Modern sömürgeciliğin entrikaları

0
29

Kapitalist sistemin yürütücüsü büyük şirketlerin kazançlarını arttırmak için taşrada uyguladığı sinsi yöntemleri anlatan “Kayıp Umutlar-Promised Land” filmi, Almanya’da sinemalarda. Gus Van Sant’ın yönettiği filmin başrolünde tanınan oyuncu Matt Damon var.

Aynı zamanda filmin senaryosuna katkıda bulunan Damon, başarılı performansıyla dikkat çekiyor. Film, kasabalarında doğalgaz çıkarmak isteyen modern sömürgeciliğin günümüzdeki temsilcileri olan şirkete karşı kasabalıların verdiği mücadeleye odaklanıyor. Şirketin direnişi kırmak için kullandığı yöntemler ise hepimizin alacağı derslerle dolu. 

Enformasyon savaşı 
Bir doğalgaz firmasında çalışan Steve Butler ve iş arkadaşı, kasaba sakinlerinin topraklarından doğalgaz çıkartmak için arazileri satın alma ile görevlendirilir. Kendisi de kasabada büyümüş olan Steve, kasabalı yanlarını onlarla daha iyi iletişim kurup arazilerini daha ucuza kapatmak için kullanır. Önceleri işleri yolunda gider. Ama kasabadaki fizik öğretmeni Frank Yates, firmanın doğalgaz çıkarırken kullandıkları kimyasalların çevreye vereceği zararları kasaba sakinlerine anlatması ile işler tersine dönmeye başlar. Kasabalılar üzerinde önemli bir etki bırakan Yates ile şirket yetkilileri arasında enformasyon savaşı başlar. 

B planı devreye girer

İşlerin yolunda gitmemesi üzerine şirket B planını devreye sokar. Plan dışarıdan gelen ve şirket için çalışan çevreci bir örgüt aracılığı ile kasaba halkının tepkileri kontrol altına alınır. Şirketin devreye soktuğu bu plan devletlerin de yıllardır kullanageldiği bir yöntemdir. Toplumsal olaylarda kullanılan bu yöntemin en etkili silahı yanlış bilgi ile kitleleri motive edip koşullar ölçüsünde etkisizleştirmek. Athena adındaki çevreci örgüt, şirketin daha önce yaptığı faaliyetler sonucunda çevreye vereceği zararları gösteren fotoğraflar yayınlar. Herhangi bir yerde çekilmiş fotograflar propagandanın en etkin silahı olarak kasabalıya sunulur.

Ajan-provokatör faaliyet

Aslında fotoğraflar sahtedir ve şirketin son hamlesi de bu sahtelik olacaktır. Kitlelerde kazanılan sempati, kritik bir eşikte sahtelik olayının ortaya çıkması ile tersine çevrilir. Şok içinde kalan ve aldatıldığını düşünen kasabalılar bu noktadan sonra sessizce başlarına öne eğerek başına gelecekleri bekler. Sadece çevre hareketleri değil bütün toplumsal hareketlerde bu tür ajan-provokatör faaliyetlerin varlığının söz konusu olduğunu biliyoruz. Filmden çıkarılacak mesajlardan biri de güç odaklarının bütün bu hamlelerini çözebilecek bir aklın varlığının olması gerektiği. Şimdilerde Gezi Parkı etrafında gelişen direnişi engellemek isteyen faaliyetlerin de bu kapsamda değerlendirilebileceği aşikar.

Steve komployu boşa çıkarır

Steve, şirketin çıkarlarını savunmak için söylediği yalanlar ölçüsünde yükselir. Ama hala içinde o eski kasabalılıktan kalma duygular vardır. Bu duyguların yarattığı basınçla kasabalılarla daha yakın ilişkiler kurar. Yalnız Steve’in şirketin planından haberi yoktur. Kasabalılara karşı kullanılan yöntemi sezer ve işin yürütücüsünden bu komployu öğrenir. Vicdanı ile baş başa kalan Steve’in verdiği karar ise vicdanından yanadır. Bir çok filmde gördüğümüz klişe burada da ortaya çıkar ve Stevi kasabayı kurtardıktan sonra bütün yaşamını geride bırakarak doğaya döner.

İki söylemin farkları

Küçük bir kasabada gelişen olayları anlatan film, toplumsal hareketlerde görülen “dışarıdan bilinçlendirme” yöntemini de bir kez daha akla getiriyor. Bu düşünüş ile birlikte içeri ve dışarının söylemi öne çıkıyor. Fizik öğretmeni Yates’in kasabalıları içeriden sade ve yalın bir dille, çevreci örgütün de dışarıdan, soğuk, propangandist bir dili kullanarak ikna etmesi söylem farklarının yarattığı etkiyi de gösteriyor. İçerinin dili, kasabalıların anlayıp özümseyeceği ve duygularını kattığı argümanlardan yola çıkarken, dışarının ajitatif dili ise kasabalıların anlayamadığı daha önceden oluşturulmuş argümanlardan oluşan bir dili ortaya çıkarıyor. 

Modern sömürgecilere yumruk

Steve, kasabalıları ikna etmek için kapitalist ekonominin vahşi işleyişi ile ilgili argümanlar da sunar. Kasaba ekonomosinin, büyüğün küçüğü ezdiği kapitalist sistem içinde varlığını daha fazla sürdüremeyeceğini iddia eder. Üretimin giderek düştüğünü fabrikalarla rekabet edemeyeceklerini ve geleceklerinin tehtid altında olduğunu söyler. Bu açmazdan kurtulmak için de kasabalılara konformist yaşamın sığınakları olan kentleri önerir. Ama insanların ona cevabı ise gelenekler ile yaşama biçimlerini çocuklarına bırakmak istemeleri olur. Steve’in ısrar etmesi üzerine yediği yumruk, kasabalıların topraklarını elinden almaya gelen modern sömürgecilere karşı duygusal ve rasyonel tepkisi olarak anlaşılabilir.

ÖNDER ELALDI

ŞIROVE BIKE

Ji kerema xwe re şîrove bike!
Ji kerema xwe navê xwe binivîse