Sansürün “Önlenebilir Yükselişi”

0
57

Türkiye’de, son dönemde gerçekleştirilen protestolara katılan insanlara devlet ve işbirlikçilerinin (Emniyet Güçleri,TSK,Hükümet, Jitem, Hizbul-kontra, Hüda-Par,Korucular ve Işid) saldırıları insanların katledilmesine sebebiyet vermektedir. Ana akım medyada sözde’’ Kobane Protestosu’’ olarak algılandırılan bu olaylarda, asıl sebep Ortadoğu’da yaratılmış son yılların en tehlikeli, insan katleden makinesine dönüşmüş olan, IŞİD (DAİŞ) çetelerinin bir başka katliamının oluşmasına engel olmak için, uluslararası kamuoyunda ses çıkarmak isteyen kitlelerin düzenlediği protestolardır. Bu protestolar sırasında devlet yetkililerinin söylemleri ülkedeki gerginliği daha fazla

tırmandırmaktadır. Hükümet yetkilileri sosyal medya üzerinden IŞİD’e övgü düzen paylaşımlar yapmakta ve sokaklarda protesto gösterilerine katılan insanlara yapılan saldırıları meşru kılmaya çalışmaktadır. Bunun en büyük örneğini İstanbul’un Esenyurt ilçesi, Diyarbakır, Mardin ve Gaziantep illerinde gerçekleşen olaylarda görmekteyiz. Bu olaylarda devletin kolluk güçleri, çetelerin silahlarla protescuların üzerine gitmesine göz yummuş ve ölümlere sebebiyet vermiştir. 

 

 

Devlet yetkililerinin söylemi ayrıştırıcılığı daha da arttırmaktadır. 2006 yılında gerçekleşen olaylarda “kadın da olsa çocuk da olsa kim olursa olsun güvenlik güçlerimize karşı çıkan herkes gerekli cevabı alacaktır.” denmesi üzerine sokaklarda yine insanlar katledilmişti. Gezi Parkı protestoları sırasında devletin sürdürdüğü tutum yine devam etmiş ve devlet, sokaklarda tekmelenerek öldürülen Aliler’in oluşmasına ve Berkinler’in gaz kapsülüyle ölmesine sebep olmuştur.

 

Sınırın ötesinde, kardeşlerinin katliamına sessiz kalmayan insanların gerçekleştirdikleri bu protestoların bastırılış şekli, devletin IŞİD’den farklı olmadığını göstermektedir. Kapitalizmin ortadoğuyu her geçen gün daha fazla kana bulaştırdığı bugünlerde, buna karşı gerçekleştirilen eylemler sanatın yeniden doğumuna sebep olacaktır. Sömürü düzeni kendini her şekilde gösterebilmektedir; dün somada 301 işçinin ölümüne sebep veren, her gün erkek şiddetine ve tecavüzüne maruz kalan kadınlar; erkek egemen kapitalist sınıfın oluşturduğu IŞİD çetesinin insanlık dışı saldırılarına maruz kalmaktadır

 

Spartacus’ten günümüze Ortadoğu’da bugün gerçekleşen direnişe kadar birçok şey sanatın büyümesine neden olmuştur. Bu yüzdendir ki günümüzde Hiroşimalar, Vietnamlar, Rojavalar,Halepçeler,Roboskiler,Lazkiyeler,Filistinler,Şengaller,Srebrenitsalar ve Gezide yitirilecek gençler bir daha olmasın diye sanat iktidara karşı savaş vermektedir. Bunun yakın örneklerinden biri Reyan Tuvi’nin yönettiği ‘’Gezi Direnişi’’ belgeselidir. ‘’Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’’ adlı belgeselin sansürlenmesi üzerine sanatın gerekliliğine yerine getirmek isteyen sinemacılar filmlerini çekmiştir. Bu durum karşısında Reyan Tuvi belgeselini yeni formatıyla altyazının bir bölümünü çıkarttıp vererek yarışmaya kabul ettirmiş, ancak; belgesel sinemacıların filmleri geri çekmesinin ardından Belgesel Sinema bölümü iptal edilmiştir. Altın Portakal gibi bir festivalin bu sansürleri darbe dönemlerinde gördüğü bilinmektedir. Ortaya çıkmış olan bu durum ‘’Yeni Türkiye’’nin ‘’Eski Türkiye’’den pek farkının olmadığını göstermişir. Bugün ‘’tanklar’’ Diyarbakır’da ‘’sansür’’ Altın Portakal’da kendini göstermiştir. Fatih Akın’ın tehdit edilmesi neyse sansürün uygulanması da aynı özellikleri taşımaktadır.

 

Sansür ve otosansürün günümüzde Altın Portakal’da kendini açıkça göstermesi sanatın mücadele etmesi gereken alanları da gözler önüne sermiştir. Altın Portakal’da bir kısım konser ve eğlencenin ‘’Kobane bahanesiyle çıkan olaylar’’ nedeniyle iptal edilmiştir! diye yapılan açıklamasının festival düzenleyicilerin iktidarla ne kadar özdeşim içinde olduklarını gözler önüne sermiştir. Bu politika gösterilecek filmlerin yerlerinden kendini somutlaştırmış ve fiyatıyla açıkça tarafını belli etmiştir. 8 lira olan bilet AVM’de gösterilen filmlerin fiyatına hemen hemen denk düşmektedir. Geçen yıllarda da AVM’lerde gösterilen filmler bu yıl daha çok artmıştır. Festival daha çok AVM’lerin içine sıkıştırılıp yok edilmek istenmekte. AVM’lere sıkıştırılmak istenen sinema ‘’Emek Sineması’’nın yıkılmasıyla kendini göstermiş ve bu durumu protesto eden sanatçılara, polis sert bir şekilde müdahale edip yaralıların oluşmasına neden olmuştur. Sanatın AVM’lerden çıkıp topluma ve yaratıcılığına tekrar dönmesine, sansür-otosansür durumlarına karşı mücadele edilmesine destek olunmasını istiyoruz. 

 

Bu yüzden 51. Altın Portakal film festivaline boykot çağrısı yapıyoruz.

Akdeniz Üniversitesi Sinema Topluluğu

0 0 deng
Article Rating
Bibe abone
Dazanîne bigre
guest
0 Comments
Lêvegerînen navê nivîsê
Hemû şiroveyan bibîne