Kürt Sineması Nedir, Ne Değildir?

0
89

Bir önceki yazımda Kürt sinemacılarının bir manifesto yayınlaması gerektiğine dair düşüncelerimi kısa bir değerlendirme halinde dile getirmiştim. Bu değerlendirmede ise konuyu biraz daha derinleştirmeyi amaçlamaktayım.

Türkiye’de yaşayan Kürtler 1980’ler sonrası kitlesel olarak yaşadıkları aydınlanmayı zayıf da olsa edebiyat, müzik ve tiyatroya yansıtmaya çalışıyorlar. Eksik tarafları olsa da Kürtlerin yaşadığı bu entelektüel dinamizmi coşkuyla karşılamak gerekiyor. Bu bağlamda Kürtlerin edebiyat ve müzik üretimine oranla sinemayla tanışıklıkları daha yeni ve çocukluk aşamasını yaşamaktadır. O zaman bu değerlendirmenin odağına Kürt sineması nedir, ne değildir sorusunu çekip oradan devam etmekte fayda var. Bu nedenle sinema sanatının sosyoloji ve tarih ile bağlantısını göz önüne alarak öncelikli olarak Kürt olgusuna yönelik bazı sosyolojik ve tarihsel tespitler yapma zorunluluğu bulunmaktadır.

 

1– Mesut Barzani yönetimindeki Kürt Federe Devleti dışında herhangi bir Kürt devleti söz konusu değildir. Osmanlı ve Safevi devletleri arasında yapılan anlaşma sonucu Kürt ülkesi önce iki parçaya, daha sonra ise 1. Dünya Savaşı sonrası dört parçaya bölünmüş ve Arap (Suriye-Irak), Fars ve Türk ulus devletleri arasında paylaşılmıştır. Bu durum Körfez Savaşı sonrası Barzani yönetiminde bulunan Irak Kürtlerinin özerklik kazanması ve daha sonra ABD’nin 2001’de Irak’a yaptığı müdahalenin ardından o bölgenin federasyon biçiminde örgütlenmesine kadar devam etmiştir. Kürt toplumunun tarihsel olarak yaşadığı bu bölünmüşlük ve egemenlik haklarının ellerinden alınması nedeni ile bu durum sanat ve edebiyat anlamında geri kalmışlığı beraberinde getirmiştir. Nitekim arkasında siyasal bir yapılanma bulunmayan topluluklar egemenliklerinde bulundukları toplumun etkisinde kalarak, o toplumun edebi ve sanatsal üretimlerine eklemlenirler. Kürtlerde ortaya çıkan edebi ve sanatsal üretim ise Kürtlerin egemenliklerinde bulundukları devletlerin politik yapılanmaları tarafından yasak sayılmış ve hatta yok edilmeye, çarpıtılmaya çalışılmıştır. Tarihsel anlamıyla bu geri kalmışlık durumu Kürt sineması, Kürt romanı ve şiiri için bir şanssızlıktır! Çünkü edebiyat ve sinema çalışmaları yürüten Kürtler fiziki olarak bölündükleri için güncel olarak da ortaya çıkardıkları üretimler egemenliklerinde bulundukları toplumun kültürel etkisini taşımaktadır. Örneğin İran’da sinema yapan Kürt sinemacılar yoğun olarak İran sinemasının etkisini taşımaktalar. Yine Türkiye’dekiler için de bu durum geçerlidir. Kürt sineması öncelikli olarak bu tarihsel durum ekseninde İran ve Türk sineması ile yüzleşmeli ve bir hesaplaşma yaşamalıdır.

2-Sinema toplumların tarihsel hafızası, sahip oldukları imgesel evren ve kültürel semiyotiği ile içi içe olan bir sanattır. Bu alanlardan beslenen ve bu alanları besleyen bir yapıya sahiptir. Kürt imgesi ve kültürel göstergeleri çarpıtılmış ve oryantalist bir paradigma ile anlatıya kavuşturulmuştur. Türk sineması şiveli konuşan her karakteri Kürt olarak kodlamış, Türk dizileri ise Kürt coğrafyasını kan davaları, yitik aşklar, aşiret kavgaları ile yansıtmıştır. Türk sinema ve televizyon algısının yarattığı Kürt imgesi tam bir çöplüktür! Kürt sinemacıların son yıllarda yaptıkları filmler ise çarpıtılan bu imgeyi düzeltmek yerine daha politik konulara yönelmiş ve propaganda filmleri yapmanın ötesine geçmemişlerdir. Bu yönüyle Kürt sinemacılarının son yıllarda yaptıkları filmleri Rusya’da erken sosyalist dönemde yapılan devrim filmlerine benzetmek yerinde bir tanım olur. Kürt sinemacıların yaptıkları filmlerde Kürt semiyotiği neredeyse yok denecek kadar azdır. Çünkü İstanbul veya yurtdışından gidip Kürt coğrafyası üzerine film yapmak bir noktada yetersiz kalmaktadır. Örneğin yüzlerce Kürt destanı, binlerce yıllık Kürt sözlü edebiyat geleneğinin yarattığı bir Kürt dünyası, duygusu söz konusu iken Kürt sinemacılarının konu seçiminde bu kadar kısır davranmasına şaşmamak elde değil!

3-Oryantalizm, Batı aydınının doğuyu anlatması değildir. Batı aklıyla aydınlanmış Doğu aydınının kendi coğrafyasını anlatma biçimidir. Son on yılda Kürt sinemacılar tarafından yapılan filmlere baktığımızda bu oryantalist bakış açısının izlerini yakalamak mümkündür. Bu bağlamda Kürt sinemacılarının siyasal olarak egemenliklerinde yaşadıkları ülkelerde geçirdikleri aydınlanmanın etkisi ile kendi coğrafyalarına, kültürlerine yaklaştıklarını söylemek gerekiyor. Türkiye’nin batısından Kürt ülkesine, coğrafyasına yolculuk yapan karakterler üzerinden Kürtleri anlatmaya çalışmak bence oryantalizmin ağa babasıdır. Nitekim yapılan tüm filmleri bu eksende değerlendirip çöpe atmak niyetinde değilim. Fakat birkaç film hariç yapılan filmlerin çoğu neredeyse bu algı ile yapılmıştır. Ayrıca Kürt sinemacılar konu seçiminde daha çok politik davranıyorlar. Türkiye ve PKK arasında yaşanan 30 yıllık savaş sürecinde ortaya çıkan sorunlardan film yapmaya çalışmak pozitif bir durumdur! Fakat Kürt kültürü, dünyası, duygusu, davranışı, aşkı ve acısı sadece bu çatışma süreciyle başlayan bir dönem değildir! Çatışma süreci acıyı derinleştirmiştir. Fakat onunla başlayan bir durum değildir. Kökleri Osmanlı ve Safevi devletlerine kadar inen bir acı çekme sürecidir bu. Bu anlamda tarihsel ve sosyolojik yanıyla ortaya çıkan Kürt imgesini daha derinlikli ele alma ve sinemaya yansıtmanın vakti gelmiştir!

4– Sinema sadece dil midir? Kanımca değildir! Bir filmde Kürtçe konuşulduğu zaman o film Kürt sineması mı oluyor? Evet, bir yönüyle oluyor! Fakat dil işin sadece bir yönüdür. Belki birileri için en önemli yönüdür. Fakat durumu sadece dil üzerinden tanımlamak eksik bir yaklaşımdır. Bir topluluk sadece dil üzerinden tanımlanmayacağı gibi bir topluluğu anlatan filmler de sadece dil üzerinden ele alınamaz. Bir toplumun yaşamı ve o topluma ait bireyin davranışlarını, aksiyonlarını yönlendiren psikoloji ve bir bütün olarak bu bağlamlar birbirine eklemlenip kültürel bir evren oluşturur. Dil bu kültürün dışarıya aktarılmasında bir araçtır. Fakat tek başına belirleyici değildir! Örneğin Fransa’nın ortasında karakterlerin Kürtçe konuştuğu bir film yapın, filmin mekânı başka bir coğrafya olduğu için o filmin ruhu farklı olacaktır. Kürtçe konuşulsa dahi o Kürt filmi olmayacaktır! Kürt sineması öncelikli olarak Kürt kültür semiyotiğini, Kürt imgesini derinleştirmeli ve özünde bunun imajını oluşturmayı hedeflemelidir.

5– Fransız Yeni Dalga Akımının öncü yönetmenlerinden Jean-Luc Godard, “Sinema mekânın sanatıdır” der. Kürt sinemasına bu pencereden baktığımızda içinde sadece Kürtçe konuşulan filmlerin yeterli olmadığı görülecektir. Sinema koşulsuz bir şekilde mekânın, coğrafyanın, kültürün ruhuna bağlıdır. Bunların tersi yani mekânın sıfırlandığı, kodlanmadığı filmler de mevcuttur. Fakat bu başka bir sinema diline girdiği için burada bu konuyu açma gereksinimi duymuyorum.

Özetle Kürt sineması nedir, ne değildir sorusuna pratik cevaplar verirsem: 1-Kürt ülkesinde (İran, Suriye, Irak ve Türkiye arasında bölünmüş olan) geçen filmler; 2-Dil olarak Kürtçeyi esas almış olan filmler; 3- Kürtlerin kültürel sembollerinin tarihsel ve sosyolojik anlamıyla içinde bulunduğu filmler; 4-Kürtlerin egemenliğinde yaşadığı toplumları ötekileştirmeyen, düşmanlaştırmayan fakat kendi öz kültürünü ise bu yönüyle açığa çıkaran, orijinal Kürt imgelerine yer veren filmler; 5-Kürtlerin içinde mevcut olan Kürt orijinli siyasal çizgilerin, partilerin üstünde bir politik algıyı motive eden, Kürt toplumunun tümünü kucaklayan filmler;6-Kürt bireyinin varoluş biçimini, çektiği acının temel politik ve psikolojik yönelimini derinlikli olarak dışa vuran filmler; 7-Kürt diasporasını anlatacak filmler doğal olarak başka bir coğrafyada geçecekleri için o filmlerin ruhu ve mekânı farklı olacaktır. Bu nedenle bu yönelişe sahip filmleri ‘Kürt Göç’ filmleri olarak tanımlamak gerekiyor.

Sonuç olarak, sinema bir imaj sanatıdır. Sinema imajının mucizevi yanı ise tarih, kültür, dil, sosyoloji ve psikolojiyi aynı çatı altında buluşturabilmesinde yatmaktadır. Kürt sineması bu derinliğe ulaşabilirse şahsen önemli yapıtların ortaya çıkacağına inanıyorum. Çünkü romanda, şiirde yeterince işlenmemiş bir kültür ve coğrafya söz konusu, bu tam anlamıyla bakir bir coğrafyadır. Dar, oryantalist, pragmatik ve propaganda ağırlıklı yönelişler bırakılırsa Kürt sineması birçok gelişmeye gebedir.

Yılmaz Tekin

ŞIROVE BIKE

Ji kerema xwe re şîrove bike!
Ji kerema xwe navê xwe binivîse