“PERDE”yle Eriyen Duygularımız

0
26

 

İnsan ruhuna şöyle bir ayna tuttuğumuz da; gökkuşağında ki renkleri andıran ve insanı insan yapan bir takım duygulara tanık olmaktayız. Bu duyguların kaynağı ki varoluşsaldır. Nereden geldiğini bilmediğimiz içsel şartlanmalar ve dışsal etkenlerle açığa çıkardığımız bir takım insani yansımalar.

 

Mesela güleriz, ince bir espriyle şahlanan kahkahalarımıza engel olamadan.
Ağlarız mesela, yüreğe çarpan ve ruhumuzu sarsan acı bir haberle.
Mutlu oluruz, başarmanın, ulaşmanın, yaşamanın verdiği heyecanla.
Korkarız da aynı zamanda, yalnızlığın karanlığın sessizliğin ve bilinmezliğin çaresiz bakışlarıyla.

Tüm bu duygular ki insan olmanın nişanı, var olduğumuzun işaretidir. Bedenin yaşaması için nefes alması gibi, ruhu da yaşatan bu duyumsamalardır.

Zihnimizin kategoriksel düşünme biçimiyle, sorgulayan yanlarıyla, bizde açığa çıkardığı etkiye göre bu duyguları bir takım sınıflamalara sokarız. Korku, üzüntü, öfke gibi ruhumuza kara düşüren ve bizi yıpratan duygularımızı olumsuz duygular olarak ifade etme yolunu seçerken; mutluluk, sevinç, neşe gibi ruhumuza bahar getiren duygularımızı ise olumlu olarak ifade etmekteyiz.

Mutlu olmayı bir yaşam biçimi olarak benimseyebilirken korku, hüzün gibi duygulardan olabildiğince uzak durmaya çalışırız. Olumsuz olarak ifade ettiğimiz duyguların bizi yıprattığını psikolojimizi bozduğuna inanırız. Ama bilmeyiz ki belki de mutlu olmaktır insanı en çok yıpratan duygu! Belki de mutluluğa saklanmıştır nice acı gerçekler.

 

Hayat zıtlıkla kaimdir der kadim kitabımız, bizlere can veren RUH. Öyle ki hayatta ikiliğe sıkışmış birlik mevcut. Tüm varlığı kendinde eriten bir TEK?lik. Zikrettiğimiz bu duyguların hepsi de aslında gece ile gündüzün takibi misali, birbirini belli bir yörünge de takip etmektedir. Ve sabitlikten uzak her an değişen yapısı ile ruhumuza tek bir duygunun hakim olması mümkün değildir. Her şey yolunda gidiyor derken, mutsuz olmamız için hiçbir sebep yokken bile ruhumuzda hüküm süren bu mutluluğumuz, kendisini hüzünlendirecek bir sebep aramaya koyulur. Çünkü yukarıda ifade etmeye çalıştığım gibi, tüm duygular, tüm zıtlıklar aslında özünde BİR?dir. Çok mutlu olduğumuz anda bilmeliyiz ki mutsuzluğun, hüznün kapısını çalmak için elimizi kaldırmışızdır. İnsan varoluşunu sorgulamak gibi amansız bir çıkmaza dahi refah seviyesini en üst düzeyde yaşadığı anda başlar.

Tüm bu ?duygu?sal açıklamaların ardından gelelim insanı iliştirdiğimiz iğnemizin ucunu sinemaya dokundurmaya. Gelelim bu ?duygu?sallığı sinemaya nakşetmeye.

Yukarıda ifade etmeye çalıştığımız açıklamalardan hareketle, yaşamaktan kaçındığımız, varlığından hoşnut olmadığımız ve olabildiğince uzak durmaya çalıştığımız bir takım olumsuz duygularımızın Beyazperde de beğeniye dönüştüğünün bilmem farkında mısınız?

Korkularından kurtulmak için para ödeyen bir neslin, korkmak için para veren bir türüyüz.
Sinema öyle bir toprak ki ektiğimiz olumsuz duyguların meyvesini beğeni olarak sunuyor bize.

Biz değil miyiz ki, perdeden yansıyan psikopat seri katillere hayranlıkla iç geçiren.
Değil miyiz korkmak için para ödediğimiz, vakit ayırdığımız filmlere kendimizi zorlarcasına korkmaya çalışan.
Yalnızlığı en hissel biçimiyle bize sunan filmlere melankolik yanaklarımızı okşatan.
Şahit olduğumuz en ağır dramlarda gözyaşı ayinleriyle bu sihirli perdeye gözbebeklerimizi kurban veren. ..

Peki neden?. Hüzünlenmek ağlamak kızmak korkmak için neden kendimizi kapalı salonlara atarız? Olamadıklarımızın hayalini resmettiği yahut yapamadıklarımızı gözlerimizin önüne serdiği için olabilir mi? Yoksa içimizde bir yerlerde saklanmış mazoşist yanımızı gıdıklamak için mi?

Çağımızın efsunlu kutusudur Sinema. Hislerimizi dönüştüren rüyamızın perdesidir. İfade edemediklerimizin en estetik ve güçlü sesidir. Ve varoluşumuzun mekanik nefesidir. Ve her şeyin ötesinde bir masaldır. İnsanlığın masalıdır. Ve insan ki masalın bütününü dinlemek ister. Bütünüyle ister. Bu yüzden korkmak ister, biraz ağlamak biraz kızmak ister. İnsan her şeyin ötesinde önce insan olduğunu bilmek ister.
Elbet sizlerinde bu ufak tespit kabilinde ki soru ve görüşlere mantıklı bir cevabınız vardır. Ben içimi döktüm sadece, bir tez ortaya sunmaktan ziyade muhabbet ikliminden ufak bir esintiydi benim ki, ola ki aklınıza gelecek istisnai gerçeklerinizin acımasız fırtınasıyla bu iklimi tarumar etmeyiniz.
Daha çok korkup daha çok ağladığımız, kahkahalarımızı ve neşemizi katladığımız, SEYİR dolu günlere?

ŞIROVE BIKE

Ji kerema xwe re şîrove bike!
Ji kerema xwe navê xwe binivîse