Kürt sineması deneyimlerini paylaştı

0
62
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Önder ELALDI / Amed
 
 
 

Filmamed Belgesel Film Festivali kapsamında Kürdistan’ın farklı parçalarından belgeseller sinemaseverlerle buluşuyor.

Federe Kürdistan’dan festivale katılan üç Kürt yönetmenin filmleri de Kürtçe gösterilen filmler arasında. Festivalin bu yıl özel olarak ayrı bir kategoride gösterdiği Enfal Filmleri kategorisinde Enfal Soykırımı’nı anlatan filmler yer alıyor. Bu kapsamda gösterilen filmler arasında bulunan “Balîsan” filminin yönetmeni Cebrail Ebubekr ve “Tarmaî” filminin yönetmeni Sami Kako’yla gazetemiz adına görüştük. Ayrıca “Mirlerin Laleşi” adlı filmin yönetmeni Aso Hajî’den de filmine ilişkin fikirlerini aldık.

Êzidîler en eski mitolojiye sahip

Aso Hajî, Federe Kürdistan Bölgesi’nden festivale katılıyor. Filmi “Mirlerin Laleşi” Êzidî kültür ve inancını anlatan kapsamlı bir çalışma. İlk gösterimi önceki gün yapıldı.  Êzidîlerin, Kürtlerin en eski inançlarını temsil ettiğini belirten Hajî, “Êzidîlik Kürtlerin özüdür. Dünyadaki en eski mitoloji  Êzidîlerin mitolojisidir. Kürtlerin bununla gurur duyması ve tüm dünyaya karşı da gururla söylemesi gerekiyor” dedi. Belgeselde kadim inanç Êzidîliği bütün yönleriyle anlatmaya çalıştığını söyleyen Hajî, belgeselin aynı zamanda Kürtlerin tarihine ilişkin önemli bulguları ortaya koyduğunun altını çizdi.

Hasî, festivalin Kürt sineması açısından çok önemli bir yerde olduğunu ifade ederek Kürtlerin tarihinde ilk defa böyle bir imkana sahip olduğunu kaydetti. Kürtlerin tarihinin hep başkaları tarafından yazıldığına değinen Hajî, festivalin tarihsel olarak durduğu yeri şöyle özetliyor: “Kendi tarihlerini yazamadılar. Kürtlerden hep başkaları bahsetti. Ama bu dönemde Kürtler artık bu imkanlara kavuşmuştur ve belgesel filmler Kürtlerin tarihine ışık tutma noktasında, Kürtlerin o kayıp taraflarını gün yüzüne çıkarmada en önemli araçtır. Kürtlerin dört parçada buna çok büyük önem verip, bu imkanları iyi değerlendirmeleri gerekiyor.”
 
Enfal’i dünyaya duyurmak

Enfal filmleri kategorisinde gösterilen “Balîsan” filminin yönetmeni Cerail Ebubekir, festivalde Enfal filmleri adıyla ayrı bir kategoride Enfal Soykırımı’nı anlatan filmlerin gösterilmesinin trajedilerle dolu yakın Kürt tarihine ışık tutması açısından önemli olduğuna değindi. Ebubekir, filminin amacının da Enfal Soykırımı’nı hem bütün parçalardaki Kürtlere hem de dünya kamuoyuna duyurmak olduğunu ve Filmamed’in bu anlamda büyük katkısı olacağını düşündüğünü kaydetti. Filmde Hewler yakınlarındaki Balîsan köylerinde yaşanan soykırımı anlattığını belirten Ebubekir, filmine ilişkin şunları aktardı: “Bu köyler Enfal’den önce kimyasal silahın ilk kullanıldığı yerler. Film, Balîsan’dan iki kişinin, 20 yıl sonra kendilerine karşı kimyasal silah kullanıldığını ispatlamak için Irak Mahkemesi’nde Saddam ile yüzleşmeye gitmesini anlatıyor. Daha çok kişilerin psikolojileri üzerine yoğunlaşıyor.” Amed’de yapılan festivalin Kürt Ulusal Festivali olarak gördüğünü vurgulayan Ebubekir, festivalin en temel özelliğinin ise bütün parçalardaki Kürtlerin bir araya gelmesi ve sinema deneyimlerini paylaşması olduğunu ifade etti. Sinema alanı içinde hakikatin açığa çıkarılması anlamında en etkili alanın belgesel sinema olduğunu sözlerine ekleyen Ebubekir: “Her bir Kürt her bir parçada bir belgesel film konusu olacak acı ve trajedi yaşamıştır. Bu çerçevede Kürtlerin tarihsel acılarının ortaya konulmasında belgesel filmler çok önemli.”

Acıları paylaşmanın yolu

Enfal filmleri kategorisinde gösterilen diğer bir film ise “Tarmai”. Filmin yönetmeni Sami Kako, kuzeydeki Kürtlerin soykırımı anlatan filmlere yer vermesinin acıların paylaşılması anlamında önemli olduğunu söyledi. Ulusallaşmayı sağlayacak en temel duygunun acıların paylaşılmasından geçtiğinin altını çizen Kako, sinemanın özellikle belgeselin çok önemli bir noktada durduğunu ifade etti.

Tarmai’de Enfal Soykırımı’nı yaşamış bir kişinin tanıklığı üzerinden o dönemi anlatmaya çalıştığını aktaran Kako, soykırıma ilişkin gözden kaçan birçok ayrıntıya dikkat çektilerini söyledi. “Enfal’in sistematik olarak Kürtleri yok etmek için geçmişten beri süregelen bir yöntem olarak kullanıldığını göstermeye çalıştım” diyen Kako, sözlerini söyle sürdürdü: “Defalarca denendiğini ve 87 ile 88’in evet en büyük soykırım olduğu doğrudur ama ondan önce ve sonrasında da rejimin bu tür organize girişimleri Kürtlere karşı devam etmiştir.

0 0 deng
Article Rating
Bibe abone
Dazanîne bigre
guest
0 Comments
Lêvegerînen navê nivîsê
Hemû şiroveyan bibîne