Ezberleri bozmak için film yapıyoruz

0
20

 

Son yıllarda kadınların belgesel alanında iyi işler çıkardığını görüyoruz. Belgesel, sinemanın diğer türlerine göre daha özgür bir alan; eyleme, harekete, tartışmaya, dönüştürmeye dönük. Kadınların hak talep mücadelesiyle pekçok yerde kesişiyor.

Bir eylem, varoluş gerçekleştirmek için film yapmak, yaptığımız şey bu aslında. Sadece estetik kaygılarla film yapmıyoruz; bir şeyleri tartışmak, buradayız demek, ezberleri bozmak bazen tarihi yeniden yazmak için film çekiyoruz. Erkek egemen söylem medyadan gücünü alıyorsa; kadınlar bugün bu söylemi bozuyor, alternatifini geliştiriyor. Neden kurmaca film değil de belgesel çekiyoruz’un yanıtı da burada gizli aslında. ‘Gerçek’ olandan gücünü alıyor ve yine gerçeği sorguluyor. 

Genel olarak kadınların çektiği belgeseller iki kategori halinde gözümüze çarpıyor; mağdur kadını anlatanlar ve direnen, başaran kadını anlatanlar. Bu ilk yıllar hayatımızı özetlediğinden beklenebilir bir sonuçtu ama artık kadınların bu iki seçeneğin yanına yeni seçenekler de çıkarması/çıkarmamız lazım. Kadın yönetmenlerin, bizlerin, kendi temsilimizi yaparken erkek söyleminin dışına çıkmamız lazım; bunu yapmak o kadar kolay değil. Bu tartışmaları, sorgulamaları sık yapmalıyız.  Kadın yönetmenlerin sayısı henüz çok az; ancak yavaş yavaş sinemanın tanınmasıyla film yapan kadınların sayısı artıyor. Diyarbakır’da benim de eğitmenliğini yaptığım, kadınlara dönük bir sinema atölyesi gerçekleşti. Bu tür atölyelerin verimleri birkaç yıl içerisinde görülecektir. Sinema emek, zaman ve sabır isteyen bir alan. Bu tür ortak çalışmalarla deneyim paylaşımı yapıyoruz, hep beraber öğreniyoruz. Bu ortak işler yapmamızı, kenetlenmemizi de getirecektir. Bu konuları tartışacağımız, bir araya geleceğimiz daha çok platformlar oluşturulmalı. Amed Film Festivali bunu yaptı geçen sene; daha çok bu tür etkinliğe ihtiyaç var.
Bence yaptığımız şeyin önemi hala tam olarak anlaşılmıyor. Belgesel, sinemanın gücü, etkisi yeterince hesaplanmıyor; bunu özellikle Kürt halkı için söylüyorum, benim ailem bile hala sinemanın pahalı ve zaman kaybı bir iş olduğunu düşünüyor. Oysaki sinemayla/belgeselle ‘bugün’ yeniden kuruluyor. Ve aslında farkında olmasalar da çekilen her bir filmin etkileri karşısında direnseler de hayatlarına da yansıyor. Kadınların Kürt toplumundaki durumunu tartıştırıyor mesela. Değişmek istemiyorlar. Kürt toplumunda kadının değiştireceği daha çok şey var.
Sinema henüz tanınmadığından, kamerayla topluluk içinde gezerken farklı farklı tepkilerle karşılaşıyoruz. İlk belgeselim Kirasê Mirinê Hewîti’yi (Ölüm Elbisesi Kumalık) çektiğimizde, – kameramanım kadındı- gittiğimiz her yerde kadın sorununu tartışıyorduk, kadınların neden eve hapsedildiğini, neden sadece çocuk doğurmak, tandırda ekmek yapmakla sınırlı tutulduğu, erkek çocuk ile kız çocuk arasındaki ayrımı, mirasın neden sadece erkeklere verildiği konularını tartışıyorduk. Kadınlar bizim tarafımızdaydı, bizim daha çok konuşmamızı, daha çok film çekmemizi istiyorlardı. Mesele kumalıkla ilgili bir film çekersek bu meselenin çözüleceğini düşünüyorlardı. Bir filmle hiçbir şey kökten değişmez ama değişimi başlatabilir. Kadınlar Mardin’de bizim filmin gösteriminde “biz artık ölüm elbisesi giymek istemiyoruz” diye bağırdılar, konuşmaya başladıklarına şahit olduk. Belki zordu konuşmaya başlamak ama konuşmaya başlamak sancılı sürecin en zor adımıydı. Kürt toplumu kadın mevzusunu tartıştıkça değişiyor.
Zorluk, film çekimlerimizin her anında karşımıza çıkıyor bir diğer yandan. Son belgeselimiz Ez Firiyam Tu Mayî Lî Cî için (Ben Uçtum Sen Kaldın) Mardin’den Mahmur’a yolculuk yaparken, bizi Zaho’dan Hewler’e götüren şoförümüz durum karşısında şaşkın, durup durup siz iki kadın tek başınıza yola çıkabiliyor, film çekiyorsunuz diyordu. Ne kadın olarak film çekmek garipsenir bir şey, ne yola çıkmak. Bu durumun daha olağan karşılanması için yapabileceğimiz tek bir şey var: Daha çok yola çıkmak, daha çok film çekmek.

MIZGÎN MÜJDE ARSLAN

 

 

0 0 deng
Article Rating
Bibe abone
Dazanîne bigre
guest
0 Comments
Lêvegerînen navê nivîsê
Hemû şiroveyan bibîne