Hakkı verilmemiş bir film

0
18
REKLAM    

 

Bu filmde masum bir halk ve faşizm ikilemi yok. Türkiyede ve Kürdistan da ki yönetmenlerin en temel sorunu kendisi ile faşist sömürgeciler arasına olması gereken mesafeyi koymamasıdır. Bunun asıl sebebi Kürt sanatçısının ve türk sanatçılarının demokratik ulus bilinci zayıflığıdır.

 

Bu, Kürt kökenli ve demokrat Türkiyeli oldukları için Kürt halkının yaşadıklarına belli bir ilgi içindeki kimi sanatçıların yaptıkları Türk filmleri sorunudur. “Güneydoğu” kavramının ardında ki gerçek budur.

 

Bu nedenle “kimliksiz, çözümsüz, yanlış, iki arada bir derede” olan bu filmi “şimdiden” kınıyoruz.

Bu filmler bu halleri ile doğal olarak Kürt halk kültürüne iyi niyetlerine rağmen zarar dahi verebilmektedir. Ayrıca da kendilerini Türk sinemasının hakim pazarına kabul ettirememekteler. 

Türk sineması Kürt halkını inkar eden resmi ideolojinin Şark Islahat Planı’ndan bu yana yürütülen kültür kırım saldırılarında ilk günden bu yana tutuğu yerde film yapmaya devam etmektedir. Hata kimi çalışmalarda ırkçılık dahi yapıla bilinmektedir. Kürtleri görmeyen, görmek istemeyen, gördüğünde de egemen Türk kimliğinin kültürel bir figürü olarak kullanan, Türkiye’deki sosyal, siyasal ve kültürel değişimi işlerken Kürt halkının kırk yılla yakındır süren direniş mücadelesini inkar eden sinema (sol, demokrat eğilimli Türkiyelilerce de yapılmış olsa) yeşil faşist Türkçü ideolojinin değirmenine su taşımaktan kurtulamaz. 

 

Burada ilginç bir anekdotu da hatırlatmakta fayda var. Bir ara kimi Türk devlet adamları en demokratik siyasi mesajlarını havada uçak seyahatlarında verirdi. Son yıllarda Türk sinemacıları da ödül aldıkları sahnede Kürtleri hatırlamış bulunmaktadırlar. Arada kalan Kürt kökenlilere bazen ödüller vererek Kürtleri görmeye çalışırlar. Bu Türk sinemasında yaşanan temel bir sorundur. Sinemada görmemek ancak ödül alırken Kürtleri değişik vesilelerle hatırlamak kardeşlik duygusu zayıf bir yaklaşımdan kaynaklanmaktadır. Bu çizgideki sinemadan ödül alan “Kürtleri işleyen” Kürt kökenlilerin filmlerinde verilen mesajlara kuşku ile bakılması taraftarıyım. Örnek olarak ödüllendirilen “İki Dil Bir Bavul” filmi, yapanların iyi niyetlerini sorgulamadan inceleyebiliriz. Yine “Press” filminin kritiği de yapılabilir. “İki Dil Bir Bavul” da Türk öğretmenin sıla hasreti vardır. Asimilasyonun çocuklarda neden olduğu travmalar, bir halkın dilini değiştirmenin ahlaksızlığı değil, bu işle görevlendirilmiş olanın yaşadığı zorluklar işlenmiştir. Muhtemelen ödül verenlerde bu mesajlara bakmışlardır. Kürt sanatı, beyaz-yeşil Türkçü inkarcı faşist sanat çizgisi ile her dalda ‘savaşmak’ zorundadır. Bu Kürt halkının inkarcı sömürgeciliğe karşı ideolojik kültür mücadelesidir. 

Reklam

ŞIROVE BIKE

Ji kerema xwe re şîrove bike!
Ji kerema xwe navê xwe binivîse