Jano Rojbeyanî Röportajı

0
6
REKLAM    

 

Rojbeyanî’ye göre, Kürt sinemasının temel sıkıntısı desteğin olmaması, filmlerin festival odaklı olması ve TV’de gösterilmemesi.

Jano Rojbeyanî ile filmlerini, Holywood’un merkezinde yaşayan bir Kürt yönetmen olarak Kürt sinemanının geldiği noktayı, Yılmaz Güney Kürt Kısa Film Festivali’ni ve Kürt sinemasının temel problemlerini konuştuk. Jano, “Kürtlerin zengin bir tarihi, dili, geleneği ve uygarlığı var. Bunları filmlerime aktarmak istiyorum” diyor.

Bize biraz hayat hikayenizden söz edebilir misiniz? Jano Rojbiyanî kimdir?

Kürdistanlı bir Kürt’üm. Zaxo’da doğdum. Mele Mustafa Barzani’nin 1974’teki Irak Saddam Rejimi ile savaşı sonrası 16 yaşında siyasi mülteci olarak Amerika’ya gittim. Orada İngiliz Edebiyatı okudum. Gezici sinema lie tanıştım. Bunlar benim için bir sinema okulu oldu. Edebiyat okuyor olmanın avantajları ile filmleri başka bir göz ile izleme şansım oldu. Daha sonra kısa bir tiyatro deneyimim oldu. Oyunculuğu bıraktım. 1988’de film yapmak üzere Holywood’a geçtim. Montaj atölyesi açtım, hayatımı onunla idame ettim. İlk filmim Pendulum Dansı (1995). O filmde, radyo bir karakter ve kendi kendine çalışıp kendi kendine duruyor. Geçtiği haberlerden biri de Batman ile ilgili. “Batman TC tarafından bombalanmaktadır. Bunun üzerine Kürtler ayaklanıp MED Cumhuriyetini kuruyor.” Şimdi kaderin cilvesi, ben de Batman’dayım. İlk defa geliyorum.

 

Jiyan’ filminiz, Türkiye’de izleyici ile buluşma şansı yakalayan ilk filminiz olacaktı. Fakat bildiğimiz kadarı ile olmadı. Neden?

 

Jiyan Halepçe katliamını anlatan bir film idi. Bu filmi çekmek için Londra’dan aldığım kamerayı Türkiye’den geçiş izni alamadğıım için kaçak yollarla Kürdistan’a soktum. Film İstanbul’da bir festivalde gösterilecekti. İlk kez buluşma şansı yakalamıştı izleyicilerle. Fakat Milliyet gazetesi filmi karalayan kötü bir haber yaptı. Filmim festival dışı bırakıldı.

Diğer filmlerinizden kısaca bahseder misiniz?

‘Yek Mumik Du Mumik’ Güney Kurdistan’da kadının yaşamdaki yerini ve karşılaştığı zorlukları anlatıyor. Bu film de Güney’de engellendi. Şimdi ise yeni filmim ‘Dağların Chaplin’i’ bitti. Film Kurdistan’da seyyar bir projeksiyonla Charlie Chaplin’in filmlerini gösteren bir sinemacının Kandil’de Kürt gerillaları ile buluşmasına giden yolu anlatıyor.

 

Amerika’da Kürt sineması üzerine kafa yoran ve diğer dört parçada da bulunma şansı yakalamış biri olarak sizce Kürdistan sinemasının temel sıkıntıları nelerdir?

Öncelikle temel sıkıntı desteğin olmaması. Örneğin Bakûr’da yeni yeni gelişen bir hareketlilik var. Bu artık bariz görülüyor. Fakat burada da pazar yok. Başûr’da ise durum biraz daha farklı. Sinema salonları ve dağıtım ağları Arap sermayesinin elinde ve Kürt filmlerine öncelik verilmiyor. Güney Hükümetinin Kültür Bakanlı’ğının buna yönelik herhangi bir politikası yok. Diğer önemli ve ikincil sebep filmlerin festival odaklı yapılıyor olması. Böyle olunca seyiriciye ulaşamıyor. Ben henüz bir Kürt sinema seyircisinin oluştuğuna inanmıyorum. Üçüncü olarak da, TV’lerimizde gösterilmemesi.

Kendi sinemanızda Kürtlerle ilgili nasıl bir anlatı yöntemi gerçekleştiriyorsunuz?

Kürtleri mazlum, acınası, kurtarılması gereken olarak gösteren filmleri yapmak istemiyorum. Kürtlerin zengin bir tarihi, dili, geleneği ve uygarlığı var. Bunları filmlerime aktarmak istiyorum.

 

Holywood, sinema endüstrisinin merkezi. Kürtlerin ise sineması yeni yeni oluşuyor denilebilir. Siz Los Angeles’ta bir Kürt yönetmen olarak ne hissediyorsunuz bu konuda?

Holywood ticari bir yapıdır. Sanatsal işler pek yapılmıyor. Biz Kürtlerin ise öyküleri çok fazla. Direnen bir halk olarak mücadelemiz sürüyor. Bunları filmlere aktarıp sinema salonlarında ve TV’lerde tüm dünyaya göstermek gerekiyor. Film biçimleri Holywood’ta bir öyküye, bir duyguya değil, harekete, aksiyona odaklanır. Filmin sonunu başından bilirsiniz. Ben bir Kürt yönetmen olarak bu yapıya karşı Kürt öykülerini merkeze alarak daha sanatsal ve bir amaca odaklanan filmler yapmak arzusundayım.

Devrimci bir sinema

Yılmaz Güney sineması sizin için neyi ifade eder?

Yılmaz Güney, Kürt sinemasının kimliğidir. Özellikle Yol öyle bir filmdir ki dünyadaki tüm akademilerde onunla film dersi verilir. Bununla gurur duyuyoruz. Onun adı ile bir festival yapılması, adının yaşatılması ve sinemanın öğretilmesi bu gururun bir parçası. Yılmaz Güney’in bir devrimci olması ve sinemasının da devrimci olmasının da ayrı bir özelliği var. Örneğin edebiyatmız için Ehmedê Xanî ismi ne ise, sinemamız için de Yılmaz Güney aynı şeydir. Aynı değeri simgeler.

 

Jano’nun filmleri:

Pendulum Dansı, Jiyan (Hayat), Saddam’ın Toplu Mezarları, Kimyasal Ali,  Bir Mum İki Mum, Dağların Chaplin’i

Özgür AMED

 

Jano Rojbeyanî Sayfası İçin Tıklayınız

Reklam

ŞIROVE BIKE

Ji kerema xwe re şîrove bike!
Ji kerema xwe navê xwe binivîse