanlara ilham verir ve motive eder. Ve üçüncü kişinin bakış açısından izlediğiniz için film seyrederken gardınızı düşürürsünüz, böylece film kendinizi keşfedebilmeniz için bir sıçrama tahtası görevi görür.

HER HASTALIĞA GÖRE BİR FİLM

68 yaşındaki Wooder, Rocky’den (güven sorunlarını aşması için iş adamlarına) Hayalet / Ghost’a (ölüm gibi büyük bir kayıp yaşayan kişilere) kadar çeşit çeşit filmleri tavsiye edebiliyor. Wooder’ın terapiye olumlu cevap veren hastalarından biri otuzlarında, dışarıdan bakıldığında son derece başarılı görünen ancak derin bir depresyon geçiren Bette (hasta gerçek adını vermiyor). Bette aşağılık kompleksi ile baş etmeye çalışıp sorunun kaynağını anlayamıyor ve mutluluğun onu es geçtiğini düşünürken Wooder’a gidiyor. İçinde bulunduğu durumu ona anlattığında Wooder ona Alfred Hitchcock’un 1940 yapımı gerilim filmi Rebecca’yı izlemesini ve ardında da gelip filmin ona nasıl hissettirdiğini anlatmasını söylüyor. Birkaç görüşmenin ardından (tek görüşme filmin uyandırdığı duyguları ve anımsattığı şeyleri tartışmak için yeterli olmuyor) Bette, kendini her zaman ikinci en iyi olarak hissettiğini, birincinin ise kardeşi ya da eşinin ilk eşi olduğunu düşündüğünü fark ediyor.

Elbette ki olaylar bu kadar basit bir şekilde, averaj bir Hollywood filmi edasında mutlu sona ulaşıp sonlanmıyor ancak Bette, kendini yediden keşfetme sürecine girerek zarar görmüş kendine güvenini ve saygısını onarmaya başlıyor, önceden memnun olmadığı işini bırakarak bir hemşire oluyor. Böylece hayata daha güvenli ve memnun başlamak için bir şansı oluyor.

ALTINCI HİS TEDAVİYE YARDIMCI

14 yıllık çalışmaları sonucunda buna benzer pek çok vaka ile karşılaştığını iddia eden Bernie Wooder ise “Terapinin sonunda tamamen farklı bir insandı” diyor Bette için. Başka bir hastası içinse şunları anlatıyor: “Bir müşterim bana Watership Down’un adeta hayatını kurtardığını söyledi. Ona bunu ben tavsiye etmemiştim, etmezdim de, aklıma bile gelmezdi çünkü animasyon filmlerden hoşlanmam. Ama sonuç olarak film onun babasıyla olan sorunlarının farkına varmasını sağlamış ve ilişkilerini yoluna koymuşlar.”

Wooder insanların bu terapiye sıcak bakmamalarının sebebini anlamadığını söylüyor ve Lord David Puttman’ın 2006 BAFTA ödüllerinde yaptığı konuşmada Altıncı His / The Sixth Sensefilminin babasını kaybetmesinin acısını hafifletmekte yardımı olduğunu anlattığını hatırlatıyor. “Şu an film tedavisinin neler yapabileceğini öğrenmenin sadece başındayız, hapishanelerden hastanelere kadar pek çok yerde işe yarayabilir.” demeyi de ihmal etmiyor.

Sıra hangi filmleri izlememiz gerekiyor sorusuna geldiğinde ise “Eski siyah beyaz filmler insanı sakinleştirmek için bire bir çünkü insanda nostalji ve masumiyet hissi uyandırıyor.” diyor Wooder, “İzlerken hissettikleriniz film bittikten sonra geçer, önemli olan ardından size kalandır.”

Birkaç önce de benzer bir uygulama kitaplar ile yapılmaya başlanmıştı. Aralarında Alain de Botton’un da bulunduğu bir grup yazar, Londra’nın edebiyat dünyasının kalbinin attığı Bloomsbury’de bir dükkân açıp ve stresli ve problemli kitapseverlere çözümler önermeye başlamışlardı.

Wooder’a göre tedavi edici özelliğe sahip beş film örneği ise şöyle:
* Günden Kalanlar/ Remains of the Day (1993) Başrollerde Anthony Hopkins ve Emma Thompson
Çekingen ve utangaç mısınız? Bu film duygularını ifade etmekte zorlanan insanlar için tavsiye ediliyor.

*Brokeback Dağı/ Brokeback Mountain (2005) Başrollerde Heath Ledger ve Jake Gyllenhaal
İlişkinizde yakınlık mı eksik? İçten bir şekilde şefkatli olmayı bu filmden öğrenebilirsiniz.

*Zehirli Hayat/ Imitation of Life (1959) Başrollerde Lana Turner ve Juanita Moore Zor bir anne kız ilişkisi mi yaşıyorsunuz? Kendini kızlarına adamış iki annenin hikayesini izlemeyi deneyin.

*Esaretin Bedeli /The Shawshank Redemption (1994) Başrollerde Tim Robbins ve Morgan Freeman Baba oğul ilişkinizde zorluk bu çekiyorsunuz? Bu filmi izlediğinizde aradığınız umudu bulacaksınız.

*Şahane hayat /It’s a Wonderful Life (1946) Başrolde James Stewart Depresyon için tam bir panzehir. Eğer hayatın sizi getirdiği konumdan memnun değilseniz ve hayal kırıklığına uğramış hissediyorsanız bu güçlü film her şeye farklı bakmanızı sağlayacak.

ŞIROVE BIKE

Ji kerema xwe re şîrove bike!
Ji kerema xwe navê xwe binivîse