Êzidîlerin trajedisini anlatan filme Cannes’da ödül

0
21
REKLAM    


Ortadoğu’nun en kadim topluluklarından Êzidîler, yüz yıllardır gerek inançlarından, gerekse Kürt kimliklerinden dolayı çeşitli baskılarla karşı karşıya kalıyor. Sürekli katliamlara uğrayan Êzidîler, varlıklarını günümüze kadar sürdürdüler. Êzidîler, en son 3 Ağustos 2015 tarihinde DAİŞ’in Şengal’e saldırısında katledildi.
İnsan Hakları Savunucusu Rûken Tekeş ise babasının yıllar önce yaşadığı  bir hikayeyi beyaz perdeye aktararak, bu topluluğun yaşadığı trajediye dikkati çekiyor. 7 yaşındaki Êzidî Zelal’ın okul ortamında yaşadığı trajediyi anlatan Hevêrk (Çember) adlı ilk kısa filmi 69. Uluslararası Cannes Film Festivali’nin Kısa Film karegorisinde (The Short Film Corner) ödül aldı. Film, Cannes’da “Diversity in Cannes 2016 En İyi Film dalında İzleyici Ödülüne” layık görüldü. Film, toplam 39 Kürt çocuğu oynuyor. Mekan olarak ise Hasankeyf seçilmiş. Hevêrk’in 8 kişilik ekibinin 5’i kadın. 14 dakikalık filmin görüntü yönetmenliğinde ise ödüllü Deniz Eyüboğlu’nun imzası var. 

KÜÇÜK ZELAL’İN ÇEMBERE ALINMASI…

Gerçek bir hikayeden yola çıkan Yönetmen Rûken Tekeş, Kürt bir küçük kızın şahsında Ortadoğu’da ötekileştirmeyi konu ediyor. Kürtçe, Arapça ve Türkçe olan film, Zelal isimli Êzidî bir küçük kızın yaşadığı dışlanmışlık üzerine duruyor. Filmde, 7 yaşındaki Êzîdî Zelal’in diğer çocuklar tarafından çembere alınması anlatılıyor.
Türk eğitim sisteminin Kürdistan’daki asimilasyon politikalarını da eleştiren film, gerek mekanlar, gerekse kurgu olarak etkileyici. Sular arasında kalması beklenen Hasankeyf’in eşsiz doğası arasında çekilen film aynı zamanda, bu yönlü de bir eleştiri yöneltiyor. Bütün bu güzellikler içerisinde Hevêrk bize Êzidîlerin ve diğer azınlıkların çember altına alınarak, dışlanmışlıkları konusunda net ve açık bilgi veriyor. 

‘BABAMA PİŞMANLIĞINI SORDUM VE…’

Hevêrk’i babasının bir hikayesinden yola çıkarak, çektiğini söyleyen Rûken Tekeş, “Babam ’68 kuşağı devrimcilerindendi. Vefat etmeden önce ‘bu hayatta pişmanlıkların nelerdir” diye sordum. O da 7 yaşındayken yaşadığı bir olayı anlattı. Ve bundan dolayı  rahatsız olduğunu ve hiç unutmadığını söyledi. Ben de bundan oldukça etkilendim, yazmaya başladım ve filmi çektim” dedi.
İlk filminin olması ve Cannes’da gösterilmesinin de kendisi için önemli olduğunu belirten Tekeş, şöyle devam etti:
“Böyle bir film ile burada olmak güzel bir duygu. Filmi çekmemin iki ana nedeni, dünyada ve Türkiye’de halen yok edemediğimiz ayırımcılığın çocukların dünyasına nasıl yansıdığını göstermek ve Êzidî Kürtlerin Türkiye ve bölgede yaşadıkları trajedilere dikkat çekmektir. Çünkü Êzidîlerin durumu biliniyor ama görülmüyor. Bir biçimde tarihe gömülmüş. Ben bu ayrımcılığı yansıtmak istedim. Êzidîlerin dışlanmışlığı üzerinden dünyadaki bütün ezilenlerin hikayesidir. Özellikle son birkaç yıldır Suriye ve Irak’ta Êzidîlere yönelik yapılan katliam ile birlikte Türkiye’de konuşulmayan Êzidîleri anlatmak istedim. Aslında film çok bölgesel gibi dursa da evrensel bir sorunu yansıtıyor.”
Filmi Hasankeyf’te çekmenin nedenini ise Tekeş, şu sözlerle açıkladı: “Hasankeyf ile Êzidîlerin kaderi birbirine çok benziyor. Her ikisi de yok oluyor! Êzidîler günümüzde gittikçe azalıyor ve yok oluyorlar. Hasankeyf’in o muhteşemliği de sular altında kalıyor. Onun için böyle bir bağlantı kurdum.”

İNSAN HAKLARI SAVUNUCUSU

Aslen Amed’in Silvan ilçesinden olan Rûken Tekeş, küçük yaşta ailesiyle birlikte İstanbul’a yerleşiyor. Okumak amacıyla Amerika’ya giden Tekeş,  Los Angeles, Amsterdam, Atina, Viyana, Venedik, Roma, Kiev, San Diego ve Moskova gibi kentlerde uzun yıllar Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Uzmanı olarak çalışıyor. Sinemaya ise 2002 yılında BM bünyesinde insan halkları filmlerine destek vermekle başlıyor. Tekeş, BM’ye bağlı Ukrayna’da İnsan Halkları Festivali’nin kuruculuğunu yapıyor, Venedik Film Festivali EUIC İnsan Hakları Ödülü verilmesine vesile oluyor. 12 yıldır Londra’da devam Sinema ve  İnsan Hakları Eğitim programının fikir sahibi olan Tekeş, 2010 yılından bu yana İstanbul’da yaşıyor. 5 yıl Koç Üniversitesi’nde insan hakları dersleri veren  Tekeş, geçen yılın Eylül ayında akademilere yönelik yapılan baskılarla birlikte işten atılıyor. 2014 yılında geçirdiği bir kaza sonucu uzun zaman yatarak tedavi oluyor. Bu süre zarfında birçok hikaye ve film senaryosu yazmaya başlıyor. Hevêrk de yazdığı ve çektiği ilk kısa filmi. Tekeş, halen Yeni Anayasa Platformu Üyesi ve Sivil Değişim Derneği Başkanı olarak insan hakları çalışmalarına devam ediyor.

CANNES – ALİ GÜLER

Reklam

ŞIROVE BIKE

Ji kerema xwe re şîrove bike!
Ji kerema xwe navê xwe binivîse