İki Dil Bir Bavul

0
27
REKLAM    

Resmi ideolojinin ve bütün devlet iktidarının yıllarca yok saydığı, inkar ederek ötelediği ve her seferin de bir dizi açıklamayla mahalli diller kapsamına koyduğu Kürtçe,  AKP Hükümeti’nin başlatmış olduğu ‘Kürt Açılımı’, ‘Demokratik Açılım’ve son olarak da ‘Milli Birlik ve Beraberlik Projesi’ kapsamın da daha çok konuşulur tartışılır oldu. Ancak çabaların ve tartışmaların samimiyetine ve inandırıcılığını anlamak için açılım projelerinin isimlerinin değişmesine bakmak yeterli olacaktır.

 

‘Tek dil, tek devlet, tek bayrak ’  cümlesini büyük bir coşku ve heyecanla, koro halinde yineleyen devlet erkânı, Kürt Açılımı’ındaki Kürt sözcüğüne bile dayanma tahammülü gösteremedi.

Öyleki her seferinde kendini güncel olaylarla ve müdahalelerle dayatan Kürtçe’nin anadilde eğitim dili olması talebi, devletli tarafından içi boşaltılarak manipülasyona uğratılmaktadır. Talepleri ve reel ihtiyaçları görmezden gelerek, mevcut muhalif potansiyeli ve dinamikleri kendi içinde eritmeye ve yok etmeye çalışan iktidar, çözüm ortamını türlü yollarla başka bir döneme öteliyor.

İki Dil Bir Bavul’ filmi ise tüm tartışmaların ve çabaların içinde, tarihselliği ve gerçekliği ile daha bir yakıcı oluyor. Başarısı ve inandırıcılığını mutlaka bu ülkenin tarihsel gerçeği olan Kürt halkının ve bu halkın dili olan Kürtçe’nin üzerindeki inkâr ve asimilasyon politikalarının yarattığı sorunsalı işlemesinden alıyor. Üzerine herkesin yorumlar yaptığı, çözüm önerileri sunduğu yoğun tartışma ve çatışma ortamının yaşandığı bu sorun sinemanın dili ile yeni bir ses kazanıyor.

Ancak bu ses diğer seslerin aksine didaktik ve ajitatif değil, kamerasını, inatla kapanmayan kapının dışına bırakacak kadar uzak ve tarafsız durmaya çalışıyor. (Elbette burada bahsettiğim tarafsızlık, klasik anlamda nesnel olma, politik yaklaşmama mevzusu değil, zira filmin çıkış noktası ve amacı bile başlı başına politik bir izahın ve çabanın ürünüdür.) Filmin yönetmenleri Özgür Doğan ve Orhan Eskiköy bir anlamda yarattıkları bu tarafsızlık ortamı ile her iki tarafında önce kendilerini anlamalarına sonrada karşı tarafı anlamalarına olanak tanıyor.

İlkokul sıralarında başlayan anadil sorununu işleyen bu film kendini hastanede, kaymakamlıkta, otobüste tekrarlayarak, hayatın tüm nüvelerine sızan bir sorun olarak karşımıza çıkarıyor. Siyasetin, politikanın, dil bilimcilerin, akademisyenlerin ve dehası birçok ‘bilirkişinin’ soruna uzaktan ve gerçek dışı tanımlamalar getirerek ettikleri onca sözün kofluğuna rağmen ’ İki Dil Bir Bavul’ sorunun en saf ve en gerçek haline yöneliyor.

  Bir halka uzaklık

Denizli’de yüksek apartmanlarda büyümüş, saçları jöleli Emre Öğretmen kendi tabiri ile ‘her şeyi’ olan bir şehirden toprağın da ot bitmeyen, kendi deyimi ile  ‘Hiçbir şeyi’ olmayan Urfa’nın Siverek ilçesine bağlı Demirciler köyüne öğretmen olarak atanmıştır. Öğretmenlik mesleğinin ilk tecrübesini Demirciler Köyü Okulunda yaşayacak olan Emre Öğretmen, büyük umutlar ve hevesler ile geldiği bu köy de bir yıllık eğitim dönemin de çeşitli zorluklarla karşılacaktır. Öğretmenliğinin ilk günün de saçlarını büyük bir özenle jöleleyerek hazırlık yapar, ancak öğrencilerin den hiçbiri okula gelmemiştir. Çocukların bir kısmı hayvan otlatmaya, bir kısmı tarlada çalışmaya kimisi ise evdeki işlerin yapmak için okula gitmemiştir. İlk iş ev ev dolaşarak köydeki çocukları okula gelmeleri için ikna eder. Ancak sorun sadece bu değildir, öğretmenin evinde su yoktur, elektrikler sık sık kesilir vs. bütün bunlardan şikâyetçi olan Emre Öğretmen telefonla görüştüğü annesi ile köyde hiçbir şeyin olmadığını her seferinde tekrarlar. Emre öğretmenin annesi ile paylaştığı bu hiçlik duygusu bu ülkenin batısın da yaşayanların hiçlik duygusu ile benzerdir. Bu benzerlik hiç kuşkusuz suyun, elektriğin olmadığı bir Kürt köyüne olan fiziki uzaklık ve yabancılık değil. Modernitenin ve teknolojinin kendisini tam anlamı ile var edemediği bu köye Emre Öğretmen şahsın da milyonlarca kişi, coğrafi, politik, sosyol ve kültürel uzaklık yaşamaktadır.  Öyle ki bu bir halka ve coğrafyaya uzaklık o halkın diline olan yabancılıkla daha bir anlam kazanır.

-Senin ailen var mı?

-Hayır.

Birinci sınıfa yeni başlayan ’Zılkif’in  (Zülküf) bildiği Türkçe kelime evet ve hayır ile sınırlıdır. Emre öğretmenin senin ailen var mı sorusun karşılık verdiği cevap ta hayırdır. Filmin için de buna benzer diyaloglara ve sahnelere sık sık rastlasak ta bu örnek dilin hem bir iktidar aracı halini alması hem de iletişim aracı olan dilin bu şekilde nasıl iletişimsizliğin bir aracı olduğu gerçeğini yüzümüze çarpar. Öğretmenin birçok sorunla karşılaştığı bu sınıfta en ciddi sorun ilk derste karşısına çıkar. Öğrencilerin ciddi bir kısmı Türkçe konuşamamaktadır. Diğer kısmı ise sadece günlük konuşma dili ile kendilerini ifade etmektedir. Tek kelime Türkçe konuşamayan ve okula, sınıfa, giydikleri önlüklere tamamen yabancı olan çocuklar daha bu yeni ortama ayak uyduramadan karşıların da hiç bilmedikleri bir dili konuşan öğretici ile karşılaşırlar. Bu iletişimsizlik ortamı tam da bu noktada tüm kitabi ve formasyon bilgilerini tersyüz eder. Eğitim fakültelerinde öğretilen öğretmenlik bilgileri Demirciler Köyü okulun da işlememektedir.

ikdilbirbavul2-300x166Çünkü burada her şeyden önce bir dil sorunu hâkimdir. Kendilerini Kürtçe ile rahat bir şekilde ifede eden, mutlu hisseden Zılkif, Rojda ve dahası bir çok Kürt çocuk, resmi ideolojinin dayattığı eğitim sistemi ile anlamadıkları anlam veremedikleri bir mekanın ortasın da Türkçe konuşmak zorunda kalırlar. Konuşamadıkları zaman ise cezaya çarpıtılarak tahtada tek ayaküstünde durmaları istenir.

İki Dil Bir Bavul’un probleme ve onun gerçekliğine olan yakınlığı bu sahnenin vuruculuğu ile katmerleşir. Kürtçe konuşmanın yasaklandığı ve bunun bir suç olduğu bilgisi ilkokul sıralarında başlar. Bu gerçek sonradan devletin bütün kurumların da kendini gösterir. İletişimsizlik ortamının son bulması ise ancak Emre Öğretmenin Kürtçe’yi azda olsa anlamaya çalışması ile son bulur. Ancak Kürtçe konuşmayı yasaklayan zihniyet öğretmenin bu deneyime sahip olmasının önüne geçer.

Filmin önemi ve sahiciliği tek başına yukarıda sıraladığım şeylerin dışında, algımızı bir başka alana başka bir soruna işaret ediyor. Üniter devlet, söylemini ağzından düşürmeyen iktidar ve onun en küçük birimi ve uygulayıcısı, hergün öğrencilere andımızı okuturken onların varlıklarını Türk’ün varlığına armağan etmeye çalışıyor. Türkçe konuşamadığı halde ‘Türk olduğu için mutluluk duyacak’ bu çocuklara yarım ağızla andımızı okutuyor. Ancak bu şekilde ‘Zilkif’ hala inatla Zilkif olmaya devam ediyor.

ikdilbirbavul-300x166Fakat çocukların yaşadığı mutluluk, yeşil yılan var mıdır yok mudur? Kürtçe diyalogun da somutlaşıyor. Yılsonun da karnesini alıp babasına gösteren ‘Zılkif’ üzerinde emanet gibi duran önlüğünü ve çantasını özensiz bir şekilde çıkarıveriyor. Karnesine şöyle bir baktıktan sonra bir tarafa atıyor. Üzerindekilerin ve karnesinin önemsiz oluşundan mı yoksa okula alışamadığından mıdır bilinmez ama Zılkif ve diğer çocuklar kendilerini çırılçıplak, suya atarak tüm kısıtlamalar ve yasaklardan sonra büyük bir rahavetin ortasına bırakıveriyorlar.

Filmin kurmaca belgesel olması, seyircinin soruna ilişkin cevaplar bulmasını, hem Emre öğretmen hem de Türkçe öğrenmek zorunda kalan ve bunun acısını yaşayan çocuklar ile empati kurmamızı sağlıyor. Kendi deneyim ve öykülerinden yararlanan filmin yönetmenleri, sorunun çözümü için yeni bir nefes borusu açarak soluk almamızı sağlıyorlar.

İki Dil Bir Bavul, Türkiye halklarının kendi dilleri ve kültürleri ile bir arada yaşayabilmelerinin koşulsuz kabülü için resmi ideolojinin ve iktidarın tüm engellemelerine karşılık hakların ortak dilini bir bavula koymak için bir çaba sağlıyor.

Zılkif kendisini Zılkif diye mutlu edecekse bırakalım Zülküf olmasın ne çıkar…

 Filmin künyesi

  • http://sinehayat.com/wp-content/themes/continuum/images/li-dark.png);”>Yönetmen: Özgür Doğan, Orhan Eskiköy
  • http://sinehayat.com/wp-content/themes/continuum/images/li-dark.png);”>Senaryo: Orhan Eskiköy
  • http://sinehayat.com/wp-content/themes/continuum/images/li-dark.png);”>Görüntü Yönetmeni: Orhan Eskiköy
  • http://sinehayat.com/wp-content/themes/continuum/images/li-dark.png);”>Oyuncular: Emre Aydın, Zülküf Yıldırım, Zülküf Huz, Rojda Huz, Vehip Huz
  • http://sinehayat.com/wp-content/themes/continuum/images/li-dark.png);”>Yapımcılar: Özgür Doğan, Orhan Eskiköy, Yamaç Okur, Nadir Öperli, Pieter Van Huystee
  • http://sinehayat.com/wp-content/themes/continuum/images/li-dark.png);”>Yapım Yılı: 2009/ Türkiy

Erhan Demirtaş -2012

 

ŞIROVE BIKE

Ji kerema xwe re şîrove bike!
Ji kerema xwe navê xwe binivîse