Kadın sanatta da örgütleniyor

0
126

 

Geçtiğimiz yıl kurulan Mezopotamya Kadın Sanatçılar Birliği, 27 Nisan’da yeniden toplanıyor. Birlik, kadının kültür-sanat alanındaki potansiyelini açığa çıkarmayı amaçlıyor.

Mezopotamya Kadın Sanatçılar Birliği, Kürt kadın sanatçılarını ortak bir platformda toplayarak, onların kültür alanında verimini  en üst noktaya çıkartmayı amaçlıyor. Kurum, geçtiğimiz yıl kuruluşunu ilan ederek ilk konferansını gerçekleştirdi. 27 Nisan’da ise ikinci konferansını gerçekleştirecek.  Mezopotamya Kadın Sanatçılar Birliği Yönetim Kurulu üyesi Sultan Öger, Mezopotamya’da kadının kültürün yaratıcısı olduğunu ancak geldiğimiz aşamada doğasının sınırlandırıldığına dikkat çekiyor. Öğer ile Mezopotamya Kadın Sanatçılar Birliği’nin kültür alanında yaptığı çalışmalar, Kürt kadının kültür alanında dünü, bugünü ve geleceği hakkında konuştuk.


Kültür-sanat alanında bağımsız örgütlenmenin kadının gücünü ortaya çıkaracağını düşünüyor musunuz?

Evet, bağımsız bir sisteme ihtiyaç var. Nasıl ki her konuda örgütlülüğe ihtiyaç varsa, kadının daha fazla da sanat ve kültür alanında bağımsız bir örgütlenmeye ihtiyacı vardır. 
Çünkü insanlığın yaşam temelini kültür tayin ediyor. Yaşama bir biçim veriyor ve terbiye ediyor. Bunları gözönünde aldığımızda bağımsız örgütlenme bir gereksinimi olarak ortaya çıkıyor. Bu hem kadının tarihte kültür ve sanat alanındaki konumuna sahip çıkmasını sağlayacak, hem de erkek egemen sisteme karşı kendi sanatıyla mücadele etmesi anlamına gelecek. Kadın kırımı, kadına olan şiddet, bunların hepsi ortadan kalkmalı. Bu yönüyle bağımsız örgütlenme gerekiyor. 
 
Mezopotamya Kadın Sanatçılar Birliği’ni ne amaçla kurdunuz ve ne oranda bu amaçlarınızı gerçekleştirdiniz?

Örgütlü değilsen, dağınıksın. Dağınıksan da bir irade olamazsın. Bu anlamda ortak bir iradeye ihtiyaç var. Eğer ortak bir irade yoksa verdiğin mücadele parçalanıyor demektir. Bu perspektiften bakınca böylesi bir kurum düşüncesi ortaya çıktı. Üzerinden bir sene geçti. 2012’nin Nisan ayında kuruldu. Bu bir ilk denemeydi. Potansiyelin örgütlenmesi için birlik kurulması kararı ilk konferansta alındı. Bir yönetim seçildi. Ancak, oluşumun bir tarihi geçmişi de var. Ozan Mizgîn, Mezopotamya Kadın Sanatçılar Birliği’nin örgütlenme çalışmalarında esas alınması gereken kişidir. Mizgînler, Saryalar, Berçemler hem Kürt kadınları olarak özgürlük felsefesinin savunucuları oldular, hem de kültür ve sanat alanında büyük bir mücadele verdiler. 


Bu oluşumda daha çok Avrupa’da yaşayan sanatçılar mı yer alıyor?
Evet daha çok Avrupa’daki sanatçılardan oluşuyor. Ama sadece müzik ile uğraşan sanatçılar değil. Sanatın bütün dallarından bahsediyorum. Kurumun amacı Avrupa’daki sanatçıların, bu mekanizmada kendilerini ifade etmelerini sağlamaktır. İlk etapta komisyonlar seçtik ve bu o kadar da kolay olmadı. Böylesi bir sistemi kurmak için bir deneme yaptık. Birçok bölgede komisyonlar kurduk ve örgütlemeyi sağladık. Başlangıç için çok önemli bir adım atıldığını söyleyebilirim. Bu önemli adım, örgütlülüğün temeli için de bir moral oldu.

Kaç kadın sanatçı katıldı birliğe?

Biz üye yapmadık ama yüzlerce diyebiliriz. Bürokratik sorunlardan dolayı resmi üye yapmadık. Ama Avrupa’daki bütün kadın sanatçılara ulaşmak istiyoruz. Kürdistan’ın dört bir parçasından temsiller var. Tabii Avrupa çapından bahsediyorum. Çünkü biz Avrupa’da örgütlemek istiyoruz. Komisyonlarda 7 ana merkez oluşturduk. Bunu Avrupa’nın tümüne yaymak istiyoruz. Yeni olmamıza rağmen işler iyi gidiyor. Geceler, anmalar ve benzeri aktiviteler oluyor. Daha yeniyiz ancak projelerimiz var. 

Projelerinizden örnekler verebilir misiniz?

Şu anda ‘kadın dengbêjler’ diye bir projemiz var. Bu kadın dengbêjlerin yaşı da ilerlemiş ve albüm çıkarma durumları da yok. Biz  de bu eserlerin kaybolmaması onları kaydediyoruz. Şimdiye kadar 8 kadının 40’a yakın stranı kaydedildi. Bu proje hala devam ediyor. Bu projenin sonucunu halkımızla paylaşacağız. Şimdiye kadar yaptığımız bir kaç etkinlik küçük olarak algılanabilir ancak çok önemli adımlardı. İlk kez geçmişten günümüze Kürt kadın sanatçıları anma gecesi düzenledik. Farklı kültürlerden kadın sanatçılarla değişik geceler düzenlemek istiyoruz. Yani farklı kültürleri bir araya getirmek istiyoruz. Şu an imkanlarımız doğrultusunda, kendimizi örgütlediğimiz kadar projelerimizi geliştirip hayata geçirmeye çalışıyoruz.

27 Nisan’da Köln’de yapılacak olan 2. konferansa ilişkin neler belirteceksiniz?

Mezopotamya Kadın Sanatçılar Birliği’nde, Mezopotamya’nın değişik kültürlerinden olan kadınlar da kendilerini ifade edebilir. Ama ağırlık ve başlangıç noktası olarak Kürt kadınlarının örgütlülüğü esastır. Belirli bir aşamadan sonra amacımız farklı kültürlerden kadınlara ulaşmaktır. 
27 Nisan’da yapacağımız konferansta denemelerimizi, çektiğimiz zorluklar, ortaya çıkardığımız ürünü üyelerimizle paylaşma, onların önerilerini almak ve örgütlülüğümüzü daha da güçlendirmek istiyoruz. 
Ayrıca bunun resmiyet ve bürokratik boyutu da var. Sistem açısından resmileşmek istiyoruz. Yasalar açısından da bir sorun teşkil edeceğini düşünmüyoruz. Aksine daha yararlı olacak. Maddi anlamda sıkıntılarımız var. Birçok proje ve hayalimiz var ancak bu maddi sıkıntılar engel oluyor. Bu sıkıntıların aşılması için proje yapmak istiyoruz. Konferansa sadece Almanya değil, Avrupa’nın birçok yerinden sanatçılara davetiye yolladık. Fransa, İsviçre, Belçika, Hollanda, İskandinavya gibi. Umut ediyoruz ki sanatla alakalı olan özellikle de kültür ve sanatın değişik dallarında yer alan ve aktif olan kadınlar katılır. Tabii ki tüm kadınlar davetlidir. Sadece kadınlara açık bir konferanstır.

Kadının emeği görmezden gelindi


Kürdistan’da okunan birçok eser ve destanın kadınlara ait olduğu söyleniyor bu ne kadar doğru?

Araştırmalara göre bu dilden dile dolaşan eserlerin yüzde 85’ini kadın yaratmıştır. Kadına aittir ve kadın söylemiştir. Kadının topluma açık yerlerde çığırması ayıp olarak görünüyordu. Bunun için de kadına ait ama erkek tarafından söylenen bu şarkılar da erkeğe mal edilmiştir. Kadının sanatı ve potansiyeli ortadan kaldırılmıştır. Halbuki kadın bunları söylerken kendi duygularından yola çıkarak bu eserleri yaratmıştır. Feodal toplumda kendini stranlarıyla ifade etmiştir. Bu da kadının duygularını hislerini daha da geliştirmiş. 1900’lara kadar şahıslar öne çıkıyor. Mesela Kuzey Kürdistan’da ilk etapta Meryemxan çıkıyor, Elmasxan ve Nesrîn Sîrwan çıkıyor. Bunlar Kuzey Kürdistan’da Kurmancî şivesiyle ilk çıkan kadınlardır. Doğu ve Güney Kürdistan’da da varlar. Örnek verecek olursak, Fewziye Mihemed, Gulbihar, Fetana Welîdî gibileri. Yazar olarak da öne çıkanlar var, mesela 1850’lerde Mesure Kurdistanî (Erdelanî) gibi. Araştırıldığında bunlar birer birer ortaya çıkıyor. Kafkasya Kürtlerinden de Suska Simo, Zalîna Shakir gibileri de önemli bir rol oynuyor. 
Sadece müzik alanında değil edebiyat alanında da kadının emeği görülmüyor. Adını verdiğim Mensure Kurdistanî’nin 40’a yakın kitabının olup da tanınmaması, ataerkil zihniyetin kadına bakışının sonucudur. Ayrıca kadın, Kürt el sanatında da çok büyük ve önemli rol oynamıştır ve hatta günümüz dünyasına kadar da bu uzanıyor. Halı dokuma, iğ sarma, giyim ve kuşam da da önemli bir role sahiptir. Mesela kilimlere işlenen nakışlar süsleme amaçlı değil. Kadınlar, kilimlere acılarını, sevgilerini, sızılarını, hislerini, düşüncelerini işliyorlar. Tiyatro ve sinemada da yeterince yer bulmuyordu kadınlar. Ancak günümüzde Kürt Özgürlük Mücadelesi ile Kürt kadınları cesaretle tabulara karşı dik bir duruş sergiledi. Müzik, edebiyat alanlarında kendilerini ifade ediyor. Kendi sanat perspektiflerini yarattılar.
 


ADEM KARAÇOBAN/EVÎN AKSOY

ŞIROVE BIKE

Ji kerema xwe re şîrove bike!
Ji kerema xwe navê xwe binivîse