Pîvaz sofralardan önce sinemada

0
6
REKLAM    

Bozan Aksoy, Ankara’da soğan tarlalarında çalışan mevsimlik Kürt işçileri, ‘Pîvaz’ belgeseli ile beyazperdeye taşıdı. Belgeselin galası da, soğan tarlalarında işçilerle yapıldı. 

 
Soğan toplayan mevsimlik tarım işçisi Kürtlerin yaşadıkları sosyal, kültürel ve ekonomik sorunlar, kısıtlı imkanlarla sinemaya adım atan Bozan Aksoy’un çektiği “Pîvaz (soğan)” adlı belgesel ile beyaz perdeye yansıtıldı. Belgeselin galası da, Ankara’nın Polatlı ilçesinde soğan tarlalarında çalışan işçilerle birlikte yapıldı. 

Yıllardır savaş ekonomisine aktarılan kaynaklardan dolayı bölge insanı ciddi mağduriyetler yaşarken, ucuz iş gücü olarak mevsimlik işçi statüsünde Kürt illerinden çalışmak için gelmek zorunda kaldıkları batı illerinde de barınmadan sağlığa, dışlanmaktan linçe kadar bir yığın sorunla yüz yüze kalıyor. Ankara’nın Polatlı ilçesinde bulunan soğan tarlalarında çalışmaya gelen mevsimlik işçilerin hikayesi “Pîvaz” belgeseli ile beyaz perdeye yansıdı. Belgeselin hem yönetmeni hem de yapımcısı olan Bozan Aksoy, ‘Pivaz’ı anlattı.

‘Tarlada çalışan işçilerin sorunları büyük’
Normal şartlarda bölge illerinden gelen, fakat yaşanan saldırılar yüzünden Rojava’dan da Türkiye’ye gelen Kürtlerin yıl boyunca geçimlerini sağlamak için mevsimlik tarım işçisi olarak soğan tarlalarında çalıştıklarını belirten Aksoy, tarlalarda çalışan işçilerin büyük sorunlarla karşı karşıya bulunduğunu ifade etti. Soğan tarlaları arasında eğitimlerinden uzak kalan çocukları, yaşanan sağlık sorunlarını ve kadınların yaşadığı sıkıntıların toplum tarafından bilinmesi için böyle bir çalışmaya başladıklarını dile getiren Aksoy, “İşçiler nisan ayı itibarıyla soğan tarlalarında çalışmaya başladıklarında çocuklar okula gidemiyor. Çocuklar hem iş başında, hem iş sonunda okullarına gidemiyor. Bu işçilerin sosyal güvenceleri yok. Bu insanların yaşadığı mağduriyetin bilinmesi gerekir. En azından insanların sofralarına soğan geldiğinde bu soğanın hangi zorluklarla sofraya geldiğini bilsin. Çünkü bu soğanlarda on binlerce ailenin emeği vardır ve bunun bilinmesini istedim” diye konuştu. 

‘İlk belgesel deneyimim’
Aslında bu çalışma öncesi hiç belgesel-film deneyimi olmadığını da paylaşan Aksoy, şunları dile getirdi: “Yani şimdiye kadar omzuma kamera dahi almış değilim. Senaryo üzerinde çalışıyordum. Uzun metraj bir filme çekme gibi bir niyetimiz vardı. Fakat imkanlarımız kısıtlı olduğu için bu belgeseli çekmeye karar verdik. En azından soğan işçilerini anlatan bir belge film olsun istedim. Kameraman arkadaşımla birlikte soğan tarlalarına giderek bu belgesel filmi çekmeye başladık. İmkanlar noktasında zorlandık. Çünkü imkanlarımız çok kısıtlıydı. Örneğin çoğu yere araba kiralayarak gitmek zorunda kaldık. Fakat soğan işçilerinin çadırlardaki yaşamlarını gördüğümüzde, işimizin çok zor olmadığını gördük. Hem röportaj çekimlerinde, hem de misafir etme de işçiler çok yardımcı oldular. Çekim yaparken işçiler herhangi bir zorluk yaşatmadılar, sadece dertlerini anlattılar. Herhangi bir kurumdan destek almadan, kısıtlı imkanlarla çekildi bu belgesel. Sadece birkaç dostum teknik olarak bizi doğru yerlere yönlendirdi.”


Yoksulluğu paylaşıyorlar
Aksoy, çekimler sırasında Suriye’den gelen ailelerle de karşılaştıklarını aktardı. Evlerini-yurtlarını terk etmek zorunda kalan daha önce soğan tarlalarında hiç çalışmamış olan ailelerin, tarlalarda çalışmakta daha çok zorluk çektiğini paylaşan Aksoy, “Suriye’den gelenler bu işi burada öğrenmek zorunda kalmış. Çukurova’da kalan Suriyeli Kürtler burada içecek su bile bulamıyorlar. Savaştan kaçtıkları için sadece üzerindeki elbiselerle gelebilmişler. Yine de Kuzey ve Güney Kürtleri arasında bir dayanışma var burada. Kuzey ve Güney’deki Kürtler soğan tarlalarında birlikte yoksulluğu paylaşıyor. Bu da Güney’den gelen Kürtler için bir umuttur” dedi. 

‘Savaş Kürtleri soğan tarlasına sürükledi’

“Kuzey Kürtleri 30 yıldır bir savaşın içinde ve bu savaşın sonucunda Kürtler kendilerini soğan tarlalarında gördü” diyen Aksoy, “Bu Kürtlerin kaderi değil, savaşın onları buraya sürüklemesidir. Soğan tarlaları bu insanların kaderi değildir. Zaten kabul edilecek bir durumda değil aslında. İşte bizler bunu anlatmak için bu belgeseli çektik. Belki barış olduğunda bizler bu görüntüleri bir daha çekmek zorunda kalmayız” ifadesini kullandı.


EREN DİNÇ/DİHA/ANKARA

Reklam

ŞIROVE BIKE

Ji kerema xwe re şîrove bike!
Ji kerema xwe navê xwe binivîse