Siegfried KRACAUER Film Kuramı

0
86
Siegfried KRACAUER, 1960’larda ortaya koyduğu Film Kuramı adlı kitabıyla gerçekçi kuramcılar arasında önemli bir yer edinir.

Kracauer’in sinemaya bakışı fotoğraf temellidir demek çok yanlış olmaz. Çünkü Kracauer’e göre;

1. Sinema bir kurgu veya diğer biçimsel oluşumların ürünü olmaktan daha çok, bir fotoğraf ürünüdür.

2. Fotoğraf nesnesini dönüştüren bir oluşum olmaktan daha çok, nesnesine bağlı olan bir oluşumdur

3. Sinema nesnesine ve olaylara hizmet etmek zorundadır.

Filmin temel özellikleri tamamen fotoğrafiktir O’na göre. Sinemanın görülen dünyayı ve eylemleri kaydetme yeteneği vardır. Dünya fotoğraflanabildiği şekilde fotoğraflanmış olarak vardır ve bu dünya film yapımcısı için uygun hammadedir. Kurgulama, yakın çekim, optik efektler, aracın sahip olduğu özelliklerdir. Kracauer teknik özelliklerin kapsam ile yalnızca dolaylı olarak ilgili olduklarını söylemektedir.

Yani sinemanın konu maddesi fotoğraflanabilir dünyadır.

Kracauer kendi fotoğraf görüşlerini gerçekçi görüş ile birleştirir. O’na göre, sinema fotoğrafçının çocuğu ve mirasçısıdır. Buradan hareketle de doğayı fotoğrafik bir oluşum olarak görür.

Sinemasal yaklaşım dediği şey de gerçekçi yaklaşımı içinde barındıran bir öğe olarak çıkar karşımıza. Sinemanın öncelikle konu maddesinin doğanın kendisi olduğunu ve ikinci olarak da eğilimler ile planlanması olduğunu söyler.

Yani film yapımcısı iki şeye dikkat etmelidir.
1. Gerçeklik
2. Gerçekliğin sinemasal kaydı

Bunun da iki amacı vardır:
1. Aletin özellikleri doğrultusunda gerçekliğin kaydı.
2. Araca uygun olan özelliklerin mantıklı kullanımı ile bu gerçekliğin açıklanması.

Kracauer bunların gerçekleştirilmesi için de iki görevden bahseder: Gerçekliğin alınması ve belirlenmesi.

O’na göre film yapımcısı gerçekliği kendi görüşleri doğrultusunda saptamalıdır. Kracauer’in istediği insan gerçekçiliğidir. Doğrunun değil, niyetin gerçekçiliği.

Kracauer, sinemayı gerçekliğin belirli tür ve düzeylerini keşfetmeye yarayan bilimsel bir araç olarak görür.

Ayrıca tüm sanatların biçim ile kapsam arasında bir savaşım içinde olduklarını savunmaktadır. Eğer sinema içeriği seçkin bir yapıda olursa aracın özü gelişeceketir. İzleyiciye hangi sinema biçiminin önemli olduğunun hangisinin olmadığının söylenmesi gerekir.

Geleneksel sanat yapısının sinemanın kendine özgü karakteristiğini kaybettireceğine inanır. Sinema, insanoğlunun değil, dünyanın anlamının bir ifadesi olmalıdır. Yapısı açık, materyale hizmet etmek için varolan, belirsiz olmalıdır.

Deneysel film hakkında Kracauer şunları söyler;
1. Deneysel film yapımcısı seçtiği maddeyi ritimlerine göre düzenler. Böylece içsel itme gücünün bir ürünü ortaya çıkacaktır. Bu, doğada bulunan örneklerin taklidinden farklı birşeydir.
2. Şekilleri kaydetmek veya keşfetmek yerine onları oluşturmak isteğindedir.
3. Görüntüler aracığlı ile onları kapsama taşımak ister.

‘Deneysel film yapımcısı, içsel gerçekliğin sürrealist projeksiyonlarını veya ritmik soyutlamasını ele alacaktır’ der Film Kuramı kitabında.

Deneysel film çalışmalarını yeni bir yaratım içinde olan sanat nesneleri olarak öven Kracauer, bu filmlerin seyircide bir sanat çalışması izliyorumş duygusu yaratmadığından şikayetçidir.

Öykülü film konusunda üç alt sınıflama yapar.
1. Tiyatral
2. Uyarlama
3. Öykü

Tiyatral film hiçbir şey keşfetmeyendir. Yanlızca oyunu kaydeder. Buradaki öyküler gerçekliğin keşfine yardım etmek yerine, yedek bir gerçeklik oluverirler.

Uyarlamalarda ise, romanın kapsamına bağlı olarak yapılan uyarlamalar nesnel gerçeklik ile sıkı sıkıya bağlı olmalıdır, mesela Gazap Üzümleri, L’Assomoir gibi romanlar o kadar gerçekçidir ki sinamaya uyarlanmaları uygundur O’na göre.

İdeal sinemasal tür ise Kracauer’e göre ‘Bulunmuş olan Öykü’ dür. Açık uçlu ve sınırsızdır. Flaherty’nin çalışmaları bu türün en iyi örneklerindendir.

Kracauer, filmin uygun şekilde kullanıldığı takdirde bir rüyanın gerçekleşmesine yardım edeceğini söyler.

Kracauer, geleneksel, demokratik ve liberal bir kuramcı olarak ideolojilere güvenmez. İnsanoğlunun kendi hayat deneyimlerini hayatın içinde edinmesinin doğruluğuna inanır. Geçmişte yaşanan savaşaların sonunda ideolojilerin de yıkıldığını iddia eder. Öte yandan da dünya deneyiminin doğrularına dayanan belirsiz bir ortak ideolojiden bahseder. Barış ve uyum böyle sağlanacaktır O’na göre.


Talin SUCİYAN
İstanbul Üniversitesi
İletişim Fakültesi
Radyo-TV Bölümü


Kaynakça: Sinema Kuramları, Dudley Andrew

ŞIROVE BIKE

Ji kerema xwe re şîrove bike!
Ji kerema xwe navê xwe binivîse