‘Li Vir’ bir sürgün hikayesi

0
9
REKLAM    

Haco Çeko’nun ‘ Li Vir’ adlı filminde oynayan Musa Pekin, filmin, sadece kendisinin değil, tüm Kürt sürgünlerinin ve mültecilerinin hikayesi olduğunu belirtiyor. 

İngiltere’nin başkenti Londra’da yaşayan Kürt yönetmen Haco Çeko’nun yazıp yönettiği ‘Li Vir’ (Burada) filmi, İngilizce ‘Nowhere’ adıyla 15 Eylül Pazar akşamı bir kez daha Londralılar için beyaz perdeye yansıyacak. 
Çekimlerinin 2012 yılında bittiği ve yönetmenin ilk uzun metrajlı filmi olan ‘Li Vir’, ilk olarak geçen seneki 7. Londra Kürt Film Festivali’nde kapanış filmi olarak gösterilmişti. !F İstanbul Film Festivali, Sinemardin 7. Uluslararası Mardin Film Festivali ve Uluslararası Jagron (Hindistan) Film Festivallerinde de gösterilen film, Uluslararası Amed Film Festivali’nden de bir ödülle dönmüştü.
Mülteci yaşamından sinema oyunculuğuna
Yarı kurgusal, yarı belgesel formattaki filmde çoğunluklu olarak Kürtçenin Kurmancî ve Kirmanckî (Dimilî) lehçesi kullanılırken, filmin başrollerini Musa Pekin ve Hüseyin Karadağ paylaşıyor. Film Londra’daki Musa ve Dingil Hüseyin adındaki iki kaçak göçmenin Kanada’ya kaçak olarak gitme planları üzerine kurulu. Musa (Musa Pekin) karakterinin kendi gerçek hayatından filme yansıyan kesitleri, filmin en çok öne çıkan özellikleri arasında. İngiltere’ye iltica etmeden önce Türkiye’de çeşitli futbol takımlarında ve Almanya Borussia Münchengladbach takımında profesyonel futbolcu olan Musa Pekin, daha önce aynı yönetmenin iki kısa filminde de oyuncu olarak yer almıştı. Musa Pekin gazetemize İngiltere’deki 20 seneyi bulan mülteci yaşamını, Dêrsim sürgünü babasını ve hayatının yansıdığı filmin çekiliş hikayesini anlattı. 

Kararlı bir vicdani retçi

1963 İstanbul doğumlu Musa, hayatında hiç Dêrsim’i görmese de topraklarını gittiği her yere taşımayı başarmış bir vicdani retçi. Kendi vicdanından kaçamadığı için askerlikten kaçtığını ifade eden Musa, kendisini korkaklıkla suçlayanlara “cesaretin askere gitmekle değil, asıl askerliğe karşı durmakla olabileceğini” dile getiriyor. Militarizm karşıtlığı Musa’yı İngiltere’nin başkenti Londra’ya getirmiş olsa da 19 sene boyunca oturum alamayınca iki haftada bir imzaya tabi tutuluyor. Sürgün geldiği Londra’da yıllarca kaçak hayatı yaşıyor. 19 senelik kaçak hayatın ardından oturumunu ancak geçen sene alabiliyor. Herkesin oturum alınca ziyaret için de olsa gider dediği Musa kararında ısrarlı. Musa askerlik kalkmadan geri dönmeyecek, sürgün olarak yaşamaya devam edecek. Musa’nın ailesinin sürgün hayatı, babasının daha 3 yaşındayken 1938’de Dêrsim’den Aydın’a zorla sürülüşüyle başlamış aslında. 
Ailesi yıllarca ülkeye geri dönmesi için ikna etmeye çalışsa da askerliği ne bedelli ne bedelsiz kabullenebilmiş Musa. “Bir Kürt Alevi olarak benim ne işim var askerde?” sorusundan kurtulamadığını dile getiren Musa, “Bedelli yapsam kurtulacağım belki şu askerlik illetinden ama benim vereceğim parayla paşalar villalarda oturacak, benim gibiler ise orduevlerinin bekçiliğini yapacak. Halkın çocuklarını yine halkın çocuklarına kurşunlatacaklar. Böyle bir şeyi nasıl kabul edebilirim?” şeklinde konuşuyor. 

Devlet bize daha ne yapsın?

Korkunun ve sindirme politikalarının etkisiyle militarizm ve resmi devlet sistemini reddedişini babasının bile anlamadığını söyleyen Musa, “Babam ‘bu devlet bana ve sana bir şey yapmadı, dön ülkene’ diyor. Devlet sen 3 yaşındayken kara vagonlarla çıplak ayak seni kendi topraklarından söküp çıkartmış, oğlu olarak ben kendi topraklarımda bile doğmamışım, devlet bize daha ne yapsın?” şeklinde ifade ediyor duygularını. 

Haco Çeko ile tanışma ve sürgün hikayesi

Musa’nın militarizm ve resmi devlet karşısında 19 sene boyunca devam eden sağlam duruşu yönetmen Çeko’nun dikkatini çekince, Musa’nın hikayesi bir filme dönüşüyor. Musa’ya göre ‘Lir Vir’ filmi, sadece kendisinin değil, tüm Kürt sürgünlerinin ve mültecilerinin hikayesi aslında. 
Filmin çekimleri bir sene sürerken, Musa’nın yıllardır görmediği kendi anne ve babasını Londra Havaalanı‘nda karşılama sahnesinin bir kurgu olmadığını söylüyor. Musa, “Babam ve annem beni zorla geri götürmek için Londra’ya gelmişlerdi. Film çekimlerinden habersizlerdi. Havaalanı yetkilileri profesyonel kameranın kullanılmasına izin vermeyince yönetmen dijital el kamerasıyla çekti bu sahneyi. Beni yıllardır görmemişlerdi. Çok duygulu anlar yaşadık” şeklinde konuşuyor. 

Annemin dilini konuşamadım

Akabindeki film sahnelerinin büyük çoğunluğu ise Musa’nın geri dönmesi için annesinin Musa’yı ikna etmeye yönelik sohbetleri üzerine kurulu. Bu sahneler rolden uzak tamamen doğal çekilmiş. Kirmanckî konuşan annesine Türkçe cevap veren Musa, “Aslında bu anne ve oğul arasındaki diyaloglardan da Türkiye’ye neden geri dönmek istemediğimin anlaşılması gerekiyor. Ben anneme annemin konuştuğu dille bile cevap veremiyordum. Anadilimiz ya unutturulmuş ya da öğrenilmesine hiç müsaade edilmemiş. Şimdi de böyle bir ülkenin de askeri olmam bekleniyor” diyor. 
“Film bitti ama benim filmim bitemedi. Babam halen beni geri götürme planları içerisinde. Elbette bir baba olmanın verdiği koruma güdüsüyle hareket ediyor ama zorunlu askerlik kaldırılmadan basmam ayağımı Türkiye’ye. Ben yaktım gemileri geldim. Demirden korkan trene binmez. 20 yıldır bunun mücadelesini verdim, vermeye de devam edeceğim” şeklinde sonlandırıyor sözlerini. 
‘Li Vir’ 15 Eylül Pazar akşamı saat 19:00’da Edmonton bölgesindeki Millfield Arts Centre’da gösterilecek. 
Biletler, +44 (0) 7425 344 777 ya da +44 (0) 7570 373 365 nolu telefonlardan temin edilebilir. 

ÖZLEM GALİP/LONDRA

Reklam

ŞIROVE BIKE

Ji kerema xwe re şîrove bike!
Ji kerema xwe navê xwe binivîse