Hala annesini bekliyor

0
52
REKLAM    

Haydar Demirtaş’in yeni filmi ‘Mêvan’ Cannes öncesi galasını Filmamed’de yaptı. ‘Mêvan’ küçük yaşta manastıra bırakılan Bahe’nin 76 yıllık annesini arayışının hikayesi. Belgesel aynı zamanda Bahe üzerinden Süryani halkının yaşamını anlatıyor.

Filmamed Belgesel Film Festivali’nde Ortadoğu’nun kadim halklarından Süryanileri anlatan ‘Mêvan’ filminin ilk gösterimi yapıldı. Galaya, yönetmen Haydar Demirtaş ve filmde rol alan Süryani din alimlerinin yanısıra çok sayıda davetli de yer aldı. Belgeselin Filmamed’in ardından ikinci gösterimi ise bugün 66. Cannes Film Festivali’nin Yarışma Dışı Kısalar (Short Film Corners) bölümünde yapılıyor. “Mêvan” küçük yaşlarda annesi tarafından Mêrdîn Midyat’ta bulunan Deyrulzafaran Manastırı’na bırakılan ve 76 yıldır orada yaşayan Bahe’nin öyküsünü anlatıyor. 88 yaşında olan Bahe hala annesini arıyor. Kimi zaman annesine serzenişte bulunan kimi zaman da özlemle anan Bahe, aynı zamanda kadim Süryani halkının yaşadığı içine kapanıklığı ve korunmacı anlayışının imgesel ifadesi. Filmamed’de görüştüğümüz yönetmen Demirtaş, Bahe’nin hikayesi ile birlikte yasaklı bir dil, kültür ve dini anlatmak istediğini ifade etti.


76 yıllık bekleyiş

Mêrdînli olan Demirtaş çocukluğundan beri Deyrulumur (Mor Gabriel) Manastırı’na gittiğini ama Bahe’nin hikayesini 2010 yılında öğrendikten sonra hemen çekmek istediğini söyledi. Annesinin Bahe’yi 76 yıl önce fakirlikten dolayı manastıra bırakıp iki kızkardeşi ile birlikte Suriye’ye gitmek zorunda olduğunu dile getirdi. Annesi, ‘bu manastırda bekle seni almaya geleceğim’ dedikten sonra Bahe’nin o günden bugüne 76 yıl boyunca manastırda büyük bir özlem ve umutla annesini beklediğini kaydetti.  

Kabuklarını kırıyorlar

Demirtaş, Bahe’nin kilisenin içine kapanma ve kendi dünyası içinde yaşama halinin aynı zamanda Süryani halkının bu topraklardaki yaşantısıyla özdeşleştirilebileceğinin altını çizdi. Demirtaş, katliamlardan geçirilmiş ve kültürleri yasaklanmış bir halk olan Süryanilerin tarihi korkularından kaynaklı bir kapanma halinden bahsetti. Bu korkunun yanında Süryanilerin bugün kendi kabuklarını kırma ve tarihsel korkuyu yenme konusunda önemli adımlar attıklarını, filmin de bu kendine güven duygusunun yansıması olduğuna değindi.


Sınırlar buluşmaya engel
Çekimler sırasında Bahe’nin Suriye’de yaşayan bir ablası olduğunu öğrendiklerini ve onları buluşturmak istediklerini kaydeden Demirtaş şunları söyledi: “Onları buluşturmak için Suriye’ye gitmeye karar verdik. Oradaki çekimler gizli kamera ile yapıldı. Ablası da bizi gördüğünde, evlerine kamera ile girdiğimizde çok korktu. Çünkü savaş süreci başlamıştı. Ve biz kendisine çok hızlı bazı soruları sorup ülkeyi terk etmek zorunda kaldık. Ablası galaya gelmek istiyordu ama savaştan dolayı gelemedi. En üzücü nokta, bir gün ablası manastıra gelse bile kendisi ablasını göremeyecek, çünkü gözlerini kaybetti, ablası ancak onu görecek. Allah etmesin bir gün gözlerini hayata kapatırsa yine bir özlemle kapatacak.” 

Çocuklar umudun simgesi

Sınırların aynı zamanda Süryani halkının bölünmüşlüğünü sembolize ettiğini sözlerine ekleyen Demirtaş, Süryanilerin bugün de devam eden trajedilerinin en önemli nedeninin yapay sınırlar kuran zihniyette olduğunu belirtiyor. Bahe’nin gündelik yaşamını ile birlikte kadim kilisedeki yaşantıyı belgesele yansıttıklarını dile getiren Demirtaş, Bahe üzerinden Süryanilerin kültürü, dili, tarihi, dinini anlattığını söyledi. Bunu yaparken de özellikle çocuklarının daha fazla gösterilmesini  “Çocuklar üzerinden gitmemizin nedeni hem Bahe’nin çocukluktan bugüne manastıra emek verme sürecini hem de bu kültürün direnerek sürdürüldüğünü anlatıyoruz” diyerek açıklıyor.

Halkları buluşturuyor
Demirtaş, belgeselin Filmamed kapsamında gösterilmesinin aynı coğrafyada benzer acıları yaşamış halkların dayanışması olarak ifade etti. Filmin ilk gösteriminin Filmamed’de olması ve Süryani din alimleriyle birlikte izlenmesinin de çok sevindirici bir gelişme olduğunun altını çizdi. Demirtaş, son olarak festivalin bu topraklarda ötekileştirilmiş halk ve kimliklerin eserlerine yer veren bir özelliğe sahip olmasının da bir kazanım olduğunu vurguladı.



ÖNDER ELALDI


189



YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

ŞIROVE BIKE

Ji kerema xwe re şîrove bike!
Ji kerema xwe navê xwe binivîse