Politik Filmler

0
121
REKLAM    

Açlık grevleri, askeri darbeler, derin devlet oyunları, IRA, ETA mücadelesi, etnik ayrımcılık, faşizme direniş ve illa ki savaşlar her daim pelikülün konusudur.

İyi seyirler demeden önce ufak bir hatırlatma! Politik sinema filmleri izlemek zordur, öyle patlamış mısırınızı alıp koltuğa kurulamazsınız. İzledikleriniz keyfinizi kaçırır, içinize dokunur, en hafifinden canınızı sıkar.

Dünyada olup bitenler ve bunları anlamak pek de kolay değildir bir başka deyişle.

 

Bedenin Zaferi: Hunger (Açlık)

hunger2

(Y: Steve McQueen, O: Michael Fassbender, Liam Cunningham, 2008)
Tecrit, tek tip elbise, işkence… IRA mahkûmlarının Maze Hapisanesi’ndeki ‘battaniye’ ve ‘yıkanmama’ protestosunun son adımı, açlık grevidir. 1981’de Bobby Sands önderliğindeki direnişte mahkûmlar İngiliz hükümetine karşı bedenlerini siyasallaştırırlar. Sands ve Rahip Moran’ın açlık grevini tartıştıkları 17,5 dakikalık plan sekans sinema tarihine geçer, hazmı zordur.

Kadın Severse: Dema Jin Hezbike

gerilla kadin yja

(Y: Halil Uysal, Jinda Baran 2003)

“Kadın Severse”  “Dema Jin Hezbike” 2003 yılında devrimci yönetmen Halil Uysal ve yardımcı yönetmen Jinda Baran tarafından çekilen izlenmeye değer bir film. Dağ şartlarında, bombardıman altında çekilmiş bir film. Filmde kadın gerilla savaşçılarının duygu ve düşüncelerini, yaşama olan bağlılıklarını, savaştıkça güzelleşen, anlamlaşan duruşlarını anlatan bir film.

Bu Tarihi Unutma: Bloody Sunday (Kanlı Pazar)

bloodysunday1

(Y: Paul Greengrass, O: James Nesbitt, Allan Gildea, Gerard Crossan, 2002)
Tarih 30 Ocak 1972. Kuzey İrlanda’da Derry’deyiz. Birazdan insan hakları yürüyüşü başlayacak ve ortalık karışacak. Günlerden ‘Kanlı Pazar’. Askerlerin 14 sivili katledişini anlatan Bloody Sunday, İngiliz hükümetine olaylardan 30 yıl sonra, yeniden soruşturma açtırdı. Hareketli kamerası ile belgesel tadındaki filmin bonusu U2’nun Sunday Bloody Sunday’i akıllara kazındı.

Masumiyeti Kanıtlamak Zordur: In the Name of the Father (Babam İçin)

inthenameofthefather

(Y: Jim Sheridan, O: Daniel Day-Lewis, Pete Postlethwaite, Alison Crosbie, 1993)
Devlet sizi suçlu ilan ederse, masumiyetinizi kanıtlamak için elinizden ne gelir? İşte bu sorunun peşine düşüyoruz ve adalet peşindeyiz. İngiliz hükümetinin yeni anti terör yasasından birkaç gün sonra, Londra’da yaşayan Gerry Conlon, 1974 Guildford bombalamasından sorumlu tutuluyor. Conlon’ın yaşlı babası da suç ortağı sayılıyor. In the Name of the Father, devlete suçsuzluklarını kanıtlamak için 15 yıl uğraşan baba-oğlu ve kelle isteyen devlet, medya ve toplum üçgenini anlatıyor.

Katliamın Sığınağı: Hotel Rwanda (Hotel Ruanda)

hotel-rwanda

(Y: Terry George, O: Don Cheadle, Sophie Okonedo, Ahmed Panchbaya, 2004)
Çok değil 20 sene önce, Ruanda’da bir katliam yaşandı. Hutular Tutsiler’i öldürürken dünya izledi. Çünkü Ruanda, Orta Afrika’da yerini bile bulamayacağımız küçük bir ülkeydi. Hotel Rwanda, karısı Tutsi, kendi Hutu Paul’ün ailesini ve katliamdan kaçanları işlettiği otelde korumaya çalışmasının hikayesidir. “Bir daha Tutsi olmayacağım, öldürmeyin beni.” diyen çocukla ‘öteki’ni sorgulatır, haberlerde katliamı izleyenlerin “Vah vah!” deyip yemeklerine devam edeceğini hatırlatarak utandırır.

Savaş Enkazı: Johnny Got His Gun (Johnny Askere Gitti)

johnny-got-his-gun2

(Y: Dalton Trumbo O: Timothy Bottoms, Kathy Fields, Marsha Hunt, 1971)
Göz, ağız, burun, kol, bacak, yok. Sadece gövde, kafa, bir de hatıralar var.
‘Özgürlük’ ve ‘demokrasi’ için 1. Dünya Savaşı’na katılan Johhny, hastanede kendine geldiğinde et yığınından farksızdır. Sinema tarihinin en savaş karşıtı filminde, Johnny’nin geçmişinde ve hayallerinde dolaşırken onunla birlikte dünyayı, hayatı, ölümü ve savaşı sorgularız. Ufak bir not; yönetmenin kendi romanından uyarladığı film, Metallica’nın One şarkısına ilham verdi; filmin görüntüleri şarkının video klibinde yer aldı.

Boyunduruklarından Kurtul: Libertarias (Özgürlük)

libertarias2

(Y: Vicente Aranda, O: Ana Belén, Victoria Abril, Ariadna Gil, 1996)
General Franco liderliğindeki faşistler ve sol güçler İspanya İç Savaşı’nda karşı karşıya geldiğinde, kadınlar kendilerine cephe dışında biçilen rolleri reddettiler. Libertarias, anarşistlerin arasına sığınmak zorunda kalan rahibe Maria’nın kilisenin boyunduruğundan kurtulması ve özgürleşmesi ekseninde ilerlerken kadınlık rollerini ve anarşist blokun tutumunu tartışıyor.

ETA’nın Köstebeği: El Lobo (Kurt)

el lobo2

(Y: Miguel Courtois, O: Eduardo Noriega, José Coronado, Mélanie Doutey, 2004)
Kurt lakaplı İspanyol ajan Mikel Lejarza, 1970’lerde Bask Ülkesi ve Özgürlük Örgütü’ne (ETA) sızdı ve örgütün dengesini bozdu. Lejarza için verilen ölüm fermanından sonra bütün ETA üyeleri yanlarında onun adını taşıyan bir kurşun taşıdılar. El Lobo, gizli servis tarafından kullanılan ve ortadan kaldırılmak istenen bir muhbirin odağında İspanya’nın siyasi tarihine bakıyor. Gerçek bir olaydan uyarlanan film terörden nemalanan derin yapıları ortaya döküyor.

Bir Suikastın Anatomisi: Z (Ölümsüz)

z3

(Y: Costa Gavras, O: Jean Louis Trintignant, Yves Montand, Irene Papas, 1969)
Vassilis Vassilikos’un Z (Ölümsüz) romanından uyarlanan film, ülke ve isimler geçmeden, 1963 yılında Yunanistan’da sosyalist milletvekili Gregoris Lambrakis’e düzenlenen suikastı anlatır. Açılışı “Gerçek olaylarla, sağ ya da ölü olsun gerçek kişilerle olan benzerlikler tesadüfî değildir. Her şey kasıtlıdır.” cümleleriyle, kapanışı ise Yunanistan’da askeri cunta dönemindeki yasakların dökümüyle yapan Z, devletin derinliklerine bir yolculuk gibidir.

Örgütlenin: Bread And Roses (Ekmek ve Güller)

bread-roses

(Y: Ken Loach, O: Pilar Padilla, Adrien Brody, Elpidia Carrillo, 2000)
İsmini James Oppenheim’ın şiirinden alan 1912 ABD grevine göz kırpan film, bir grup göçmen işçinin patronlarıyla mücadelesini anlatır. Hizmet İşçileri Sendikası’ndan Sam Shapiro, temizlik işçileri örgütlerken yasa dışı yollarla ABD’de çalışan Maya ile tanışır. Peki, sendikasız ve güvencesiz emekçiler, kapitalist patronların insafındaki çalışma saatleri ve düşük ücretler sadece Sam ve Maya’nın derdi midir? Ken Loach, Ekmek ve Güller’de işte bu soruya yanıt arıyor.

Allende Devrildiğinde: Machuca

machuca2

(Y: Andrés Wood, O: Matías Quer, Ariel Mateluna, Manuela Martelli, 2004)
Salvador Allende’nin sosyalist hükümeti dönemindeyiz. Bu yüzden fakir Machuca ile zengin Gonzalo aynı okula gidebiliyor. Yine de bu iki çocuğun dostluğu tüm toplum tarafından kabul edilebilir mi? Hele bir de Allende devrilip Pinochet diktatoryası başladığında… Film iki çocuğun gözünden Şili’deki askeri darbeye bakarken, postallarla kısa sürede şekillenen yeni topluma da odaklanıyor.

İşkencelerin Merkezi: Olimpo Garage (Olimpo Garajı)

olimpo garage2

(Y: Marco Bechis, O: Antonella Costa, Carlos Echevarría, Enrique Piñeyro, 1999)

Arjantin’de 1976-1983 yıllarında “Kirli Savaş” olarak adlandırılan askeri cunta döneminde, binlerce kişi öldü, 60 bin kişi işkenceden geçti, 30 bin kişi kaybedildi. Cuntacı işkencecilerin merkezi Olimpo Garajı’ndan adını alan film, kamerasını o döneme çeviriyor. Fakir çocuklara okuma yazma öğreten, dikta karşıtı militan Maria üzerinden hayatta kalma mücadelesine tanık ediyor bizi.

Türkiye’nin Karanlığı: Sonbahar

sonbahar2

(Y: Özcan Alper, O: Onur Saylak, Megi Kobaladze, Serkan Keskin, 2008)
“Sen şimdi hayatının en güzel yıllarını sosyalizm istedin diye hapiste geçirdin? Sen delisin?” diye sorar Eka, Yusuf’a Sonbahar’da. Yusuf 1997’de henüz 22 yaşında üniversite öğrencisiyken cezaevine girer ve 10 yıl sonra sağlık nedenleriyle tahliye edilir. Politik mahkûmun penceresinden Türkiye’nin karanlık zamanları, F-tipi cezaevleri, açlık grevleri ve Hayata Dönüş Operasyonu ortaya saçılır.

İstenmeyen Başkan: JFK

JFK2

(Y: Oliver Stone, O: Kevin Costner, Kevin Bacon, Tommy Lee Jones, 1991)
“Devletin halk üzerindeki otoritesi savaş kudretine bağlıdır.” Kennedy Ailesi’nin başına gelenler tesadüf müydü, yoksa planlı mı? Amerikan Başkanı John F. Kennedy barış yanlısı tutumundan ötürü büyük silah şirketleri ve derin devletin hedefi mi oldu? New Orleans başsavcısı Jim Garrison, Kennedy suikastını araştırırken bu sorulara cevap arar.
JFK, Amerika’da derin devletin gücünü gözler önüne sererken, devlet politikasının devamı için başkanlarını bile kurban eden sistemi anlatıyor.

İç Savaş İçinde İç Savaş: Land And Freedom (Ülke ve Özgürlük)

land-and-freedom-

(Y: Ken Loach, O: Ian Hart, Icíar Bollaín, Rosana Pastor, 1995)

Liverpoollu işsiz, genç komünist David, İspanya’ya, Franco’ya karşı direnen devrimci harekete yardıma gider. Ancak anti-faşistler ortak bir hedefte birleşemezler ve yaşanan iç savaş içinde iç savaşa dönüşür. Ülke ve Özgürlük, İspanya İç Savaşı sırasında faşizme karşı mücadeledeki stratejik hatalara göz atarken, Stalinistlerin gerillalara düzenli orduyu dayatmasını eleştiriyor.

Ortada Kaldılar: No Man’s Land (Tarafsız Bölge)

no-mans-land-

(Y: Danis Tanovic, O: Katrin Cartlidge, Branko Djuric, Georges Siatidis, 2001)
“Hiçbir şey yapmamak tarafsız kalmak değildir.” 1993’te Bosna’daki savaş sürerken Bosnalı Ciki ve Sırp Nino düşman hatları arasındaki tarafsız bölgede sıkışırlar. Oradan kurtulmak mı, düşmanı yok etmek mi daha önemlidir? Tarafsız Bölge, iki düşman askerinin ironik durumu üzerinden BM’nin ve dünya kamuoyunun Bosna’da olup bitenlere seyirci kalışının hikayesi.

Kasi Az Gorbehaye (Kimsenin İran Kedilerinden Haberi Yok)

Kimsenin-iran-Kedilerinden-Haberi-Yok2

(Y: Bahman Ghobadi, O: Negar Shaghaghi, Ashkan Koshanejad, Hamed Behdad, 2009)
Evlerin çatılarında, ahırlarda, terk edilmiş depolarda gizlice müzik yapıyorlar. Çünkü İran’da rap, heavy metal ve rock müzik yasak. Ama bu gençler bir harikalar. İran Devrim Muhafızları, onlarla başa çıkamıyor. İran hükümetinden izin alınmadan 17 günde çekilen film, yüzlerce müzisyenin tutuklanarak hapse atıldığı İran’da bir başkaldırı hikayesi anlatıyor.

Duvar

duvar2 copy

(Y: Yılmaz Güney, Tuncel Kurtiz, Ayşe Emel Mesçi Kuray, Malik Berrichi, 1983)
Acımasız gardiyanlar, berbat yemekler, pislik, sefalet, dayak ve tecavüz… 12 Eylül Askeri Darbesi ile Türkiye’de cezaevi koşulları iyice ağırlaşırken tüm ülke bir cezaevine dönüşür. Çocuk mahkûmların ise tek yapabildiği daha iyi bir cezaevine gitmek için dua etmektir. Yılmaz Güney’in Soba, Pencere Camı ve İki Ekmek İstiyoruz romanından uyarladığı Duvar, bu toprakları anlatan en iyi politik filmlerdendir.

La Historia Oficial (Resmi Tarih)

La-Historia-Oficial

(Y: Luis Puenzo, O: Norma Aleandro, Héctor Alterio, Chunchuna Villafañe, 1985)
Kirli Savaş’ın ardından Arjantin, bir lise öğretmeni evlat edindiği kızının geçmişinin izini sürmeye kalkar. Latin Amerika ülkelerine ne kadar da benzer siyasi dönemlerden geçtiğimizi kanıtlar nitelikte bir film. Cumartesi Anneleri’nden haberdar olup da Plaza de Mayo Annelerini görmek ve o bağı kurmak bile yetiyor insana. Ve o müzik.

Klasik Bonusu: Modern Times (Asri Zamanlar)

modern zamanlar

(Y: Charles Chaplin, O: Charles Chaplin, Paulette Goddard, 1936)
Büyük Buhran yılları. Ekonomik koşullar bozulmuş, makineleşme artmış, açlık, yoksulluk her yerde. Bir fabrikada montaj hattında monoton bir işte çalışan Şarlo tempoya ayak uyduramaz ve koca çarklar arasında neredeyse ezilir. Modern Zamanlar, Fordizme ve kapitalizme söverken zamanının çok ötesindedir.

Lore/Savaşın Gölgesinde – 2012

Lore-2

Almanya’da İkinci Dünya Savaşı sonrasında Nazi birlikleri etkinliklerini sonlandırmıştır. Almanya artık birbirlerine anlaşma ile bağlı olan kuvvetlerin himayesi altına girmiştir. Lore, her şeyden habersiz olmasına rağmen, anne ve babasının yaşadıkları yeri terk etme üzerine tartıştıklarını duymuş, babasını kimi belgelerini ateşe verirken görmüştür. Sanırım artık evlerini terk etmek zorundadırlar. Nazi kuvvetlerine inanan anne ve babası karşıt güçler tarafından tutuklanır. Lore ve dört küçük kardeşi bu acımasız atmosferde yapayalnız kalırlar. Hamburg’ta yaşayan büyük annesinin yanına doğru genç kız kardeşlerini de yanına alarak yola çıkar. Hamburg’a doğru çıktıkları bu yolda onlar için pekte tekin bir yol değildir. Genç kız kendilerini korumak için gizemli bir Yadudi’yle işbirliği yapmak zorundadır.

 


 Idi i Simotri/Gel ve Gör – 1985

comeandsee4

İkinci Dünya Savaşı’nın en karanlık dönemlerinden birinde, Alman işgali altındaki küçük bir Belarus kasabasındayız. Naziler tüm yahudi köyleri yerle bir edip yerli halkı acımasızca katlederken 13 yaşındaki Florya sahip olduğu tek şeyi, annesini bırakıp Sovyet partizanların güçlerine katılır. Partizanlar Almanlar’a karşı savaşmaya gittiklerinde küçük Florya, Glascha isimli bir kızla arkadaş olur. Bu sevimli dostluk esnasında Florya kendi köyünün adım adım yok oluşuna şahit olur. Savaş bir kez daha acımasızlığını kanıtlayıp insan hayatının ne derece ucuz olduğunu su yüzüne çıkarırken, suçsuz siviller bir kez daha hiç uğruna kaybeden tarafta olurlar.

 


Hotoru no Haka/Ateşböceklerinin Mezarı  1988

Ghibli-hotaru-no-haka

II. Dünya Savaşı henüz sona ermiş, Japonya onur kırıcı bir şekilde teslim olmaya zorlanmıştır. Aynı günlerde Seita isimli delikanlı bir tren istasyonunda yere uzanmış son nefesini vermektedir. Seita yaşadıklarını hatırlar. O ve küçük kardeşi Setsuko, savaş başladığında Kobe’de yaşamaktadırlar. Anneleri Amerikan bombardımında öldüğünde, babaları da donanmada denizci olduğu için teyzelerinin yanına gönderilirler.

Buraya uyum sağlayamayan ve teyzeleriyle tartışan iki kardeş evden kaçıp yollara düşer. Bir yandan özgürlüğün tadına varıp pastoral doğal ortamda kendilerini kaybederken, bir yandan da savaşın dayattığı zorluklara birlikte göğüs germek zorunda kalırlar. Hayatta kalmak başlı başına bir mesele haline geldiğinde Seita büyümenin ne olduğunu da anlamak zorunda kalacaktı
 
 

The Boy in the Striped Pyjamas/Çizgili Pijamalı Çocuk – 2008

39331849

2. Dünya Savaşı’nın kara günlerinde, arkadaş olmaya çalışan iki çocuğun hikayesi. 8 yaşındaki Bruno ailesiyle Berlin’den ayrılır ve Polonya’da yaşamaya başlar. Babasının işi için taşındıkları bu yerde bir de arkadaş edinir. Arkadaşı tellerin arkasında kalan bir Yahudi’dir. Bruno’nun yaşadığı yer, 1.5 milyon Yahudi’nin öldürüldüğü Auschwitz toplama ve yoketme kampının bitişiğindedir. Oğlunun tellerin ardında yaşananlarla ilgili gerçeği öğreniceğinden kaygılanan Bruno’nun annesiyse oğlunu bu ”arkadaş”lıktan korumaya çalışır. John Boyne’un dünya çapında güzel eleştiriler alan aynı adlı romanından uyarlanan film, tarihin acıyla dolu anısını küçük bir çocuğun gözünden hatırlatarak, masumiyet ve insanlık dehşetini zarif bir dille beyazperdeye yansıtıyor.

 


120 – 2008

IMG 9654

Balkan Savaşları henüz bitmiş, sefalet içinde bir ülke var olma mücadelesi vermektedir. Toprakların büyük bir kısmı kaybedilmiş ve akabinde 1. Dünya Savaşı patlak vermiştir. Bu savaş günlerinde varlığının çoğunu vatan savunması için veren Van halkı da mücadele içindedir. Fakat bu mücadele Taşnak çetelerine karşı da yürütülür. Savaşa cephane göndermek için sıradışı bir yöntem seçilecek ve acılı bu günler bağımsızlık mücadelemizde tarihe adını yazdıracaktır. Van’da yaşanan bir olaydan tarihsel alıntı yapılarak çekilen film, son derece dramatik ve kahramanlık dolu bir hikayeyi aktarıyor.

 


Lord of the Flies/Sineklerin Tanrısı – 1990

view 13 LORD-OF-THE-FLIES jpg

Uçakta yolculuk eden tüm yetişkinlerin hayatlarını kaybetmesiyle sonuçlanan bir kazadan kurtulmayı başaran bir grup küçük çocuk, kendilerini buldukları ıssız adada yaşam savaşı vermeye başlarlar. Ancak bu durumda bile ayrılıklar söz konusudur. İkiye ayrılan grup iki farklı lider tarafından yönetilir. Her iki grubun amacı da farklıdır. Bir taraf eğlencesine bakarken diğer taraf hayatta kalmak için çözümler aramaktadır. İki grup lideri arasında başlayan çekişme zamanla büyük bir rekabete dönüşür ve işler korkunç bir noktaya sürüklenir. Nobel ödüllü William Golding’ romanından uyarlanan bu film insanoğlunun içgüdülerine yapılan sıradışı bir yolculuk niteliğinde. Lord of the Flies – Sineklerin Tanrısı 720P görüntü kalitesinde altyazılı izle meniz için sizlerle..

 


Lakposhtha Parvaz Mikonand/Kaplumbağalar da Uçar – 2004

kaplumbagalar-da-ucar-film

Kürdistan’da Amerika’nın işgal ettiği bir Kürt mülteci kampında, yaşıtlarından çok daha kötü şartlar altında hayatla mücadele eden, hiç çocukluğunu yaşayamamış gençlerin hikayesi anlatılıyor. 

Kamptaki diğer çocukların liderliğini yapan 13 yaşındaki Saran, geçimini mayın toplayarak sağlamaktadır. Amerika-Irak savaşına az bir zaman kalmıştır ve Saran günlerini uydudan duyduğu haberleri köylülere çat pat İngilizcesiyle çevirerek geçirir.

Agrin ise aynı kampta yaşamakta olan, 14 yaşında bir annedir. Onun için Saran’ın ona duyduğu platonik aşkın da, hayatta kalmanın da artık pek bir önemi yoktur. Yaşamın tüm ağırlığını omuzlarında hisseden Agrin için ölmek belki de en mantıklı çözüm yoludur.

Abbas Kiorastrami’nin asistanı diye tanıdığımız yetenekli usta Bahman Ghobadi’den bol ödüllü bir film. Orijinal adı “Lakposhtha Hâm Parvaz Mikonand” olan ve 52. San Sebastian Film Festivali’nde En İyi Film seçilen Kaplumbağalar da Uçar, En İyi Senaryo dalında Jüri Özel Ödülü’nü aldı ve Berlin Film Festivali’nden de Barış Ödülü ile döndü.
 
 

El Espiritu de Colmena/Arı Kovanının Ruhu –1973

espiritudelacolmena

Yıl 1940, İspanya İç Savaşı bittikten hemen sonraki yıl. Ana, sekiz yaşındadır ve bir Kastilya köyünde yaşamaktadır. Köy savaştan pek yara almamasına karşın, savaş sonrası etkiler hissedilmektedir ve köylüler Frankocu baskının altında ezilmektedirler. Ana’nın annesi düşsel bir sevgili ile düşsel bir dünyayı paylaşmaktadır; babası bir arı kovanına bakmakta ve “Arı Kovanının Ruhu” adını verdiği bir çalışma içinde var olmak üzerine kafa yormaktadır. 1931 versiyonu Frankenstein filmini izledikten sonra Ana canavarı düşünüp durmaya başlar ve her gün, on yaşındaki ablası Isabel’in canavarın orada olabileceğini söylediği eski bir eve uğrar. Ve sonunda eski eve gizlenen kaçak bir mahkum canavarın yerini alır. Ama mahkum öldürüldüğü halde, Ana düş gücünün yönlendirmesiyle, canavarın ruhunun var olduğu düşüncesine sıkı sıkıya tutunmuştur.

 


Empire of the Sun/Güneş İmparatorluğu – 1987

empire3

Jim Graham, ailesiyle birlikte Şanghay’da iyi koşullarda bir yaşam sürmektedir. Fakat İkinci Dünya Savaşı’nın bütün dünyayı saran ateşinden Şanghay da kurtulamaz ve Japonya tarafından işgal edilir. 

İşgal sonucu değişen bütün hayatlar gibi, Jim ve ailesi için de herşey altüst olur. Anne ve babasından koparılarak Japonya’daki bir toplama kampına götürülen Jim, sahip olduğu müthiş hayal gücüyle yaşadığı korkunç ortamı, bir maceranın parçası haline getirmeye çalışır ama koşulların sertliği, Jim’in hayal gücünün bile başa çıkamayacağı kadar keskindir.

Steven Spielberg’in, J.G. Ballard’ın yarı otobiyografik romanından uyarlayarak çektiği Güneş İmparatorluğu’ndaChristian Bale, on üç yaşındaki haliyle izleyici karşısında. İleriki yıllarda şekillenecek başarılı kariyerin ilk sinyallerinin bu filmde yoğun bir şekilde hissedildiğini söylemek mümkün.

 


The Children of Huang Shi – 2008

children-of-huang-shi-1

Jonathan Rhys Meyers, 60 çocuk ile birlikte dağları aşan George Hogg’u canlandırıyor. The Tudors’ın Kral Henry’si Jonathan Rhys Meyers, The Children of Huang Shi’de bir kez daha bir dönem filminin içinde buluyor kendini. Bu kez 1938’e, Japonya’nın işgali altındaki Çin’e gidiyoruz. Meyers’ın canlandırdığı İngiliz gazeteci George Hogg, bir Kızıl Haç görevlisi gibi davranarak Çin’e ulaşıyor ve orada yaşananları fotoğraflarken Japon askerler tarafından yakalanıyor. İdam edilmek üzereyken, Çinli bir komünist tarafından kurtarılıyor. İkili arasında kurulan dostluk, Hogg’un daha sonra 60 yetim çocuk ile çıkacağı zorlu yolculuğa önayak oluyor. Film, Hogg’un gerçek yaşam hikayesine dayanıyor. The Children of Huang Shi – Escape from Huang Shi – İpek Yolu Çocukları 720P görüntü kalitesinde altyazılı izle meniz için sizlerle..

ŞIROVE BIKE

Ji kerema xwe re şîrove bike!
Ji kerema xwe navê xwe binivîse