Belgeselle Dr. Şivan ve Saitler Olayı

0
62

Belgeselle Dr. Şivan ve Saitler Olayı

 

Altın Portakal ödüllü yönetmen Çayan Demirel, bir dönemin en karanlık siyasi cinayeti olan ‘Saitler Olayı’nı ‘Dr. Şivan’ ismiyle belgesel film yapmış, Kürt tarihinde karanlıkta kalan ‘Saitler Olayı’nı ustaca kurgulayıp, 1971’den günümüze kalan sorulara cevap aramış. Filmde, tematik doğa ve mekan görselleri; tarihsel uğrakları kesişen tanıklarla ustaca buluşturulmuş. Sinema sanatının katmerli sorunu kurgu ve sekans ilişkisini profesyonelce kotaran yönetmen, zamanlar arası geçişleri hikayenin tarihsel uğraklarına indirgemiş. Belgesel filmlerin dokümanter karakterinden kaynaklı zorluğu ile hikayenin ağır siyasî atmosferi minimalize edilip filmin rahat izlenmesi sağlanmış.

Belgesel, Kürtlerin Che Guevara’sı olarak bilinen Sait Kırmızıtoprak’ın (Dr. Şivan) Dersim’in Civrak köyünde, bacasında duman tüten evinde, ocak başında konuşan kız kardeşinin sözleriyle başlıyor: “Acaba dedem ne düşündü dedi, öldürdükleri zaman? Acaba bir gün dile getirirler mi, derler mi ki bunları böyle böyle katliam ettik, öldürdük derler mi? Ben dedi bunu hiç unutmıycam, bununla yaşamıycam, kefenimi başıma dolamışım. Kefenimi başıma dolamışım deyince ben ağladım.”


Çayan Demirel’e konuşan Aziz Tanrıverdi de Doktor’un gitmeden önce, “Dedem Kew Tepesi’nde, arkasından sıkılan tabanca kurşunuyla öldürülürken, mutlaka, son nefesinde ‘Benim bir evladım ardımdan yetişecek ve ahım yerde kalmayacaktır’ diye düşünmüştür” sözleriyle Kırmızıtoprak’ın siyasal ve politik dünyasına dair ipuçları veriyor.


Doktor’un ‘ahını yerde bırakmak’ istemediği dedesi Bertal Efendi, 1937-38 soykırımından hemen önce ailesi dahil çoğu çocuk 55 kişi Kızılkilise (Nazımiye) yakınlarında kurşuna dizilip, cesetleri askerler tarafından yakılmıştı. 


Film, Dr. Kırmızıtoprak’ın bu travmalı aile hikayesinin, siyasal hayatında ne tür parametreler oluşturduğunu ve bu belleğin mücadele pratiğinde hangi alanlara tekabül ettiğini hüzünle anlatıyor. Dersim Soykırımı mağdurlarına dair vicdanı ve saygısı adeta, Edip Cansever’in “Saygımız ki bir kurşun yarası kadar derin” dizeleriyle buluşup, kendi hikayesinin bir parçası olacak, 36 yaşında kurşuna dizilip, mezar yeri dahi bilinmeyecekti.

Sınır boylarında bir doktor

Dr. Sait Kırmızıtoprak, hem Dersim katliamında yitirilenlerin, hem de ağır asimilasyon politikaları altında ezilen Kürdistan’ın acısına duyarsız kalamaz. Canip Yıldırım, “Sait lider olarak doğmuş. Objektif ve subjektif şartlar da Sait’in lider doğmasında etkili olmuştur” diyor. Liderlik vasfını ve kefenini başında taşıyan şanı, şöhreti kurulu düzeni geride bırakan Dr. Sait, 1969 yılında Nazmi Balkaş (Soro), Ahmet Kotan (Reşo Zilan) ve Hikmet Buluttekin (Çeko) ile Batman’dan yola çıkıp sınırın öte yakasına geçer. Artık Dr. Şivan ismiyle anılacaktır.
Yılmaz Çamlıbel, Kürt ulusal mücadelesini dağınıklıktan kurtarıp, örgütlü bir mücadele aracına dönüştürmek gerektiğini savunan Doktorun, ‘Mademki bizi silahla baskı altına alıp, zulmedip susturuyorlar, biz de bunun karşılığını aynı argümanlarla verebilir ve ancak böyle başarı kazanabiliriz’ düşüncesinde olduğunu söylüyor. Ahmet Zeki Okçuoğlu, Dr. Şivan’ın Marksizm’den geldiğini ancak Marksizm’den öte Fanon ve Sartre ekolünden olduğunu belirtiyor. 
49’lar olayında hapishane arkadaşı olan ve Mustafa Barzani’yle hareket eden TKDP Genel Sekreteri Sait Elçi’yi de yetersiz ve pasif bulan Dr. Şivan, Şeyh Said’in idam yıldönümü olan 25 Haziran’da (1970) T-KDP’yi kurar. Parti tüzüğünde amaçlarını “Kürt milletini milli bir kurtuluş savaşına hazırlamak, Kürdistan’ın bağımsızlığı için savaşarak, Kürdistan toprakları üzerinde bağımsız, sosyal ve demokratik bir Kürdistan kurmaktır” şeklinde özetler. Kısa sürede örgütlenen T-KDP’nin üye sayısı 5.000 kişiye ulaşır. Halk, Doktor Şivan’ın başı üstüne (Serê Doxtor Şivanî) yemin edecek kadar bağlılık gösterir. Ortadoğu satrancında oyuna yeni giren sosyalist Kürt ve Alevi Dr. Şivan bölge liderlerinin yanı sıra dış aktörleri de tedirgin eder ve mücadelesine start vereceği günlerde Sait Elçi ve iki arkadaşının kaybedilip öldürülmesinden sorumlu tutulup, hareketi engellenir.

Barzani faaliyetlerini kısıtlıyor

Temmuz 1971’de Mustafa Barzani’nin ABD ile yaptığı gizli görüşme raporunda da “Barzani, kendi bölgesinde Amerikan karşıtı unsurları temizlemeye hazırdır” beyanı, “Saitler Olayı”nın uluslararası çapta bir operasyon olduğuna işaret eder. Lütfü Bakşi de “MOSSAD ajanlarının cirit attığı bir ortamda solculuk yapıyorduk” diyerek komplonun dış bağlantılarına dikkat çekiyor.
Dr. Şivan’ın el yazılı notlarında esrarengiz bir isme de rastlanıyor. IKDP’den olduğu notu düşülen Neoman’la görüşmesinde, Neoman’ın Sait Elçi’in, “Zinar” olan gizli kod ismini bildiğini, kendisinin de ‘bu gizli ismi nereden biliyorsunuz’ diye tepki gösterdiğini yazar. Neoman’ın ayrıca Kürt hareketine ve Kürdistan’a zarar verebilecek fikirler taşıdığını da notlarına ekler. Aynı yılarda çekilen bir fotoğrafta Mesud Barzani’nin, MOSSAD ajanı Naum Admoni’yle ‘samimi’ görüntüsü hayli ilgi çekiyor.
İsmail Beşikçi de “Her iki Sait’in öldürülmesi Türk istihbaratının projesidir. Sait Kırmızıtoprak’ın 1970’lerde gerilla mücadelesi düşünmüş olması hem Türkiye’yi hem de Mele Mustafa Barzani’yi endişeye sevk etmiştir” diyor.
PKK lideri Abdullah Öcalan bir makalesinde, KDP’nin geçmişte gerillalarına yönelik saldırılarına dikkat çekip şöyle diyor: “KDP ile ilişkiler kritiktir. KDP’nin Doktor Şivan’a (Sait Kırmızıtoprak, Türkiye-KDP Lideri) yönelik tutumunun, yani sonuçta Doktor Şivan ile iki önemli yardımcısının öldürülmesi ve diğer grup elemanlarının dağıtılmasıyla sonuçlanan yaklaşımının bir benzeri PKK’ye yönelik olarak da uygulamaya konulmak istenmiş (ti).”
Barzanilerin Türkiye’den destek aldığı fikrinde olan Doktor’un, duruma anlam veremediğini söyleyen Hafız Tugan’ı, süreci yakından takip eden Kazım Arık da destekliyor. Bütün şüphelere rağmen Dr. Şivan’ın “Her halde Barzani bize kıyamaz” sözlerine tanıklık yapan Arık, Doktor’un, İran Kürdistanı’ndan, yardım istemek için Güney Kürdistan’a gelen ve Barzaniler tarafından öldürülüp İran Şahı’na teslim edilen Süleyman Muhini’nin akıbetine uğramayacakları fikri taşıdığını belirtiyor. 
Filmde “Bu belgesel film Dr. Sait Kırmızıtoprak’ın oğlu tarafından babasına ithaf edilmiştir” alt başlığına rağmen oğlu Dara Kırmızıtoprak ile hayatta olan eşi ve kızı belgeselde yer almamış. Ayrıca belgeselin bir afişinin dahi yapılmaması ve gösterime girmeden, internet üzerinden yayınlanması, Dr. Şivan’ın ‘talihsiz’ hikayesinin bir ironisi olsa gerek.
Film www.drsivan.info sitesinden izlenebilir.

Saitler olayı nedir?
1970’de Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi (TKDP) Genel Sekreteri Sait Elçi, Güney Kürdistan’da Parast’ının istihbarat merkezi olan Qumrî’de iki arkadaşıyla kaybolur. Irak Kürdistan Demokrat Partisi (IKDP) Dr. Sait Kırmızıtoprak’ı (Dr. Şivan) cinayet iddiasıyla 27 Kasım 1971’de Hikmet Buluttekin (Çeko) ve Hasan Yıkmış (Brusk) ile kurşuna dizer, Sait Elçi’yle birlikte siyasetten ve hayattan bertaraf edilir.
 Şeyh Said’in idam yıldönümünde parti kuran Dr. Şivan’ın ölüm yıldönümünde de benzeri argümanlarla PKK, gerilla savaşı vermek için parti kurar. Mezar yerleri dahi bilinmeyen iki devrimci Kürt liderin ve yoldaşlarının karanlık cinayeti,” Dr. Şivan” belgeseliyle kriminal olmaktan çıksa da esrarını hala koruyor.



NESİMİ ADAY

ŞIROVE BIKE

Ji kerema xwe re şîrove bike!
Ji kerema xwe navê xwe binivîse