Diktatörlük gerekliyse devrim vazifedir’

0
16
REKLAM    

 

Önder ELALDI
32. İstanbul Film Festivali dünya sinemasından seçkin filmlerin gösterimi ile devam ediyor. ‘Edebiyattan Beyazperdeye’ bölümünde gösterilen “Lizbon’a Gece Treni”, 1970’ler Portekiz’inin direniş yıllarına yer veriyor. Film, O yıllarda hüküm süren Salazar diktatörlüğüne karşı direniş içinde bulunan bir grubun devrim, bağlılık, yoldaşlık, sevgi ve inancın hikayesini anlatıyor. Yazar ve doktor Amadeu Prado’nnu yaşamını merkeze alan film, yakın dönem Türkiyesi’nde darbelerin ortaya çıkardığı diktatörlük dönemlerinde yaşanan birçok direniş öyküsünü yeniden hafızaya çağırmasını sağlıyor. Film, bugün 00.00’da Atlas Sineması’nda izlenebilir .


Hayatı kurtulan kim?

Latince öğretmenliği yapan Raimund, tekdüze bir hayata sahiptir. Birbirinin benzeyen günlerden birinde okula giderken köprüden atlamak üzere olan genç bir kadını kurtarır. Bu kurtarma anı Raimund’un yaşamına yeni bir soluk getirir. Kurtardığı kadının paltosunun cebinde bulduğu kitabı okumaya başlayan Raimund, kitaptan çok etkilenir. Bir de paltoda Lizbon’a tren bileti bulur ve aslında tekdüze hayattan sıkılan Raimund’un yıllardır beklediği andır. Kentlerde yaşamanın en büyük problemidir belirli bir meşguliyet alanı yaratıp hayat boyunca bu alanın içinde kalmak. Her günü önceki bir günün tekrarı ya da gelecek günün doğurucusu olarak yaşamak zamanı hissetirmez artık. Raimund tam da böyle bir sıkılmışlık içinde bir anlık kararla Lizbon trenine biner ve bu maceraya atılır.

Zamanın sonsuzluğu, hayatın tekliği

Lizbon’a giden trende bile kitabı elinden bırakmayan Raimund, kitabın yazarı Amadeu Prado’yu tanımak ister ve onu bulmak için evini bulur. Kızkardeşini evde bulan Raimund, Prado’nun izini sürer. Yazarı tanımaya başladıkça 1970’lerin faşist diktatörü Salazar döneminde geçen hikayenin içinde bulur kendini. Kitaptaki sözlerin büyüsüyle de içinde yaşadığı zamanı hissetmeye başlar. Kitapta zamanın sonsuzluğu ve hayatın tekliği üzerine sözler yer alır. Prado’nun yaşamının izlerine ulaşmak aynı zamanda kendisinin de bu hayatta var olduğunu hissettirir. Raimund, hem kızkardeşinden aldığı bilgilerden hem de araştırmaları sonucu o dönemde gerçekleşen direniş, aşk, bağlılık, yalnızlık ve bir takım kişisel yaşanmışlıklara şahit olur.

Direniş yıllarının özeti

Film, şimdi ve geçmiş arasında sürekli mekik dokuyan bir seyir izler. Prado’nun yaşamı etrafında dönen olaylar silsilesi onun yaşamı ve onunla yoldaşlık yapmış kişiler üzerinden anlatılır. Raimund, Prado’nun öldüğünü öğrenir ve mezarına gittiğinde, ‘Diktatörlük gerekliyse devrim vazifedir’ sözüyle karşılaşır. Bu söz Raimund’un karşılaşacağı 70’lerin direniş yıllarının özetidir adeta. Araştırmaları devam eder ve onu tanıyanlara ulaşmaya çalışır. Tanıdığı bir doktorun amcası Remez aracılığı ile o dönemde yaşananları öğrenmeye başlar. Remez, Prado’nun da içinde olduğu faşizme karşı birlikte hareket eden bir grubun hikayesini anlatmaya başlar.

Direniş ile büyüyen aşk

Prado aynı zamanda doktordur. Grup diktatörlüğe karşı illegal bir direniş örgütlenmesi içinde mücadelesini yürütür. Stefanya da bu grup içinde yer alan direnişçilerdendir. Kısa sürede prado ile aralarında sevgi bağı oluşur. Direniş ile birlikte büyüyen bu aşk, Stefanya’nın daha önce birlikte olduğu direnişçi tarafından engellenmeye çalışılır. Bu durumu kabullenmeyen bencil duygularıyla savaşan direnişçi, büyük bir yanlış yapmak üzereyken vazgeçer. Direniş, devrim ve yoldaşlık ilişkileri, direnişçinin egosunu yenmesini sağlayarak bu sevginin kendisi dışında da yaşabileceğini gösterir.

Güçlü anlam ve duygu bağı

Pascal Mercier’in aynı adlı kitabından sinemeya uyarlayan film, bu özelliğinin verdiği avantajla olaylar arasında güçlü bir anlam ve duygu bağı kuruyor. Güçlü dramasıyla izleyenleri olayların içine geçiyor. Raimund, intihar etmekten kurtardığı kadının kimliği, Prado’nun doktorluk mesleğinin ilkelerine uyup, salazar kasabı olarak bilinen işkenceciyi tedavi ettikten sonra gelen tepkilerin ne olduğu ve Raimund’un bütün bu olanları öğrendikten sonra nasıl bir hayatı tercih ettiği filmin sürpriz gelişmeleri olarak kendini gösteriyor.

Dengeli anlatım

Yakın dönemimizde Türkiye’sinde darbelerle ortaya çıkan diktatöryal rejimlerde benzer birçok hikayenin yaşandığını biliyoruz. Filmin hikayesi Türkiyeli izleyici için çok güçlü empati bağı kuralabilecek bir film olarak izlenebiliyor. Dengeli bir anlatımı tercih eden film, direnişin genel karakterini vermekle birlikte direnişin içinde gerçekleşen kişisel duyguları da hikayenin odağına yerleştirmiş.

Reklam

ŞIROVE BIKE

Ji kerema xwe re şîrove bike!
Ji kerema xwe navê xwe binivîse