Kürt sineması ve Bahman Ghobadi

0
36

Son yıllarda özellikle İran ve Türkiye’de üretilen sinema filmleri Kürtler’i cinema alanında dünya ölçeğine taşıdı. Çoğunluğu Kürt yönetmenlerce yapılan bu filmler bir Kürt Sinema Hareketi’nin kilometre taşlarıdır. Sinema duygulari, düsünceleri, tarihi kısaca hayatı görüntü ve ses aracılığıyla film formatında kitlelere aktarma sanatıdır. Sinemanın özgürleşme sürecindeki biz Kürtler açısından çok gerekli olduğunu düsünüyorum. Bu nedenle sinema alanında yapilan ve yapilacak Kürdili filmlere ilgi ve saygı duymak gerekir. Yılmaz Güney’den sonra uzun bir süre ekranlara Kürt olarak yansıma şansı bulamayan Kürtler, özellikle İranlı Kürt yönetmen Bahman Ghobadi’nin filmleri (Sarhoş Atlar Zamanı, Irak’ta Terkedilmiş ve Kaplumbağalar da Uçar) ve yine İranlı Samira Makmalbaf’ın Kara Tahta filmi ile uluslararası alanda film elestirmenlerinin ve izleyicilerinin dikkatini çekmeyi basardılar.

 

Bu yönetmenlere ek olarak Türkiye’den Yeşim Ustaoğlu, Kazım Öz ve Handan Ipekçi’nin yaptıgı filmlerin uluslararası alanda ödüller toplaması da olumlu bir gelişmeydi. Ozellikle Kazım Öz’ün Ax filmi ile Handan Ipekçi’nin Büyük Adam Küçük Aşk filmleri hem bicim hem de konu olarak Kürt sineması açısından umut vaat etmektedir. Ghobadi Kürt gerçekliğini yansıtmaktadır Bahman Ghobadi’nin filmleri hem konu, çekim teknigi (omuzdan cekim) , amator oyuncu kullanımı ve yönetmenin neo-realist tarzı açısından dikkat cekmektedir. Ghobadi filmlerinde mümkün oldugunca gerceklige sadık kalmaya calişmakta, Kürt gerçekliğini doğal bir ortamda, dogal oyuncularla adeta bir belgesel tadında yansıtmaktadır. Onun filmlerinde Kürtlük’e ve Kürdistan’a ait birçok özellik ekranlara yansımaktadır. Ghobadi Kürdistan cografyasını oldukça etkili şekilde yansıtmakta, bu cografya üzerinde yaşayan Kürtler’in yasadiği acıları, sıkıntıları, zorlukları yansıtırken insanların günlük hayatlari üzerine filmlerini inşa etmektedir.

 

Onun filmlerinde Kürtler ezilen ama yaşama sevincini kaybetmemiş bir halktir. Ghobadi’nin filmlerinin en önemli yanı Kürt coğrafyasının bölünmüşlüğüne dikkat çekmesidir. Tüm filmlerinin bir şekilde sinir ve tel örgu gürüntüsüyle bitmesi, olayların ya sınırların iki yakasında veya sınır yakınlarında gecmesi, diyalogların sınırlar ve mayınlar üzerine olması, Ghobadi sınır olgusunu filmlerinde bir metafor olarak kullanarak Kürdistan’in bölünmüşlügüne işaret ettigini göstermektedir. Ghobadi’nin tüm filmleri izleyicilerde Kürtler’e yönelik bir sempati uyandıracak şekilde kurgulanmıştır. Ghobadi’nin filmlerini izleyen herhangi bir izleyici ister istemez Kürtler’in içinde bulunduğu zorluklar uzerinde düşünmekte veya Kürtler’in yaşadiklari cografyanın güzelliği ve insanların direngenligi karşısında büyülenmektedir. Ghobadi’nin üç uzun metrajlı filmi de bir Kürt tarafından, Kürt perspektifiyle yapilmis filmlerdir. Onun filmlerinde Kürt coğrafyası her yönüyle yansıtılmaktadır; yüksek karlı daglar, soğuk iklim, savaşın, mayınların ve sınırların Kürtler üzerindeki etkisi, Kürt müzigi, insanların giyiniş biçimleri, düğünler, cenazeler, en zor koşullarda bile ortaya çıkan komik durumlar vs. Ghobadi Kürt ve Kürdistan gerçekliğini; Kürt kültürü ve yaşamını filmlerinde yansıtarak tüm dünyaya gösterme kararlılığındadır. Ghobadi’den önce uluslararası alanda aynı derecede etki yapmiş tek Kürt yönetmeni Yilmaz Güney’dir. Yilmaz Güney’in Yol ve Sürü filmlerinde Kürt gerçekliği belirli bir dereceye kadar yer alsa da, dönemin kosulları gereği Kürt dili bu filmlerde kullanılamamıştı. Yol filminde “Kürdistan” yazısı ekranda belirse de yasaklamalar nedeniyle sinema izleyicileri bu filmi izleyememiş, gösterime girdiği zaman bile bu yazı filmden çıkartılmıstı.

 

Ghobadi’nin sinemasal faaliyeti ve uluslararasi başarısı doğmakta olan Kürt Sineması’nın motor gücüdür. Ghobadi’nin filmlerinin yanı sıra son zamanlarda İran, Türkiye, Irak ve diasporada çekilen -hepsi Ghobadi’nin filmleri kadar Kürdi olmasalar da- Kürtler’le ilgili filmler Kürt Sineması’nın oluşmasina büyük katkı sağlamaktadır. İran’dan Blackboards (Kara Tahta), Legend of Love (Ask Efsanesi), Black Tape (Kara Kaset), The Wind Will Carry Us (Ruzgar Bizi Tasiyacak); Türkiye’den Büyük Adam Küçük Aşk, Fotoğraf, Uzak, Toprak, Güneşe Yolculuk, Irak’tan Jiyan ile diasporada cekilen Votka-Limon dikkate deger filmlerdir. “Kro Kürt” dönemi kapanıyor Kürt sinemasının nasıl tanımlanması gerektiği konusu bir tartışma konusudur. Bir filme Kürt filmi demek için dil mi, konu mu, yönetmen mi ya da hepsi mi göz önüne alınacaktır. Bu durum hala tartişmaya acıktır. Büyük Adam Küçük Aşk filmi Türkçe olmasına karsın konu açısından Kürdili’dir, Kürtler’le ilgilidir. Kürtçe de bu filmde kısmen kullanılmıstır. Kürt filmleri uluslararası alanda yapıldıkları ülke baz alınarak o ülkenin filmi olarak kabul edilmektedir. Örneğin Bahman Ghobadi’nin filmleri katıksız Kürt filmleriyken, İran sineması başlığı altında sınıflandırılmaktadır. Kurt sinemasının önünde daha katedeceği uzun bir yol vardır. Diasporada yapilan Kürt Film Festivalleri bir Kürt Sinema Hareketi’nin ya da olgusunun oluşmasi ve kabul edilmesi açisindan olumludur. Kürt filmleri ve sineması birgün mutlaka hakettiği degeri bulacak, filmlerde karekterler daha fazla Kürtce konusacak, mekanlar daha gercekci olacaktır. Kürt karekterler “kro” ya da “dogu şivesi ile konusan Türkler” olmaktan çıkıp daha fazla kendileri olacak bu da Kürt kültürüne onemli bir katkı olacaktır.

ŞIROVE BIKE

Ji kerema xwe re şîrove bike!
Ji kerema xwe navê xwe binivîse