Oyunla dil projesi Zarok û Ziman

0
35

Oyunla dil projesi Zarok û Ziman

Zarok û Ziman tiyatrocuları, hayatın her anını Kürtçeleştirerek unutulmaya yüz tutmuş masalları, tekerlemeleri, bilmeceleri, oyunları eğitici tarzda çocuklarla paylaşıyorlar. 

 
Kürt sorunununda barışın çokça konuşulduğu ve Kürtçe anadilde eğitim yapılması için kampanyaların yapıldığı bugünlerde Wan sokaklarında Kürtçe konuşan ayı, palyaço, civciv, tavşan ve tilki görenler şaşkınlıklarını gizleyemediler. Bütün konuşmalarının Kürtçe yapıldığı, Kürtçe kitapların dağıtıldığı, Kürt diliyle oyunların oynadığı bu etkinlik Wan Belediyesi’nin katkılarıyla sergilenen ‘Zarok û Ziman’ projesinin bir etkinliğiydi. Zarok û Ziman projesi beş idealist tiyatrocu arkadaşın kendi olanaklarıyla oluşturup hayata geçirdiği bir proje. Bu projeye ilişkin, “Zarok û Ziman” koordinatörü Keremo ile görüştük. Zarok û Ziman projesinin amacı, hedefleri hakkında görüşlerini belirten Keremo, hayatın her alanında Kürtçenin hakim olması için temelini sağlam atmak gerektiğini söyledi, Keremo, “Çocukların bilinç altına bu dili yerleştirmek gerekiyor” dedi.


Zarok û Ziman projesi fikri nedir? Bu fikir nasıl doğdu?

 Bu fikrin doğuşuna aslında benim kendi kızım vesile oldu diyebilirim. Bizim evde herkes çocuklarla Kürtçe konuşur. Bundan üç yıl önce bir akşam eve geldiğimde 3 yaşındaki kızım Delîla kapıyı açtı.  Bana “hoş geldin” dedi. Evde sürekli Kürtçe konuşmamıza rağmen çocuğumun beni Türkçe karşılaması beni yaraladı. Evde çocuklarla Kürtçe konuşmanın yetmediğini gördüm. Bunun üzerine sürdürdüğüm tiyatro çalışmalarını tamamen çocuklarla ilgili olarak sürdürme kararı aldım.
Bu projeye başlarken “iğneyi kendime çuvaldızı başkasına” mantığıyla yani eleştirel bir bakışla yola çıktım. Kürt siyaseti, sanatı, edebiyatı, basın yayını ve özellikle görsel medyasında çocuklarla ilgili hatırı sayılır bir şey yok. Sadece Amed’de Sur Belediyesi’nin bu yönde bir çabası-çalışması var. Sanat, siyaset, edebiyatla ilgilenen herkes bu noktada duyarsız davranıyor. Öyle ki birçoğunun çocuğu Kürtçe dahi bilmiyor. Kürtçe sanat yapan, şarkı söyleyen, kitap yazan, siyaset yapanların çocuklarının kendi anadilini bilmemesi acı vericidir. Bunun önüne geçmek için ciddi bir çaba göstermek gerektiğine inanıyorum. Bir dilin gelişmesi, yaşamsal olması ancak ve ancak çocukların o dili bilmesinden geçtiğini biliyoruz.

Bu proje tam olarak nedir?

Biz çocuklara kendi anadilimiz Kürtçe ile oyunlar oynatıyoruz. Yarışmalar yaptırıyoruz. Bütün konuşmalarımız Kürtçedir. Yine çocukları oyunların içine katarak onların kendine güvenini sağlıyoruz. Kürtçe konuşturarak dilin bilinç altına yerleşmesini sağlıyoruz. Kürtçe oturup, Kürtçe kalkıyoruz, Kürtçe konuşup, Kürtçe gülüyoruz. Kısacası hayatın her anını Kürtçeleştiriyoruz. Unutulmaya yüz tutmuş masalları, tekerlemeleri, bilmeceleri, oyunları eğitici tarzda onlarla paylaşıyoruz.


Zarok û Ziman projesinin amacı nedir?
Bu projenin temel amacı, binlerce yıldır asimilasyona karşı koruduğumuz anadilimizi çocuklarla büyütüp yeni nesillere ulaştırmak, kaybolmaya yüz tutmuş yüzyıllık oyunları kültürel zenginlikleri gün yüzüne çıkarmaktır. Çocuklara hayvan sevgisi ve ekolojik toplum üzerine kurulmuş çevreci ruhunu aşılamaktır. Çocukların, sanatsal yönlerini geliştirebilmelerini sağlayarak yeteneklerini açığa çıkartmak.
 
Bu projeyi kimlerle ve nasıl yürütüyorsunuz?

 Bu proje fikri doğduğunda birçok kreş öğretmeni ve pedegogla konuştuk. Çocuk psikolojisi, çocuğa yaklaşım metotları üzerine detaylı bilgiler topladık. Bu projede yer alan arkadaşlarımız profesyonel anlamda tiyatro ile uğraşıyor. Ekibimizi Baran Demir, Rewşan Çelik, Rojda Yavuz ve Recep Çelik ile birlikte oluşturduk. Ekonomik çıkar düşünmeden bu projeyi yaşama geçirme uğraşı veriyoruz. İlk etapta metropollerdeki sivil toplum kuruluşları özellikle yöre dernekleri üzerinden bu çalışmayı yaptık. 

Bu etkinliklerde nasıl bir tepkiyle karşılaştınız?

Çocuklar ilk defa kendi anadili Kürtçe ile konuşan ayı, palyaço, civciv, tavşan ve tilki ile karşılaştılar. Bu onların çok hoşuna gitti. Çocuklarla beraber olduğumuz zaman zarfı içinde Kürtçe yedik, Kürtçe içtik. Bütün konuşmalarımız Kürtçe idi. Her şeyi anadilimizle yaptık ve en önemlisi de Kürtçe güldük. Katılımın yüksek olması ve çocuklar ile ailelerinin ilgisi bizi mutlu etti, bu projeyi daha da geliştirme azmi verdi.

Bu çalışmalar dil için yeterli midir?

Kesinlikle yeterli değil. Kürtçe anadilde eğitimin okullarda resmi olarak kabul edilmesi ön koşuldur. Ancak bizlere, ailelere de düşen görevler vardır. Biz bir kanal açtık, devamını aileler getirecek. Özellikle metropollerde yaşamın her alanı Türkçedir.  Okul, market, sokak, televizyon hep Türkçe. Dolayısıyla bütün harmanın Türkçe savrulduğu bir yerde eğer evin içinde de Kürtçe konuşulmaz ise Kürtçe tamamen bitmiş demektir. Ailelerin, özellikle çocuklarla Kürtçe konuşması gerekiyor. Buradan, Anne babalara, Kürt siyasetçilerine, sanatçılarına, edebiyatçılarına bir çağrı yapmak istiyorum. “Ne olur evinizde çocuklarınızla Kürtçe konuşun” Anadilimiz  olan Kürtçenin öğrenilmesinde ebeveynlerin rolü yadsınamaz.

Bu projelerinizi kimlerle paylaştınız ve neler yaptınız?

İstanbul’daki etkinliklerden gördüğümüz ilgi ve alakadan dolayı bu projeyi birkaç yerle paylaştık. Bu başvurular üzerine Wan Belediyesi bizi misafir etmek istediklerini söyledi ve Wan’da iki gösteri gerçekleştirdik, üç gün boyunca Wan ve Bostaniçi sokaklarında dolaşıp etkinlik düzenledik. Kapı kapı gezip Kürtçe kitap dağıttık, annelerle sohbet ettik, çocuklarla oyun oynadık. Düzenlediğimiz etkinlikte çocukların yüzündeki mutluluğu görmek; annelerin sıcak yaklaşımı bu projeyi daha da ileri taşıma azmi verdi. Etkinliğimizi izleyen herkes oldukça memnun oldu ve bunun mutlaka devam ettirmemiz gerektiğini belirtti. Çocukların ve annelerin ilgileri oldukça yüksekti. Çocukların gülmesi her şeye değer.

 

Wan ile metropol arasındaki fark ne? Bundan sonra ki hedefiniz ne?

Metropoller tam bir asimilasyon yeridir. Bölge ile kıyaslamak yapmak bence yerinde olmaz ancak size şunu diyebilirim. Wan’da da Türkçe her alanda kendini gösteriyor. Çocuklar okulda, markette, televizyonda Türkçe ile yüz yüzedir. Bununla birlikte aile içinde ve sokakta oyun oynarken Kürtçe ile iç içedir. Bölgedeki çocuklar metropollere göre daha şanslıdır. İnsanlarımız hayatın her alanında Kürtçe konuşmaya daha fazla hevesli olması da ayrıca sevindirici bir gelişmedir.Eğer imkanlar dahilinde bir bütçe oluşturursak Kürdistan’da köy köy dolaşıp bu projemizi hayata geçireceğiz. Tabi, metropollerde de çalışmalarımız devam edecek.

Halka çağrımızdır

Bir halkın halk olması için dil olmazsa olmazıdır. Dolayısıyla hepimiz bir dilin çocuklarla filizlenip, büyüyeceğini çok iyi biliyoruz. Bütün ailelere çağrımız şudur. Ne olursa olsun evin içinde çocuklarınızla kendi anadiliniz olan Kürtçe ile konuşun. Çocuk dili sokakta ve okulda öğrenir. Onların bilinçaltına Kürtçeyi yerleştirin. Bu projenin bir sloganı var. Onunla bitireyim. 
“Bi Kurdî bixwun, Bi Kurdîvexwun, Bi Kurdî bijîn, 
Bi Kurdî rabin, Bi Kurdî runin, Bi Kurdî bijîn 
Bi Kurdî bixwînin, Bi Kurdî binivîsînin, Bi Kurdî biaxifînin Û bi Kurdî bikenin”
 


ERDOĞAN ZAMUR

0 0 deng
Article Rating
Bibe abone
Dazanîne bigre
guest
0 Comments
Lêvegerînen navê nivîsê
Hemû şiroveyan bibîne