Kürt Tiyatrosu

0
11
REKLAM    

1918’de İstanbul’da Evdirehîm Rehmî Hekarî’nin “Kovara Jîn” için kaleme aldığı Memê Alan piyesi, Kürt tiyatro edebiyatının ilk örneği olarak bilinir. 1990’lı yıllara kadar Kürt tiyatrosunun kamusal alanda herhangi bir temsili olmadığı için Memê Alan piyesi ile Musa Anter’in 1956’da kaleme aldığı Birîna Reş adlı oyun birer edebi metin olarak kalırlar. 

Tiyatro her zaman kendini seyircinin konumuna/durumuna göre tarif etmiş ve örgütlemiştir. Tiyatronun Latince Theatron yani Seyir-yeri sözcüğüyle kodlanmış olması da tiyatronun seyirciyle birlikte anlam bulduğunu göstermektedir. Dolayısıyla bir tiyatro olayından söz etmek ya da bir eyleme tiyatro diyebilmek için onu izleyen bir nüfustan/topluluktan söz etmek gerekir. Herhangi bir tarihsel süreçte tiyatroyu yeniden tarif etme ihtiyacı duyulduğunda da yine seyircinin konumuna göre tarif edilmiştir. Bu yüzden tiyatro, her zaman toplumsal ve politik bir faaliyet olmuştur.

 

Bu minvalde Kürt tiyatrosunu tarif etmek için öncelikle onun seyircisinin konumunu göz önünde bulundurmak gerekir. Kimliği, kültürü, dili -en genel anlamda varlığı- yasaklı olan bir seyircinin, karsısında tedirgin halde oturup birazdan başlayacak olan temsile Kürt Tiyatrosu denildi. Kürt tiyatrosu her türlü baskı ve yasaklamalara rağmen en coşkulu biçimde temsillerini yapmış, kendisini seyircisinin konumuna göre örgütlemiş, seyircisinin tarihsel ve toplumsal deneyimlerini tecrübe etmiştir. 
Kürt tiyatrosu tarihsel olarak ilk edebi deneyimini politik baskı ve yasaklardan dolayı kendi coğrafyasından uzakta yaşar. 1918’de İstanbul’da Evdirehîm Rehmî Hekarî’nin “Kovara Jîn” için kaleme aldığı Memê Alan piyesi, Kürt tiyatro edebiyatının ilk örneği olarak bilinir. 1990’lı yıllara kadar Kürt tiyatrosunun kamusal alanda herhangi bir temsili olmadığı için Memê Alan piyesi ile Musa Anter’in 1956’da kaleme aldığı Birîna Reş adlı oyun birer edebi metin olarak kalırlar.


Kurdistan’ın Silêmanî, Hewlêr ve Duhok gibi kentlerinde 1925 yıllarından itibaren düzenli olmamakla birlikte dünya klasiklerinden çeşitli adaptasyonların yanı sıra özgün güncel metinlerin de sahnelendiği bilinmektedir. 1990’lı yıllardan itibaren tiyatro giderek kurumsallaşır ve bu kurumsallaşmanın dolayımında sanatçı sendikaları kurulur. 2000’li yıllardan sonra çok sayıda tiyatro topluluğunun örgütlendiği bu kentlerde giderek daha nitelikli üretimler açığa çıkmaktadır. Tarihsel olarak önemli bir üretim de 1946’da Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nde sahnelenen Dayîka Niştiman operasıdır. 


1991 yılında İstanbul’da Mezopotamya Kültür Merkezi bünyesinde bir tiyatro grubunun oluşturulmasıyla birlikte Türkiye’deki Kürt tiyatrosunun pratik üretim süreci başlamış olur. Grup, Mamoste Cemil yönetmenliğinde Mişko adlı ilk Kürtçe oyunla seyirci karşısına çıkar. Aynı grup 1992 yılında Hüseyin Kaytan öncülüğünde topluluk örgütlenmesine giderek, “Teatra Jiyana Nû” adını alır. 1996 yılında Erdal Ceviz yönetmenliğinde “Şanoya Hêlîn” ve 1998’de “Sarya Halk Sahnesi” adı altında alt birimler oluşturarak eğitim ve araştırma çalışmaları yürütür. Topluluğun oyuncu kadrosu da bu birimlerde yetişir ve bu kadrolar İzmir, Mersin, Adana, ve Amed gibi merkezlerde MKM bünyesinde tiyatro topluluklarının oluşmasına öncülük eder. 


Teatra Jiyana Nû, Ulusal Kürt Tiyatrosunun oluşması yolunda gerekli olan kadroları, oyun metinlerini ve tiyatro için gerekli diğer bileşenleri örgütlemeyi, tamamen yasaklı olan Kürtçe tiyatro için özgürlük alanları yaratmayı ve yaratımlarını profesyonel bir noktaya taşımayı hedeflemiştir. Bir yandan özgürleşme kavgasının bir öznesi olarak kitlelerde direkt etki yaratacak siyasal, ajit-prop oyunlar üretirken diğer yandan da sanatsal oyunlar üretme çabasında olur. Teatra Jiyana Nû, Kürtlere ilk defa Kürtçe oyunlar izletmekle kalmaz, aynı zamanda Türkiye ve dünyadaki tiyatro dünyasına yeni ve özgün deneyimler sunar. Teatra Jiyana Nû günümüz Kürt Tiyatrosu’nun kurucu topluluğudur ve Kürt tiyatrosunda kaynak olarak başvurulan bir kurum haline dönüşmüştür. Topluluğun sahnelemiş olduğu oyunlar; Mişko, Mirin û Jiyan, Daweya Genaralê Teneke, Jinén Bindest, Ta/Sê Ewrên Dûr, Rojbaş, Govenda Hilo, Bayê Elegezê, Komara Dînan Şermola, Ta, Gurzek Ne(lê)dan, Berber, Du Şivan, Germa Tebaxê, Ji Mirinê Veger Tuneye, Agirê Newrozê, Gundê Xezê, Axuya Spî – Guşto, Zarokên Apê Musa, Kurmê Darê, Zeviya Jiyanê, Apê, Helepçe, Arîzeya Teknikî, Şert, Mehîr, Agir, Zîlan, Meşa Jiyanê, Dergûşa Cîhanê, Memê Alan, Pénc Péçi, Prometeusê Zincîrkirî, Sê Sêv Bi Nanek, Em û Ew, Mirina Anarşîstekî, Çol û Av, Çar Diyalog, Girav,  Mirin û Keçik, Şîret adlı oyunlardır.


1994 yılında İzmir’de Mezopotamya Kültür Merkezi’nin açılmasıyla birlikte bünyesinde çalışmalarını sürdürecek olan “Şanoya Hêvî” adlı bir tiyatro topluluğu kurulur. Başlangıçta ağırlıklı olarak üniversite öğrencilerinden oluşan topluluk, zamanla Kürtçe tiyatroya olan ilginin artmasıyla birlikte farklı meslek gruplarından kişilerin katılımıyla zenginleşir. Şanoya Hêvî, köy seyirlik oyunlar ve geleneksel halk tiyatrosu üzerine bir takım çalışmalar yaptıktan sonra, Epik Tiyatro kuramından beslenerek kimi oyunlar sergiler. Topluluk halen İzmir Mezopotamya Kültür Merkezi bünyesinde çalışmalarına devam etmektedir. Şanoya Hêvî’nin sahnelediği bazı oyunlar; Hêviya Me Hûn in, Sîmurg û Ronahî, Qosegelî (Köy seyirlik oyun), Name (Kısa oyun), Qêrînek Bê Deng (Helepçe Anması), Gurî, Lêrîna Aso, Derwêşê Evdî, Sêdar, Qedehek Din ve Zimanê Çiya (Harold Pinter’in iki kısa oyunu)  adlı oyunlardır.


Êlih’te ise, 2000 yılında kurulan Bahar Kültür Merkezi bünyesinde repertuarını Kürtçe oluşturan “Reş û Sipî” adlı bir tiyatro topluluğu kurulur. Bu topluluk 2002 yılına kadar faaliyetlerini sürdürürken Tuxûb adlı Kurmancî bir oyun sahneler. Aynı topluluk 2003-2005 yılları arasında “Koçber” adını alarak Nexweş ve Nasname adlı iki oyun sahneler. 2005 yılında ise topluluk adını “Şanoya Arsen Paladov” (Rusya’da yaşayan ünlü Kürt tiyatro ve pandomim üstadı) diye değiştirir. Şanoya Arsen Paladov’un sahnelemiş olduğu oyunlar; Tixtor (2005), Rastî (2007), Jan û Ar (2007), Koç (2008), Çima (2009), Çima Tarî (2010), Xewna Bajarekî (2011), Em û Ew (2012), Di Nava Dunikan De (2013) adlı oyunlardır.


“Teatra Seyr-î Mesel”, 2002 yılında İstanbul’da kurulur. Deneysel ve özgün teatral deneyimlerini Kürtçenin Kurmancî ve Kirmanckî (Zazakî) lehçelerinde yaptığı oyunlarla seyircisiyle paylaşır. Seyr-î Mesel topluluğu, kültürel değerleri; öncelikle sözlü kültür olmak üzere, masallar, efsaneler, seyirlik oyunlar, söylenceler ve folklorik motifler üzerine alan araştırması yaparak bu teatral değerleri kayıt altına almaya çalışmıştır. Seyr-î Mesel Tiyatrosu bu kaynaklardan beslenen, bu teatral değerleri ele alan, oyunculuk ve sahneleme tekniği açısından yorumlayan ve günümüz tiyatrosu ile buluşturan bir tiyatro topluluğudur. Teatra Seyr-î Mesel, 2004 yılında Erdal Ceviz’in yönettiği Qal û Qir adlı oyunla seyirci karşısına çıkar. Topluluğun sahnelemiş olduğu oyunlar; Sayê Moru (Şahmaran), Sêva Periyan, Mesela Ne Kadar Ozağ, Kemero Bask, Xewn û Xeyal-Jan û Xeyal, Lewheyên Bêmane ango Performansên Xan-Xerabe, Kayo Mixenet, Ay Carmela ve Bertol Brecht’in Kafkas Tebeşir Dairesi adlı yetişkin oyununu çocuk oyunu olarak uyarladılar.
Amed’te 2003 yılında açılan Dîcle Firat Kültür ve Sanat Merkezi bünyesinde bir tiyatro topluluğu oluşturulur ve ilk oyunu olan Sol û Serî (2004) ile seyirci karşısına çıkar. Aynı topluluk 2007 yılında Ewrê Bê Baran adlı oyun ve Dewrêşê Evdî (2008) adlı müzikli/danslı bir oyun sahneler. Topluluk 2009 yılında “Teatra Yekta Hêvî” adını alarak Evîna Gul û Masî adlı oyunu sahneler. 2012 yılında ise bir mekan-tiyatrosu formuyla Bûka Baranê adlı oyunu Dicle Firat Kültür ve Sanat Merkezinin avlusunda seyircisiyle paylaşır.    
Kurumsal bir yapıya sahip olan ve her sezon düzenli olarak Kürtçe repertuvar oluşturan “Amed Şehir Tiyatrosu” ise, Kürtçe repertuvarını ilk kez 2003 yılında Murathan Mungan’ın Taziye adlı oyununu Hawarî adıyla oluşturur. Şehir tiyatrosu kimi zaman yeni/güncel metinlerle kimi zaman dünya klasikleriyle yetişkin repertuvarını, bunun yanı sıra Kürtçe çocuk oyunları repertuvarını oluşturur. Şehir tiyatrosu farklı teatral formlar ve deneysel çalışmalarla Kürt tiyatrosu ve seyircisine farklı deneyimler sunmaktadır. Şehir tiyatrosunda Mala Dînan (2006), Kelemê Evînê (2007), Mala Extiyaran (2008), Yaşar Ne Heye Ne Jî Tuneye (2008), Zimanê Çiya (2009), Çiya Gihîşt Behrê (2009), Tu Kî Ye (2009), Çîrokek Zivistanê (2010), Tu Gara Nîyî (2010), Mihoyê Girêsor (2011), Memê Alan (2011), Qeyd (2011), Li Rawestgehê Sê Ezezok (2011), Antîgone (2012), Xulamê Du Xwedî (2012), Papûcên Min En Xweşik (2012), Hamlet (2013), Daweta Xwînî (2013) adlı oyunlar sahnelenmiştir. Şehir tiyatrosu, 2011’den itibaren Kürtçe oyun yazarlığını geliştirmek, yeni/genç yazarları oyun yazarlığına teşvik etmek, Kürt tiyatro edebiyatına ve Kürt tiyatro topluluklarının repertuvarına yeni/güncel metinler sağlamak amacıyla da her yıl Evdirehîm Rehmî Hekarî adına Kürtçe oyun yazma yarışması düzenliyor. 


Repertuvarını Kürtçe oluşturan ve İstanbul’da çalışmalarını sürdüren diğer bir tiyatro da 2003 yılında kurulan “Teatra Avesta”dır. Onuncu yılına giren Teatra Avesta şimdiye kadar tüm oyunlarını Kürtçe sahneledi. Dünya tiyatro klasiklerini Kürt tiyatrosuna kazandırmanın yanı sıra Kürt kültürünün değer atfettiği kişi ve olayları sahneye taşıdı. Teatra Avesta’nın sahnelemiş olduğu oyunlar; Rojnivîska Dînekî (2005), Tu Ne Gara Yî (2007), Musa Anter’in yaşamını anlatan Araf (2008), Harold Pinter’in Zimanê Çiya ve Mehmed Uzun’un Mirina Egîdekî adlı iki ayrı eseri Mirina Zimanekî (2009) adıyla seyirci karşısına çıkardı ve son olarak Daf  (2012) adlı oyunu sahnelemiştir.
2008 yılında İstanbul’da yine repertuvarını Kürtçe oluşturacak olan diğer bir tiyatro da “Teatra Destar”dır. Yaptığı deneysel çalışmalar ve üretimlerle kendine has bir “sahne dili” yaratmayı hedefleyen Teatra Destar, “dil ve kültür” ile ilgili duyarlılıklarının da çağdaş bir “sahne dili” olmaksızın taşınamayacağı fikrindedir. Oyunlarında genellikle politik konuları ele alan grup, “politik” kavramını ise güncel siyasetin belirlediği çerçevede değil -insanın “politik bir varlık” olmasından hareketle- sanatsal bir çerçevede değerlendirmektedir. Teatra Destar aynı yıl içinde Mîrza Metîn’in yazıp yönettiği Qeşmerên Apoletî adlı kısa oyunla seyirci karşısına çıkar. Teatra Destar’ın ilk perdelik oyunu olan Reşê Şevê (2009) adlı oyunun yanı sıra, 2010 yılında diyalogsuz-deneysel bir çalışma olan Cerb adlı oyunu sahneler. Bûka Lekî (2011), Disko 5 No’lu (2012) ve Sofokles’in Antigone adlı tragedyasından güncel bir uyarlama olan Antigone2012 adlı oyunlarıyla üretimlerini sürdürmektedirler. 


Türkiye metropolleri ve Kurdistan kentlerindeki Kürt tiyatrosunun kamusal alandaki 20-25 yıllık kısa pratik üretim tarihine bakıldığında önemli ve büyük çalışmaların gerçekleştirildiğini görmekteyiz. Bu sözünü ettiğimiz Kürt tiyatro topluluklarının repertuvarlarına bakıldığında dünya klasiklerinden, Kürt destanlarına, çeviri metinlerden özgün/güncel metinlere uzayan geniş bir repertuvarı olduğunu görmekteyiz. Aynı şekilde bu oyunların sahnelenme biçimlerine bakıldığında oyunların farklı formlarda sahnelendiğini ve kimi deneysel veya performatif deneyimlerin de yaşandığını görmekteyiz. Bu üretimlerin yanı sıra kayıt altına alınmayan onlarca önemli çalışmanın da olduğunu bilmemiz gerekir.


Kürt kültür ve sanatı üzerindeki politik baskı ve engellemelerden en çok etkilenen sanat alanlarından birinin –kamusal alandaki bir faaliyet olması nedeniyle- tiyatro olduğunu söyleyebiliriz. Kimi zaman sahne bulamayan ya da sahne bulduğunda gösteri izni alamayan Kürt tiyatro topluluklarının tiyatro yapma ısrarı, Kürt tiyatrosunun bugünkü tecrübe ve deneyimini sağlamıştır. Gelinen düzeyde Kürt tiyatrosunun azımsanmayacak bir üretim içinde olduğunu ve artık kuramsallaştığını görmekteyiz.  
Kurumsallaşan Kürt tiyatrosunun, bir yandan dünya deneyimlerini tecrübe etmesi diğer yandan kendi kültürel kaynaklarından teatral formlar oluşturması Kürt tiyatrosunun kendi kimliğini bulma yolundaki çabalar olarak görülebilir. Kürt tiyatrosu “kimliği” bağlamında hep yanlış tarif edilmiştir ve edilmektedir. Gelinen noktada Kürt tiyatrosunun en büyük talihsizliği, Kürt tiyatrosuna dair sanatsal eleştiri mekanizmasının olmayışıdır. Kürt tiyatrosuna yönelik nasıl olura dair sunulan reçeteler, bırakın Kürt tiyatrosunu geliştirmeyi, kanaatimce gelişimini engellemektedir


Kürt tiyatrosu ya da en genel anlamda Kürt sanatının güncel üretimine ilişkin kaynak olarak sunulan “Dengbêj” formunun, kendi başına özgün ve halen yaşamakta olan bir sanat formu olduğu unutulmamalıdır. Kürt tiyatrosunun Dengbêj formunu, teatral formlara dönüştürdüğü ve bu konuda kimi tecrübeler edindiğini de bilmek gerekir. Bunun yanında Kürt tiyatrosuna ilişkin diğer bir güncel eleştiri de “çeviri metinler” üzerine yapılan eleştirilerdir. Günümüz dünya tiyatro deneyimi ve tecrübesi göz önünde bulundurulduğunda Kürt tiyatrosunun da bundan beslenmemesi düşünülemez. Kendi özgün formlarını oluşturma çabası içinde olan diğer uluslar da dünya deneyimlerini kendi deneyimleri olarak görmüşlerdir. Bu bağlamda “kimliğini” oluşturma ve özgün formunu bulma çabası içinde olan Kürt tiyatrosunun da dünya deneyimlerini tecrübe etmesi gerekmektedir. Kürt tiyatrosuna ilişkin “çeviri metin” eleştirisini, çevirinin ötesinde çevirilen metnin teatral üretiminin, Kürt tiyatrosuna nasıl bir tecrübe kazandırdığını düşünerek yapmak ve sanatsal bir bakış açısıyla temsili kendi içinde eleştirmek daha doğru olacaktır.  

RÜKNETTİN GÜN

Reklam

ŞIROVE BIKE

Ji kerema xwe re şîrove bike!
Ji kerema xwe navê xwe binivîse