Ghobadi Filmlerinde Kürt Kadını ve Temsili

0
46
REKLAM    

Murat Barin

Bahman Ghobadi filmleri, Kürdün hayatını temsil etmesi bakımından oldukça gerçekçi ve sade filmlerdir. Onun filmlerinde Kürtlerin yaşamı, giyim kuşamları, birbirleriyle olan ilişkileri en saf haliyle yansıtılmaya çalışılır. Bu bağlamda kadın karakterler önemli bir yerde durur Ghobadi filmlerinde.

Bu yazıda Ghobadi’nin Dema Hespe Serxweş (Sarhoş Atlar Zamanı, 2000), Awaza Dayika Niştimam (Anavatanımın Şarkıları, 2002), Kûsî Jî Dikarin Bifirin (Kaplumbağalar da Uçar, 2004) ve Nîvê Heyvê (Yarım Ay, 2006) adlı dört uzun metrajlı filmlerinde Kürt kadınlarının, Kürt kadın karakterlerin nasıl ve hangi temsiliyetlerle beyazperdeye yansıtıldığını incelemeye çalışacağız.

Bu çalışmayı kaleme alırken özellikle Devrim Kılıç’ın, Müjde Arslan’ın derlediği “Kürt Sineması: Yurtsuzluk, Sınır ve Ölüm” adlı eserinde yer alan “Bahman Ghobadi’nin Filmlerinde Kürt Kimliği ve Kültürünün Temsili” adlı yazısından yararlandığımı ve gerekli yerlerde buradan alıntılar yapacağımı belirtmek isterim.

Kürt kültürü ve geleneklerinin tüm zenginliğiyle konu edinildiği filmlerinde Ghobadi, özellikle Kürt kadınlarını geleneksel kıyafetleri ile resmederek görünür kılar bunu. Sarhoş Atlar Zamanı’nda Rojin karakterini üzerindeki renkli, geleneksel Kürt giysileri içerisinde görürüz. Bir sonraki filminde, Anavatanımın Şarkıları’nda da kerpiç üreten kadınlar geleneksel Kürt kıyafetleri ile ekrana yansır. Her iki filmde de dikkat çeken nokta İran’daki rejim ve sıkı İslami kurallara rağmen kadınların geleneksel Kürt giysileri ile ekrana yansıtılmasıdır. İran filmlerinde çarşaf veya türban giyen kadınlar görürüz daha çok. Geleneksel Kürt kıyafetleri içinde görünen kadınlara bakarak yaşama şekillerini bir şekilde koruyabildiklerini söyleyebiliriz.

Kaplumbağalar Da Uçar’da Agrin’in ayaklarına kadar uzanan geleneksel Kürt kadın giysisi, Yarım Ay’da Nîvê Heyvê’ningiysileri ve bu dört filmde de ekranda görünen kadınların hemen hepsi benzer şekilde giyinmiştir. Ekranda resmedilenler aslında bize ayrı bir halkı, ayrı bir kültürü anlatır.

Ghobadi Filmlerinde Kürt Kadını ve Temsili

Ekleyebileceğim bir başka nokta da bu kadın karakterlerin saçlarının bir kısmının dışarıda olmasıdır. Çarşaf ve türban yerine saçlarını gevşek bir şekilde örttükleri yazma kullanırlar.

Diğer bir noktaya geçmeden önce bu kadın karakterlerin çoğunun kırsal bölgelerde, köy ortamında yansıtıldıklarını ve burada kadınların biraz daha rahat giyindiklerini belirtmekte yarar var.

Kadınlar susturulmuştur, konuşmazlar Ghobadi filmlerinde. Kaplumbağalar Da Uçar’da kaderi ülkesinin kaderine benzeyen Agrin; Yarım Ay’da yasaklardan dem vurularak seyirci ile tanıştırılan Heşo; Anavatanımın Şarkıları’nda Hanareh karakterleri gibi… Örneğin Hanareh için şöyle der Ghobadi: “Kadınlar benim gözümde çok kutsaldır ve ben filmde önemli karakterlerden biri olan Hanareh’i Kürdistan olarak görüyorum. Kürdistan benim için bir anne gibidir, sesi olmayan bir toprak, bir ülke. Bir toprak ki kimyasal silahlara maruz kalmış ve sessizlik içinde acı çekmekte. (Ghobadi, The Cinematic Verses, Jamil Moledina, 14 Nisan 2003).

Anavatanımın Şarkıları filminde –ki bu film İran’da isminden dolayı bölücülük suçlaması almıştır- Mirza’nın aradığı eski karısıdır Hanareh. Saddam rejiminin kullandığı kimyasal silahlar nedeniyle sesini kaybetmiş ünlü bir şarkıcıdır. İran devrimi sonrası kadınların halka açık yerlerde şarkı söylemeleri yasaklandığı zaman terk etmiştir Mirza’yı ve müzik grubunu. Benzer şekilde Yarım Ay filminde de İran’daki kadın vokalistlere uygulanan şarkı yasağını görürüz. Ghobadi bu yasağı mahkûm edilmiş bir halka yönelik yasakların bir ifadesi olarak kullanıyor.

Hanareh’in film boyunca yüzünün görünmüyor oluşu da önemlidir. Yine aynı filmde Berat’ın sesine aşık olduğu kızın yüzünü de göremeyiz. Bu konuda şöyle diyor Devrim Kılıç: “Bence kadınların yüzünün gösterilmemesi bu filmin önemli bir yönüdür. Ghobadi, özgürce şarkı söylemeleri yasaklanan Kürt kadınlarının hayatlarına dikkatleri çeker.”

Kürdün hayatı ve kültürünün müzikle olan derin bağına da işaret eder Ghobadi. Kuşkusuz bu noktada da kadının önemi büyüktür. Yarım Ay filminde kadın kimliği ve muhteşem sesi ile Kürt kadın motifini temsil eder Heşo karakteri. Ölüyü bile diriltebilecek kutsal bir sese sahiptir. Filmde Mamo (İran’da konser vermek için müzik grubunu toplamaya çalışan Kürt Mozart’ı), Heşo için “O olmadan biz bir hiçiz” der. Kürtler için hayatın kadınsız olamayacağını dile getirir.

Ghobadi filmlerinde müzikler görselliği iyice zenginleştirir ve bütünler. Özellikle kadınların söylediği Kürtçe ezgiler, adeta kanı gibidir perdeye yansıyanların. Tüm görüntüler daha da canlanır böylece ve içinde bulunduğu andan koparırcasına içine çeker izleyiciyi. Arka fonda kullanılan müzikler hissedilen duygu yoğunluğunu arttırır. Gerçekçiliğini tamamlar filmlerin.

Ghobadi’nin Hanareh’i Kürdistan olarak gördüğünden bahsetmiştik. Benzer bir durum Kaplumbağalar Da Uçar’ın Agrin karakteri için de geçerlidir diyebiliriz. Onlu yaşlarında genç bir Kürt kızıdır Agrin. Mutsuzdur. Sevdikleri öldürülmüş, ülkesi işgal altındadır. Mayınlara basarak iki kolunu kaybeden kardeşi Henkov ve küçük Riga vardır yanında. Riga, tecavüze uğrayan Agrin’in doğurduğu istenmeyen bir çocuktur. Ailesini yok edenlerin çocuğunu taşımanın ağırlığı ve utancı ile intihar etmek ister Agrin. Tüm bunların yanında kendisine aşık olan Kak Satelite (Uydu) ‘a karşılık verecek halde değildir. Bu bağlamda şöyle diyor Devrim Kılıç: “Agrin’i Kürdistan’ın çok gerçekçi bir yansıması olarak görüyorum ben. Bu genç kız çok mutsuz, işgale ve tecavüze uğramış. Daha da ötesi, tıpkı ülkesi Kürdistan gibi, yaşama sevincini yitirmiş. Ülkesi işgal altında olduğu için mutsuz, özgürlüğü inkar edilmiş, mayınlarla doldurulmuş, sınırlarla bölünmüş ve yıllardan beri bombalanmalara maruz kalmış bir coğrafya. Agrin’in gözlerine bakarsanız, Kürdistan’ın ve Kürt kadınının ızdırabını ve dramını görebilirsiniz.”

Ghobadi Filmlerinde Kürt Kadını ve Temsili

Kadınlar ailelerini desteklemek için çalışırlar. Sarhoş Atlar Zamanı’nda Emine’yi diğer çocuklarla beraber bardakları gazetelere sararken görürüz. Filmin başlarında çocuklar bir aracın arkasında köylerine dönerken sınırı geçecekleri sırada araçları durdurulur. Yapılan aramada çocukların defter kaçakçısı olarak kullanıldığını görürüz.

Ghobadi filmlerinde göze çarpan bir diğer özellik kadınların tanımadıkları erkeklerle evlendirilmesidir. Sarhoş Atlar Zamanı’nda Rojin, amcasının isteği üzerine tanımadığı biriyle evlenmeyi kabul eder. Kardeşi Madi’nin tedavi ettirileceğine dair söz alınmıştır erkek tarafından. Rojin’in görüşü önemli değildir bu evlilikte. İçinde bulunduğu yaşam koşulları düşünüldüğünde çaresizdir aslında Rojin.

Taşıdığı folklorik havası ile dikkat çeken Yarım Ay filminde ise ilk kez bir kadın karakter bir “kurtarıcı” rolünü üstlenmiştir. Önceki filmlerinden farklı bir duruş sergileyen, güçlü, yol gösteren, kurtarıcı bir rol üstlenen kadın başrol oyuncusu Nîvê Heyvê Kürt kadınının Kürt toplumundaki yerinin bir yansıması gibidir.

Kürdün yaşamı özellikle 1990’lı yılların sonlarından başlayarak hızla büyüyen, uluslar arası alanda kendine daha fazla yer bulan Kürt Sineması ile yeni bir ifade aracı bulur kendini görünür kılmak için. Böylece Kürt gerçekliği de bir başka temsil olanağı yakalar. Bu süreçte Bahman Ghobadi ve filmleri önemli bir yerde durmaktadır. Ekonomik, politik ve sosyal yaşamları ile her zaman sınırda yaşayan bir halk olan Kürtlerin yaşamı, gelenekleri, birbirleriyle olan ilişkileri, çetin doğa ve iklim koşullarındaki zorlu hayat mücadeleleri, egemen devletlerin dayattıkları sınırlamalara karşı gösterilen direniş gerçekçi olarak resmedilir onun filmlerinde. Ve filmlerinde önemli anlamlar yüklediği kadın karakterler, bu kompozisyonun içinde kuşkusuz ayrı bir noktada durmaktadır.

ŞIROVE BIKE

Ji kerema xwe re şîrove bike!
Ji kerema xwe navê xwe binivîse