Béla Tarr Sinemasından 5 İyi Film

0
19
REKLAM    

Macaristan’lı yönetmen, yapımcı ve senarist olan Béla Tarr, 16 yaşında amatör filmler yapmaya başladı. 22 yaşında ilk uzun-metraj filmini (Csaladi Tüzfeszek) çekti. İlk dört uzun metrajlı filminin senaryosunu kendisi yazan Béla Tarr, genellikle filmlerini siyah-beyaz formatla çekmeyi tercih etmiştir.

“Ben dünyaya siyah-beyaz bakarım. Eğer çevrenizdeki nesneleri renklendirirseniz onların gerçek anlamını ve önemini kavrayamazsınız.” diyen Tarr’ın en iyi 5 filmini sizler için listeledik:

Damnation (1988)

Béla Tarr’ın 1988 yapımı ‘Damnation’ filmi, Sovyetler Birliği’nin kontrolü altındaki Macaristan’da küçük bir yerleşim yerini anlatmakta. Bu sıradan yerin monotonluğu altında git gide ezilen Karrer, cesaretsiz ve çaresiz bir adam. Titanic ismindeki barda sürekli dinlemeye gittiği şarkıcı kadına aşık olan Karrer’a bir gün bir adrese teslim etmesi için bir paket verilir. Aşık olduğu kadının kocasını uzaklaştırabilmek için bu görevi ona devreder. Tek amacı onunla biraz daha vakit geçirebilmektir.

Sátántangó / Şeytanın Tangosu (1994)

432 dakika süren film yönetmenin kariyerinde önemli bir başarıya sahip. 1980’lerin kominizm sonrası Macaristan’ının tahrip olmuş küçük bir köyünde, hayat durmuştur. Güz yağmurları başlamıştır. O akşamüstü köylüler büyük bir ödeme beklemektedirler, sonrasında da, bazıları hakkettiğinden fazlasını alma planlarıyla oradan ayrılmayı düşünmektedirler.

Fakat o sırada iki yıl önce öldüğünü düşündükleri Irimias, geri gelmiştir. Onlar da topluluğun devamlılığını koruma amacıyla Irimias’ın çevireceği tantanalı planla paralarını alacağı düşüncesiyle korkmuşlardır.

Film Irimias’ın köye dönüşünün etkisi ve sonuçları üzerinedir. Yönetmeni Tarr’ın bölünmeden seyredilmesini tavsiye ettiği filmi, başyapıt olarak kabul görmektedir. Sosyalizm sonrasında bir Macaristan köyünde geçen film 12 bölümden oluşuyor.

Werckmeister harmóniák / Karanlık Armoniler (2000)

Küçük bir Macar kasabasına bir sirk gelir. Bir kamyona yüklenmiş dev bir balina ölüsü “Prens” adlı sunucu tarafından kasaba halkına gösterilecektir. Ancak “Prens” ortaya çıkmaz. Sessiz bir kalabalık dondurucu soğukta kamyonun çevresine toplanır. Bu bekleyiş kasabada büyük bir gerginliğe yol açar. İnsanlar içlerindeki şiddeti dışa vurmaya hazırdır. Darbe söylentileri ortada dolaşmaktadır. Ortam insanları ayartmak, yoldan çıkarmak için çok uygundur. Karanlık Armoniler bir süre komünizmle yönetilmiş bir ülkede düzeni ve barışı yok edip anarşik bir ortam yaratmaya çabalayanlara karşı sessiz bir çığlıktır.

A Londoni Férf – Londra’daki Adam (2007)

Maloin, uçsuz bucaksız okyanusla iç içe geçen bir feribot limanının hemen yanında bulunan demiryolunun makaslarını kontrol eden bir bekçi olarak, hayatın bütün dertlerinden, çelişkilerinden uzak sade bir basit hayat sürmektedir. Ancak Maloin, yine o sade ve dertsiz bir akşam üzeri, korkunç ve hayatının sonuna kadar unutamayacağı ve kendisini derinden etkileyecek bir olaya şahit olur.

A Torinoi Lo – Torino Atı (2011)

1889 yılında, Almanya’nın en ses getirmiş düşünürlerinden biri olan, büyük filozof Friedrich Nietzsche, İtalya’nın Turin dolaylarında çıktığı bir seyahatte ilginç bir olay ile yüz yüze gelecektir. Bir atın kırbaçlandığına şahit olan filozof bu olay sonrasında bir ay yatağından çıkmayacak, çok ciddi sağlık ve ruh problemleri yaşayacak ve yedi yıl sonra da yaşama gözlerini yumacaktır. Peki o ata ne olmuştur?

Bela Tarr, “Bu benim son filmim olacak” diye çektiği A Torinoi Lo (Torino Atı)’nı 2011’de tamamladı.

Reklam

ŞIROVE BIKE

Ji kerema xwe re şîrove bike!
Ji kerema xwe navê xwe binivîse