Halil Dağ Kürt sinemasında yeni bir kapı açtı

0
13
REKLAM    

Adını dağların ve gerillanın sinemacısı olarak tarihe yazdıran Halil Dağ, yaşadığı sürece gerçeğin sinemasını çekti. Dağ, hem söyledikleri hem de ürettikleriyle Kürt sinemasında yeni bir kapı açtı. Dağ’ın ürettikleri ve duruşu bu alanlarda yürüyen öğrencilere rehberlik etmeye devam ediyor.

Bir çalışma için gittiği Medya Savunma Alanları’nda gerillanın gerçeğiyle yakından tanışan ve gerillanın gözü olmak için dağda kalmaya ve “dağlı” olmaya karar veren Halil Uysal (Dağ), yaşamını hor görülen Kürt halkının gerçeğini, direnişini yansıtmaya adadı. Genç yaşına ve kısa ömrüne, birçok film sığdıran Dağ, yarattığı eserleriyle Kürt sineması için yeni bir kapı açtı. Kamerasını bir silah gibi kullanan Dağ, kamera kasetini şarjör, pillerini mermi; deklanşörü ise tetik olarak kabul edip bu savaştaki yerini ön cephelerde aldı. Bu süre zarfında 6 kısa-uzun film yapan Dağ, en çok da Kürt özgürlük mücadelesine adını yazdıran ve teslimiyetin karşısında direnişin simgesi olan Beritan’ın öyküsüyle kendinden bahsettirmeye başladı.

‘O dağlara borcumu ödemedim’

Gerillanın hayatını, direnişin en yalın haliyle anlattığı bu filmin ardından Ağrı Dağı’na yürüyüşü çekmek isteyerek yola koyuldu. Aslen Serhatlı olan ve o bölgeye hasret olan Halil Dağ, yanında üç gerilla arkadaşıyla birlikte bu yürüyüşe başladı. Dağ, Kuzey dağlarına hasretini ise notlarında; “Şimdiye kadar bende eksik kalan bir türlü karşılığını veremediğim tek şey kuzeyin dağları ve insanları oldu. O dağlara ve orada yaşayanlara henüz borcumu ödemedim. Onlardan ve o mekanlardan çok şey aldım. Ama bir türlü istediğim biçimde karşılığını veremedim. Fotoğraf makinem ve kameram dağları ve gerillasını çok zaman fotoğrafladı. Ama kuzey girmedi henüz kadrajlarıma. Şimdi oraya borcumu ödemek için gidiyorum. Kuzeyin dağları, taşları, akarsuları, gerillaları beni bekliyor. Yıllardır beni bekliyor. Ancak yola çıkabildim. Geç de olsa borcumu mutlaka ödeyeceğim. Çünkü ben o dağlardan ve o insanlardan eşsiz bir hayatı armağan aldım. Ve onlar için de görevimi yerine getireceğim. Benim de onlara verecek mutlaka bir şeyim olacak” sözleriyle dile getirdi.

Keşke şaka olsaydı…

Yanındaki üç arkadaşıyla 1 Nisan 2008’de Besta’da çıkan bir çatışmada pusuya düşürülerek yaşamını yitiren Dağ, genç yaşında istediği projeleri tamamlayamadan yaşamını yitirse de ortaya koyduğu fikri ve pratiğiyle Kürt sineması için bir başlangıç oldu. Yarattığı filmler ile hem içinde bulunduğu mücadeleyi en çıplak haliyle anlatan hem de sinemaya ayrı bir soluk katan Halil Dağ’ı Kürt sinemasının önemli bir çizgisi olarak kabul eden Kürt sinemacılar ise, onun açtığı bu yolda ilerliyor.

Çaba ve yöntem en önemli özellikleriydi

Sinema Komünü’nden Yönetmen Teymur Evdikê , Halil Dağ’ın sinemasında iki önemli özelliği olduğunu belirterek bunun ilkinin çaba ikincisinin ise yöntem olduğunu ifade etti.

Dağ’ın Beritan filminin başlangıç görüntüsüne değinen Evdikê, “Başlangıç görüntüsü canlı bir görüntü ve herkes bir mezar kazıyor ve şehit Beritan’ı arıyor. O filmde oynayan kişilerin çoğunluğu bu görüntüde yer alıyor. 44 tane kendini teslim eden insan var. O görüntü ile Halil ‘ben bir gerçeği söylüyorum’ diyor. Halil Dağ’ın sinemasının ilk sorusu gerçek üzerine. O nasıl gerçeği söyleyecek bu karakterlerle, oyuncularla bir mezarı kazdıklarında , ‘ben bir öyküyü kazacağım, ben Beritan arkadaşın hayatını kazacağım’ diyor. Bu görüntüyle bizi filmin içine alıyor. Film ile belge-film arasında gidip geliyor. 44 kişi kendini teslim ediyor Beritan şehit düşmeden önce. Filmin başlangıcında da onlar Beritan’ın mezarını kazıyorlar. Böylelikle zamanla da oynuyor ve diyor ki bu film değil belgedir, gerçektir. 44 kişi kendini teslim etmiştir zaten. Onlar nasıl dönüp mezar kazıyorlar. İlk nokta örnek ve gerçek arasında duruyor ve bu yönüyle de başarıyor” diyor.

Halil Dağ’ın en büyük öğretmeninin çabası olduğuna işaret eden Evdikê, “Bize sözü budur. Bizim sinemamız ancak çabayla gelişir ve bizim öğretmenimiz çabamızdır. Biz çaba içinde gerçeği ve Kürt ritmini yakalayacağız, filmi tanıyacağız. Birçok sinemacı kendi sinemasını gerçeğin sineması olarak görüyor ama Halil’in sineması geçek ve gerçeği görmede onların çok önünde” şeklinde konuştu.

Halkların özgürlüğü için…

Sinema Komün’ünden Yönetmen Zeynel Doğan, endüstri devrimiyle birlikte ortaya çıkan sinemanın egemenler elinde kullanılan bir araç olduğunu ve bu temelde kapitalizm için kullanıldığını hatırlattı. Tabii ki bu sinema anlayışına karşı, halkların özgürlüğü için yapılan bir sinema olduğunu ifade eden Doğan, Halil Dağ’ın sinemasının da burada yer aldığını ifade etti.

Doğan, “Halil Dağ sinema için, Kürtler için ve dünya için farklı, özel biriydi. Çok şeyi yaşayarak tecrübe etti. Sinemaya dair bilgisi dağa gitmeden önce de vardı ama asıl olarak sinemayı dağda öğrendi. Halil Dağ, ‘sinemacı olarak dağa gelmedim ama eğer buradaki yaşamdan da sinema çıkartamazsam ben borçlu olurum. Ama benim amaçlarından biri de burada gördüklerimi sinema yapmaktır’ dedi. Bu yaşananlarda Halil’i sinemacı yaptı” diye belirtti.

Halil Dağ’ın kendisini en çok etkileyen sözünü da aktaran Doğan, “Ben direnen insanlar gördüm, savaşan insanlar gördüm, yeni bir yaşamı yaratanları gördüm, gerillaları gördüm ben de bunların filmini çekeceğim’ diyor. Tüm bu yapılanların karşısındaydı. Halil’in bu sözü Kürt sineması için önemli bir noktadır. Bu söz bizim için çok fazla kapı açtı ve bizde çok şey de değiştirdi” şeklinde konuştu.

‘Hem gerillaydı hem de yönetmendi’

Bunun dışındaki bir sinema anlayışının çokça eleştirildiğini hatırlatan Doğan, Halil Dağ’ın sadece eleştirmediğini, aynı zamanda gerçekleştirdiğini de belirterek, “Savaşın, gerçeğin içindeydi hem yapan kişiydi hem de yönetmendi. Hem gerillaydı hem de yönetmendi. Hem bunu yaratıyordu hem de bunun filmini yapıyordu. Kürtlerin olanaklarının azlığını gösteriyordu. Yani bir kişinin hem yönetmen hem de savaşçı olması durumu bunu ortaya koyuyordu. Halil yaşamın içindeydi ve bu gerçeğin filmini yapıyordu. Bizim için de bir ölçüdür. Halil savaşçılığın da sinemacılığın da ölçülerini netleştirdi. Bilen de oydu bu işi yapan da oydu” diye ifade etti.

‘Çekemediklerimiz kalbimizde kaldı’

Yönetmen Piran Baydemir , dağların yönetmeni olarak tanımladığı Dağ’ın ‘çekemediklerimiz kalbimizde kaldı’ sözünün kendisini çok etkilediğini ifade ederek, ” bu sözü benim bütün vücudumu titretti. Beni sinema yapmaya daha çok tetikledi ve öylede oldu. Sinema derslerin de hep söylenir iyi filmler büyük bütçelerle yapılabilinir büyük ekipler gerekli derlerdi. Benim gibi yolun başındaki sinemacıları da bu durum kısmen de olsa korkutmuştu. Ta ki gerilla sineması ile tanışana kadar. Çok kısıtlı imkanlarla çok iyi filmlerde çekilebilinir, dedi bize Halil Dağ” diye ifade etti.

ŞIROVE BIKE

Ji kerema xwe re şîrove bike!
Ji kerema xwe navê xwe binivîse