En iyi gotik korku filmleri

0
16
REKLAM    

Kerem Akça, sinema tarihinin en iyi 10 gotik korku filmini seçti
Bu hafta John Carpenter’ın ilk gotik korku filmi “Koğuş”un vizyona girmesini fırsat bilerek sinema tarihinde bu çok önemsenmeyen alana bakış attık. Atmosfer, ruh hali, katilsizlik ve daha nice beklenmedik öğeyle örülü bu eserler arasından 10 film çıkarmak zor olmadı.

Sinemada bazı tanımlar ya da kavramlar sürekli karıştırılır. Gotik korku filmi de bunlardan biridir ve bir alt türden ziyade sürekli gotik edebiyat ve gotik mimari ile aynı anlamda kullanılır. Sinemanın, Dracula ve Frankenstein gibi gotik edebiyat ürünlerine başvurmasına karşın, esasen içinde bulundurduğu alt tür daha farklı bir şeydir. Mimarinin ise bundan önceki yüzyıllardan bu kavramlara fazlaca katkı bıraktığı keskin bir gerçektir.

Korkuda ‘gotik’ aslında onların toplamından gelen ‘atmosfer’ ve ‘tedirgin edici mekan’ üzerinden yürüyen, bir karakterin hayal-gerçek arasında kalmasına odaklanan bir alan. Bu konsept içinde de genelde ana karakterin gözünden farklı alt türlerin içinde gezmemize olanak tanıyan bir yapı sunarken, sürpriz olgusunu merkezine yerleştirmeyi tercih eder. Ancak bu noktada psikolojik-gerilim ile karıştırılmaması da şarttır. Eğer ‘doğaüstü’ öğeler taşınan bir durum yok ise o alt tür ürünü bu türe kayar. Örneğin Roman Polanski’nin şehir üçlemesinin içindeki eserler böyledir.

Gotik korkunun sinema tarihinde en çok bilinen ya da kendini en geniş kitleye duyurmuş örnekleri “Rebecca”, “Büyü” (“Don’t Look Now”), “Cinnet” (“The Shining”, 1980) ve “Zindan Adası”dır (“Shutter Island”, 2010) aslında. Ancak Stanley Kubrick ve Martin Scorsese, bu konuya hakim isimler olmadığından yaptığım değerlendirmede onların eserlerini dışarıda bıraktığımı belirteyim. Zira bu alan ‘iyi çekilmiş mükemmelliyetçi filmler’e değil, konseptin ruhuna uyan dingin, atmosfer odaklı ve tekinsiz bir tona ihtiyaç duyar. Lafın özü o eserler genel kitleye göre alt türün yontulmuş halini sunarlar.

1-Rebecca (1940)
Perili ev filmi gibi başlayıp geçmişten kalan hesaplar meseleli bir aristokrat taşlamasına dönüşen eser. Deniz kenarındaki bodrum atmosferi ve çatı katı gibi motifleri kullanma becerisinin yanında, hizmetçi ve mitik köpek kavramları izinde yarattığı suspens (gizem) dolu gerilimle de dikkat çekici. Hitchcock’un öncü eserlerinin belki de en önemlisi!

2-Büyü (Don’t Look Now) (1973)
Bir karı-kocanın Venedik’in keskin doğasında çocuklarını arayışlarının öyküsü. Ancak daha çok bir ruhsal analiz ya da korkusal yolculuk olarak anılabilir. Zira Nicolas Roeg burada psikolojik bir gerilim dokusu yaratarak gotik korku filmlerinin temelleri konusunda çığır açıcı bir işe imza atıyor. Sonuna dikkat!

3-Ölüm Provası (Audishon / Audition) (2000)
Takashi Miike’nin ‘uçlarda’ ve ‘kült’ eserlerinin yanında, isteyince ciddi bir gerilim ve gizem tonu tutturabildiğini kanıtlayan bir eser. Kesilen bacak kavramının incelikli bir noktaya taşındığı ve ağız ezgisiyle tedirgin edici olabilen, lafın özü korkuyu farklı noktalardan çıkaran garip bir yapım. Kuşkusuz alanda fazlaca söz sahibi…

4-Altıncı His (The Sixth Sense) (1999)
‘Ölü insanları görüyorum’ diyen o çocuğa unutmak mümkün mü? İşte bu kavram üzerinden yürüyen hayal-gerçek arasında kalmış bir gotik film bu. Bruce Willis’in psikolog karakterinden tutun bütün diğer öğeler konusunda ‘tekinsizlik’ ana felsefe burada. Elbette M. Night Shyamalan’ın o dingin, ağır, sessiz ve efektsiz atmosferinin izinde… Bu filmden sonra Hollywood’un korku algısı bir çalkalanma yaşamıştır.

5-Diğerleri (The Others) (2001)
Gotik edebiyattan beslenen, mimari ile de iç içe geçen zamansız ve yabancılaşmış bir malikane içi öyküsü. ‘Karanlık’ ve ‘ışıksız’ dünyası sebebiyle hayaletin kim ve ne olduğunu anlamak öyle zor ki, çıkan sonuca akıl sır erdiremiyorsunuz! Alejandro Amenabar’dan yeni nesil bir korku harikası!

6-The Beautiful Beast (La Belle Bete) (2006)
“Hanging Rock’ta Picnic” (“Picnic at Hanging Rock”, 1975) ve “Küçük Bebeğe Ne Oldu?”yu (“Whatever Happened to Baby Jane”, 1962) birleştiren bir gotik korku örneği. İsminin anlamını metaforik, büyülü, psikolojik ve fantastik bir masal gibi kullanan özel bir yapıt. Bir ailenin içindeki tedirgin ediciliğe, ensest, sapkınlık ve yabancılaşma üzerinden asap bozucu bir bakış. Adeta aristokrasinin içindeki ‘canavarlaşma’nın belleksel temsili üzerine bir eser. Karim Hussain’in fazla bilinmeyen bu eseri olağan dışı tonu ve açılımlarıyla, ‘kült’ ibaresini çoktan hak etti.

7-Köy (The Village) (2005)
Deneklik işlevi gören bir köyde, Orta Çağ’da yaşayan bir grup insanın ‘kurt adam laneti’ üzerinden yaşamları. M. Night Shyamalan’ın sürpriz sonu ve dünya düzeni ile ilgili söyledikleri, belki de yönetmenin alt türdeki son zirvesini vermesini sağladı.

8-İblisin Kurbanları (The Other) (1972)
Tekinsiz bir tarlanın içindeki evlerinde mutlu mesut yaşayan ikizler. Peki biri kötü, diğeri iyi olan bu ikili, aslında gerçeğin ne kadar temsili? İkiz filmleri içinde özel bir yere sahip olan eser, Robert Mulligan’ın neredeyse ‘aile içi keskin dram’ çekme becerisiyle finaline varır. Şık, şok edici, gerçekçi ve dopdolu bir dünya servis eder.

9-Sağ ve Ölü (The Living and the Dead) (2006)
Simon Rumley’nin geriltici ev portresi üzerinden kurduğu asap bozucu bir anne-oğul ilişkisi portresi. Zira ana karakterin zihinsel özürlü biri olduğu yapıtta hiçbir şey gözüktüğü gibi değil. Yönetmen ilk filminde gotik korku filmini zeki dönüşlerle karşımıza getiriyor. Alt türün İngiltere versiyonuna zemin hazırlıyor hafif mizah katkısıyla…

10-Session 9 (2001)
Akıl hastanesine gelen bir grup araştırmacının yaşadıkları üzerinden yürüyen bir alt tür denemesi. “Makinist” ile tanınan Brad Anderson’ın ilk başarısı olarak nitelenebilecek eserin ‘perili ev filmi’ kavramına psikolojik, gotik ve atmosfer dokulu bakışı olağanüstü.

kerem akça

haberturk

Reklam

ŞIROVE BIKE

Ji kerema xwe re şîrove bike!
Ji kerema xwe navê xwe binivîse